Ruhu okşanmamış, kalbi kırılmış, yaptığı fedakârlıkların karşılığında çoğu zaman takdir görmemiş kadınlarız biz.
Şehirde de köyde de kimi zaman emeği görünmeyen, yaptıkları sıradan sayılan kadınlarız. Evde, işte, sokakta… Yapılması gereken işler çoğu zaman görev gibi omuzlarımıza bırakılmış, bir şey eksik kaldığında ilk suçlanan yine biz olmuşuz.
Bazen susmak zorunda bırakılmışız. Bazen anlatmaya çalıştığımızda bile anlaşılmamışız. Yaşadığımız acıların, uğradığımız haksızlıkların yükü bile bize yüklenmeye çalışılmış. Ama bütün bunlara rağmen içimizdeki gücü kaybetmeden ayakta kalmayı öğrenmişiz.
Tarihin her döneminde kadınlar vardı.
Toprağı işleyen, çocuk büyüten, ailesini ayakta tutan, üretmeye devam eden, hayata umut katan kadınlar… Bazen görünmeyen kahramanlar olduk, bazen de mücadelemizle yol açtık.
Biz; incinse de kırılmayan, yorulsa da vazgeçmeyen kadınlarız.
Gözyaşımızı silip yeniden ayağa kalkmayı bilen, düştüğümüz yerden kalkıp yürümeye devam eden kadınlarız.
Güçlü müyüz?
Evet, aslında sandığımızdan çok daha güçlüyüz. Çünkü hayat bize defalarca yeniden başlamayı öğretti. Yapamayacağımız iş yok, başaramayacağımız yol yok.
Bugün kadınlar hayatın her alanında var.
Bilimde, sanatta, eğitimde, sağlıkta, yönetimde, sporda… Artık sesimiz daha çok duyuluyor. Kadınlar hem annelik yaparken hem kariyerlerini sürdürebiliyor, hem ailelerini büyütüyor hem hayallerini büyütüyor.
Ama en önemlisi; biz birbirimize güç veriyoruz. Bir kadının gülüşü başka bir kadına umut oluyor, bir kadının cesareti başka bir kadının yolunu aydınlatıyor.
Ve tüm zorluklara rağmen…
Biz yine güleceğiz.
Yine eğleneceğiz.
Yine hayaller kuracağız.
Yine istediğimiz gibi yaşayacağız.
Çünkü biz kadınlarız.
Kırıldık ama parçalanmadık. Yorulduk ama vazgeçmedik.
Her şeye rağmen hayatı yeniden yeşerten, umudu büyüten kadınlarız.