VALİ GİTTİ AMA SORUN BİTMEDİ

Abone Ol

Devlet yalan söylemez derler.
Ama bazen gerçeğin adını değiştirir,
bazen de gerçeği bir yerden alıp başka bir yere taşır.
Yalova’da yaşanan ve üç polisin şehit olduğu o gece, bize tam olarak bunu gösterdi.

Bu yazı bir “DEAŞ operasyonu başarısı” yazısı değildir.
Bu yazı, sonradan operasyon adı verilen bir facianın hikayesidir.

*

İHBARLA BAŞLADI

Her şey saat 23.00 sularında 112 Acil Çağrı Merkezi’ne gelen bir ihbarla başladı.
“Bir eve şüpheli şahıslar girdi.”

Ne istihbarat vardı,
ne özel bir hazırlık,
ne de “yüksek riskli hedef” bilgisi.

İhbar üzerine Çiftlikköy Karakolu’ndan iki resmi araçla 6 polis ve 2 bekçi eve gönderildi.
Bunlar özel harekat değildi.
Bunlar terör operasyonu timi değildi.
Bunlar rutin görev yapan karakol polisleriydi.

Kapı çalındı.
Kapı açılmadı.
Kapının ardından otomatik silahlarla yaylım ateşi açıldı.

O anda yaşanan şeyin adı ne operasyondur ne de başarıdır.
O anda yaşanan şeyin adı pusuya düşürülmüş polislerimizdir.

*

GERÇEK AÇIKLANMADI

Çatışmada polislerin tamamı ve bekçilerden biri vuruldu.
Araçların başında kalan bir bekçi telsizle yardım istedi ve 12 dakika boyunca evden çıkışı engellemek için ateş altında direndi.

Bu noktada anlaşıldı ki olay, karakol polisinin altından kalkabileceği bir şey değildi.
Devreye, Jandarma be Polis Özel harekat birlikleri sokuldu. Saatler süren çatışmanın sonunda 6 IŞİD militanı öldürüldü.
Ve işte tam bu noktada, olayın adı değişti.
Artık bu bir: “DEAŞ operasyonu”ydu.
Oysa gerçek şuydu:
• Operasyon sonradan yapılmıştı.
• İlk gidenler operasyon için değil, ihbar için gitmişti
• Şehit olanlar özel tim değil, karakol polisleriydi.

Gerçek gizlenmedi belki ama yeniden paketlendi.

*

YILLARCA DOKUNULMADI

Evde öldürülen altı IŞİD teröristine dair bilgiler ise facianın asıl nedenini ortaya koyuyor:
• 2019’da Halep’ten Türkiye’ye giriş
• 2024’te vatandaşlık,
• Aynı evde, izole şekilde, yıllardır süren yaşam,
• Mahalleli defalarca şikâyet etmiş
Ama devlet dokunmamış.

Bu insanlar:
• İzlenebilirdi
• Sessizce alınabilirdi
• Dağıtılabilirdi

Yapılmadı.

Bedelini kim ödedi?

Gece vardiyasında görev yapan, hiçbir özel koruması olmayan karakol polisleri.

Sonuç:
• 3 polis, 1 bekçi şehit
• 9 polis yaralı

*

KAMERALAR KARŞISINDA

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya
Jandarma ve Emniyet komutanlarıyla birlikte kameraların karşısına geçti.

Mesaj netti:
• Devlet güçlü
• Terörle mücadele kararlı
• Operasyon başarıyla sonuçlandı

Ama kameraların göstermediği bir fotoğraf vardı:
• Kapıyı çalanlar özel tim değildi.
• Şehit olanlar “DEAŞ operasyonuna giden” polisler değildi.
• Onlar sadece görevine çıkan polislerdi.

Devlet güçlü görünmeyi seçti.
Gerçeği konuşmayı değil.

*

KİMLER GÖRMEZDEN GELDİ?

Kamuoyu cevap beklerken:
• İhmal zinciri araştırılmadı
• “Kim görmezden geldi?” sorusu sorulmadı
• Sorumlular açıklanmadı.
Onun yerine Yalova Valisi Hülya Kaya görevden alındı.

Adına “merkeze çekilme” dendi.
Ama bu bir rutin görev değişikliği değildi. Bu, açık bir görevden almaydı.

Türkiye’de bu dil artık tanıdık:
• Ceza dememek için
• Sorumluluk dememek için
• Hata dememek için
Bir cümle yeterlidir:
“Merkeze çekildi.”
Yerine Bingöl Valisi Ahmet Hamdi Usta atandı.
Vali gitti.
Dosya yer değiştirdi.
Ama sorular yerinde kaldı.

*

BU SORULAR YANITLANSIN
• Yıllarca aynı evde kalan IŞİD hücresi neden izlenmedi?
• Mahallenin şikayetleri neden dikkate alınmadı?
• Neden bu eve ilk gönderilenler karakol polisleriydi?
• Bu kişilere yıllarca kim ya da kimler “dokunmayın” dedi?
• Bu bedeli neden hep sahadaki polislerimiz ödüyor?
Bu soruların hiçbiri cevaplanmadı.

*

SON SÖZ

Devlet başındakiler gerçeği gizlememeli.
Belki doğrudan söylemez.
Ama bazen:
• Gerçeğin adını değiştirir
• Zamanlamayı kaydırır
• Sorumluluğu makamlar arasında dolaştırır.

Şehit polislerimiz; İlker Pehlivan,
Turgut Külünk, Yasin Koçyiğit…

Hiçbiri “DEAŞ operasyonuna gidiyoruz” diyerek evden çıkmadı.
Onlar bir ihbara gittiler.
Devletin zamanında yapmadığını,
devletin görmezden geldiğini,
canlarıyla durdurmaya çalıştılar.

Bu ülkede gerçek konuşulmadıkça,
dosyalar açılmadıkça, sorumlular isimleriyle anılmadıkça;
merkeze çekilenler değişir, valiler değişir, manşetler değişir…
Ama ne yazık ki,
cenazeler değişmez.