VİTRİN DEĞİŞİYOR, PEKİ YA TEZGAH?

Abone Ol

Uzun zamandır sokakta, bazı görsel ve yazılı medyada, hatta sosyal medyada hep aynı cümleyi duyuyoruz: “Hükümet değişsin, bunlar gitsin, her şey hemen düzelir.” Bu sözler kulağa oldukça umut verici geliyor. Sanki sandığa gidip oy verdikten sonra ertesi sabah bambaşka bir ülkede uyanacakmışız gibi bir algı yaratıyor. Keşke gerçekten bu kadar basit olsaydı.

Ama gerçek şu: "Kötü yönetim çoğu zaman bir sebep değil, bir sonuçtur." Eğer bir ülkede gelir adil dağılmıyor ise, zengin daha zengin olurken fakir daha da yoksullaşıyorsa; insanlar geçim derdinden başını kaldıramıyorsa… O zeminden çıkan yönetimin kusursuz olmasını beklemek gerçekçi değildir.

Sorun sadece ekonomi de değil. Daha derinde, sorgulamayan bir toplumsal yapı yatıyor. Eleştirel düşünceden uzak, kendisine sunulanı kolayca kabul eden bilinçsiz bir kitle zamanla biat kültürüne sürüklenir. Oysa hesap sormayan toplumlarda değişim zor ve kalıcı olmaz.

Bu günlerde muhalefetteki siyasi partilerin sıkça dile getirdiği erken ya da ara seçim çağrıları da aslında bu döngünün bir parçası gibi görünüyor. Çünkü mesele sandığın ne zaman kurulduğu değil, o sandığın ne kadar güvenilir olduğu ve hangi koşullar altında kurulduğudur. Aynı güç dengeleri, aynı alışkanlıklar ve aynı sistem sürdüğü sürece, değişen çoğu zaman yalnızca birkaç isimden ibaret kalır.

Siyaset, ekonomiden ve güç ilişkilerinden bağımsız değildir. Parayı kim kontrol ediyorsa, yönü de büyük ölçüde o belirler. Bu yüzden “iyi biri gelsin, her şeyi düzeltsin” beklentisi çoğu zaman bir hayalden ibarettir. Bu sistem, ya geleni kendine benzetir, ya da benzemez ise sistem dışarı iter.

Peki neden sürekli aynı döngüye dönüyoruz?

Geçim sıkıntısı, kötü yönetici, kurumsal zayıflık, sorgulama eksikliği ve alışkanlığa dönüşen sadakat… Bu tablo değişmeden sonuçların değişmesini beklemek zor.

Asıl soru şu: İsimler mi değişmeli, yoksa düzen mi?

Eğer gelir adil paylaşılmıyor, eğitim fırsat eşitliği sunmuyor ve hukuk herkese eşit işlemiyorsa; sistem değişmediğinden, yalnızca yönetimi değiştirmek köklü bir dönüşüm yaratmaz.

Sonuç olarak mesele yalnızca sandığa gitmek değildir. Asıl mesele, o sandığın üzerinde yükseldiği zemindir. Vitrin değişse de tezgâhda satılan aynı kaldıkça sonuç değişmez. Çünkü sorun yalnızca iktidarda olanlar değil, o iktidarı üreten sistemin kendisidir. Bu nedenle, gerçek bir değişim için birlikte hareket etmeye ve güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç vardır.