İZMİR HABERLERİ

Tugay’ın ‘yapay yağmur’ projesi tartışma yarattı! Hayata geçerse su faturaları artacak mı?

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, su krizine çözüm amacıyla yapay yağmur projesi için Bakanlığa başvuru yapıldığını açıkladı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası Genel Sekreteri İsmail Küçük ise yapay yağmurunda ‘tüccarların’ bazı yöneticileri ikna etmeye çalıştığını ifade etti. Projenin hayata geçmesi durumunda oluşacak yüksek maliyetin İzmirlilerin su faturalarına yansıyabileceği uyarısında bulundu.

Abone Ol

Son Mühür/ Emine Kulak- İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, yapay yağmur için bakanlığa başvuru yaptıklarını açıklayarak, “Buna tohumlama diyorlar. Şehrin üzerine gelmiş bulutlarla yapılıyor. Yoğunlaşmasını sağlayan bir yöntem var. Yağmuru yüzde 25 artırdığı söyleniyor ama Türkiye’de resmi uygulama yok. Bakanlığa başvurduk, sorumluluğu alın ve yapın dediler. Araştırıyoruz, Türkiye’de yapan firma yok, yurtdışında bulduğumuz zaman bunu da yapacağız” şeklinde ifadeler kullanmıştı.

Tugay’ın açıklamasının ardından tartışmalar büyürken, konuya ilişkin bilimsel eleştiriler de gelmeye devam ediyor. TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası Genel Sekreteri İsmail Küçük, yapay yağmur uygulamalarının bilimsel olarak kanıtlanmış bir çözüm olmadığını vurgulayarak, su krizinin siyasi tartışmalara indirgenmemesi gerektiğini, asıl çözümün su yönetimi, planlama ve mevcut kaynakların doğru kullanımı olduğunu ifade etti.

“HANGİ BİLİMSEL KURULLAR İLE ÇALIŞMIŞLAR?”

Yapay yağmur uygulamalarının bugüne kadar bilimsel olarak etkisinin kanıtlanmadığını vurgulayarak, bu tür yöntemlerin pahalı ve sonuçsuz olduğunu belirten Meteoroloji Odası Genel Sekreteri İsmail Küçük, “Yapay yağmur konuları kuraklık dönemlerinde sürekli gündeme gelir. Bugüne kadar bunun uygulanması yapılmış ve yapılan çalışmalarda hiçbir katkı sağlandığı hakkında bilimsel bir tespit yoktur. Bu konular uluslararası bazı şirketlerde ya da yerel yönetimlerde zaman zaman gündeme getirilir. Bu çalışma bölgenin su ihtiyacını karşılamak için geçerli yöntemler değildir. Bunlardan sonuç alınamaz. Bunlar pahalı işlerdir. Önemli olan, var olan su kaynaklarını halkın yararına kullanabilmesini sağlamaktır. Bölgedeki su kaynaklarını kullanmalısınız, bölgeden elde edilecek kaynak nedir bunu görmek gerekiyor. Bu başvuruyu yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi ya da hangi belediye ise hangi bilimsel çalışmalarla, hangi bilimsel kurullar ile yazı yazmışlar ona bakmak lazım. İstanbul Teknik Üniversite’sinde Meteoroloji Müdürlüğü var en azından orası ile görüşme yapılabilir” dedi.

“TÜCCARLAR VAR, BELKİ DE ŞUAN İZMİR İKNA EDİLMİŞTİR”

Su krizi ve yapay yağmur tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerini sürdürerek, bu alanda ticari çıkarların devreye girdiğine dikkat çeken Küçük, “ Bu konunun tüccarları var. Bu tüccarlar belli yerlerde belli kişileri ikna etmeye çalışıyorlar. Belki de şuan onu ikna etmiş olabilirler. Bilemem. Bu konuda zaman zaman bulutlar üzerinden oyun oynanıyor gibi açıklamalar yapanlar da var. Bunlar bilimden uzak açıklama. Bunların maddi bir dayanağı da yok. Türkiye’deki su kaynaklarının neden bu noktaya geldiği sürece bakmak gerekiyor. Sorunları, kuraklığı ve iklim değişikliğini öne atarak neden bulmaya çalışılıyor. İzmir’in su kaynaklarına bakmak gerekiyor. Nerede, ne şekilde kullanıldığına bakılması gerekiyor. Yer altı sularının ne şekilde kullanıldığına bakmak gerekiyor” dedi.

“BAKANLIK İZİN VERMEYİNCE ONAY VERMEDİLER OLACAK”

Fizibilitesi yapılmadan ve bilimsel dayanağı netleşmeden bu tür uygulamaların hayata geçirilmesinin yanlış olacağını vurgulayan Küçük, “Yapay yağmur ile biz bu sorunu çözeceğiz demek gerçekçi bir durum değil. Çok maliyetli işler. Bunun maaliyetini nereye ekleyecekler. İzBB böyle bir masraf ettiğinde, çekirdeği, bulutu bulacak, koşullar sağlanacak, fiziki işlem yapılacak. Yağışı arttırdım olacak. Hepsi İzmirlinin suyuna maaliyet demektir. Çünkü herhangi bir bulut yakalansa bile yağışın gelineceği tahmin edilemez. Oradaki koşulu hangi sistemlerle yapılacak, havzanız nerede, belki de kentinizin üzerine gelecek, gitmeyecek. Bunlar da zaten bilimsel olarak kanıtlanmış şeyler değil. Bunlar araştırma aşamasında yapılan şeyler. Araştırma aşamasındaki yapılmış, yapılmakta olan işleri getirip, uygulama aşamasında biz bunu yapacağız demek tamamen yanlış işlerdir. Tamamen geri dönülmesi lazım. Yaşanan su sorununa bakmak lazım. Kayıp- kaçak oranları nedir? Bulut tohumlaması için maaliyet ne düşünülüyor? Dediler ki biz Bakanlık’a başvuru yaptık ama bir fizibilite sunsunlar. Bizim maliyetimiz şu kadar desinler. Bunun karşılığında biz bunu yapacağız deniliyor ama ilk önce fizibilite olur. Ne yapmaya çalışıyorlar, Bakanlık’a başvuru yaptık ama bakanlık izin vermedi, onay verselerdi biz bunu çözecektik mi diyecekler?” diye konuştu.

SUYU SAĞLAMA GÖREVİ MERKEZİ HÜKÜMETTEDİR”

Su sorununun parti ayrımıyla ele alınamayacak kadar hayati bir mesele olduğunu vurgulayan Küçük, “Particilik anlayışı ile bu işler olmaz. Bu ülkenin sorunu. X partisinin belediyesinde de y partisinin belediyesinde de aynı sorun var. Suyun planlaması merkezi hükümettedir. Belediyelere suyu sağlamak görevi merkezi hükümettedir. Ama ondan sonraki süreç belediyelerin görevidir. Büyükşehir kanunu yanlış bir kanundur. Büyükşehir kanununun da bu ülkeye açtığı büyük gedikler vardır. Bunlara da baktığımız zaman sulamaları da zaman zaman belediyelere verdiği için tezatlıklar oluşmakta. Sulama su ile içme suyu birbirinden ayrılması lazım” şeklinde konuştu.

“SUDA NASIL BİR POLİTİKA İŞLENMİŞ DE SORUN YAŞIYORUZA BAKILMASI GEREKLİ”

Türkiye’de tarımsal üretimi yönlendiren bütüncül bir politika bulunmadığını vurgulayan Küçük, “Bu ülkede tarımsal bir politika yok. Olmadığı için hangi bölgede hangi ürün yetiştirileceğin politikası yok. Konya’da mısır yetiştirilmez. Türkiye’deki yanlış olan şeyler budur. İstanbul’da su krizi görülmediyse yaşanmayacak değil. Birbirini tekrar eden durumlar var. Aydın 1997 yılında çok ciddi bir kuraklık yaşamış. 2025 yılında ise o yıllar kadar şiddetli değil. Hatta 2021 kadar şiddetli değil. Ama 2023 yılı yağışlı bir yıl. Bunlar iklim değişikliği ile değil iklim değişimi ile ilgili bir durumdu. Doğa tekrar etme olasılığı durumlar yaşar. Bizi etkileyen diğer unsurlara da bakılır. Barajlarımıza gelen toplanan, toplanamayan sularda nasıl bir politika işlenmiş de biz bu şekilde bir sorun yaşıyoruza bakılması lazım” dedi.

“HERKES BAŞKASINI SUÇLAYARAK İŞ YAPIYOR”

Belediyeler ile merkezi hükümet arasındaki karşılıklı suçlamaların halkın sorunlarını çözmediğini ifade eden Küçük, “Yapay yağmur projesiyle su krizini başka durumlara havale etmekten başka bir şey değildir. Belediyelerin bu konuda merkezi hükümete bu şekilde çıkış yapmaları kendilerini kurtaramaz. Bunlara bunu kim öğrettiyse ona söylemek gerekiyor. Bunlar karşılıklı işler. Herkes olduğu yerden bir başkasını suçlayarak iş yapıyor. Bu da zaman zaman savunma noktasına geliyor. İzBB Başkanı, partisinden bağımsız olarak söylüyorum, buraya öneren idare, yetkililer hangi mekanizma aşamalarından teyit alarak önerdiler? Bunun karşısında merkezi hükümet farklı bir şey söyler. Partili kardeşlik üzerinden işlemler yapıldığı için bizim sıkıntımız o. Buradaki siyasi tartışmaların, halkın önüne çıkmasından kaynaklı. Herkes suçu başkasına atıyor” diye konuştu.