TUZUN KURU!

Abone Ol

Tuzu kuru…
Geçimi yerinde olan,
maddi sıkıntısı bulunmayan,
yarın sabah nasıl geçineceğini düşünmeyen insanlar için kullanılan bir söz.

Senin tuzun kuru Bilal Erdoğan…

Sırtını saraya dayamışsın.
Hayat pahalılığıyla sınanmadın.
Markette etiket değiştiren kasiyerin gözündeki çaresizliği yaşamadın.
Ay sonunu getiremeyen emeklinin cebine bakmadın.

İstediğini konuşuyorsun.
İstediğini yapıyorsun.
Kimse sana karışmıyor, karışamıyor.

Adeta veliaht gibisin.

Yanında valiler hazır ola geçiyor.
Canın istiyor ok atıyorsun.
Canın istiyor emeklilere “tembel” iması yapıyorsun.

Şimdi de Amerika’dan örnek verip,
bu ülkenin emeklilerini küçümsüyorsun.

Oysa asıl soru şu.

Bir ülkede insanlar 70 yaşında hala çalışıyorsa…

Bu, o ülkenin çalışkanlığını mı gösterir?

Yoksa sosyal devletin çöktüğünü mü?

+++

Bilal Erdoğan konuşmuş…

“Amerika’nın gavuru 70 yaşında masalara servis yapıyor” demiş.

Sonra dönüp Türkiye’de EYT’den emekli olan insanları hedef almış.

“Devlet bana geçinecek kadar maaş versin diyebiliyor” diye sitem etmiş.

İyi de…

Kim bu insanlar?

Sabahın köründe servise binenler…
Fabrikada ömrünü tüketenler…
İnşaat iskelesinde ölümle çalışanlar…
Yeraltında kömür kazanlar…
Atölyelerde gençliğini bırakanlar…
30-35 yıl prim ödeyenler…

Onlar keyiften mi emekli oldu?

+++

EYT bir lütuf değildi.

Devletin yıllar önce verdiği hakkın,
yıllar sonra teslim edilmesiydi.

Kimse bir sabah uyanıp:
“Canım çalışmak istemiyor” demedi.

1999’da bir gecede değiştirilen yasayla, aynı işyerinde çalışan insanlar arasında uçurum yaratıldı.

Birisi emekli oldu.
Bir gün farkla yanındaki işçi 15-20 yıl daha bekletildi.

EYT mücadelesi işte bu adaletsizliğe karşı verildi.

+++

Ama mesele başka…

Türkiye’de insanlar emekli olduğu için değil, emekli maaşıyla yaşayamadığı için çalışıyor.

İSİG verileri ortada:

2025 yılında çalışırken ölen 50 yaş üstü işçi sayısı, 684.

558’i, 50-64 yaş arasında.
126’sı, 65 yaş üstünde.

Yani insanlar torun severken değil…
İskelede düşerek,
tır altında kalarak,
tarlada çalışırken,
çöp toplarken ölüyor.

Neden?

Çünkü emekli maaşı yetmiyor.

Çünkü kira can yakıyor.
Çünkü market filesi dolmuyor.
Çünkü bu ülkede milyonlarca emekli,
“Bir iş bulamazsam aç kalırım” korkusuyla yaşıyor.

+++

Amerika örneği veriliyor ya…

Amerika’da 70 yaşında çalışan bir garson varsa, orada da sistem eleştirilir.

Kimse bunu başarı hikâyesi diye anlatmaz.

İleri yaşta çalışmak tercihtir.
Ama mecburiyet olmuşsa,
orada sosyal devlet bitmiş demektir.

+++

Bir başka çelişki daha var.

EYT seçim öncesi çıkarılırken sorun yoktu.

Meydanlarda alkış vardı.
“Vatandaşın mağduriyetini çözüyoruz” deniliyordu.

Baban sıkıştı.

Yeniden seçilmek için EYT Yasası’nı baban çıkardı.

Bilal’e anlatır gibi anlatmadılar mı sana?

EYT’lilerin emekli olması için baban izin vermeseydi, AKP’li vekiller el kaldırabilir miydi?

Bugün ise aynı insanları “tembellik” üzerinden suçluyorsunuz.

+++

Bu ülkede milyonlarca insan emekli olup lüks hayat yaşamıyor.

Çoğu ikinci iş peşinde.

Pazarcılık yapıyor.
Güvenlik oluyor.
Motokurye oluyor.
İnşaata gidiyor.

Yani emekli olup yine çalışıyor.

Çünkü Türkiye’de emeklilik artık dinlenmek değil,
hayatta kalma mücadelesi.

+++

Çalışmak ayıp değildir.

Ama insanların ömür boyu çalışıp,
yaşlandığında hala ayakta kalabilmek için çalışmak zorunda bırakılması…

İşte orada büyük bir sorun vardır.

Ve o sorunun adı:

“Tembellik” değil,
yoksulluktur.

Sen yoksulluğu bilmezsin Bilal Erdoğan…

Babana sor.

İETT işçisiyken yaşadığı yoksulluğu,
yoksunluğu anlatsın sana.

Tabii hala anımsıyorsa…