Önce tarımda yaşadığımız sorunlara kısaca değinmiştik.
Şimdi de dilimizin döndüğünce, aklımızın yettiğince çözüm yollarını konuşalım.
Türkiye tarımda bir kriz yaşıyor.
Bunu artık iktidar cephesi de dâhil, inkâr eden yok.
Ama asıl soru şu:
Bu kriz çözümsüz mü, yoksa bilinçli mi derinleştirildi?
Bu sorunun yanıtını aramak zorundayız.
Tarımda çözüm mümkün mü?
Cevap net: Evet, mümkün.
Yeter ki tarım yeniden bir kalkınma meselesi, bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınsın.
ÇİFTÇİ AYAĞA KALKMALI
Tarım politikası, üreticiyi ayakta tutmadan olmaz. Önce onu var eden koşulları düzeltmek gerekir.
Mazot…
Gübre…
İlaç…
Elektrik…
Hepsi çiftçinin belini büküyor.
Oysa çözüm zor değil.
Bu başlıkları CHP yıllardır dile getiriyor; Meclis’te araştırma önergeleri veriliyor, odalarla paneller düzenleniyor, somut öneriler sunuluyor:
• Tarımsal mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı
• Gübre ve ilaçta kamu alım garantisi sağlanmalı
• Elektrikte tarıma özel, ucuz tarife uygulanmalı
Unutulmaması gereken temel gerçek şu:
Çiftçi tarlaya girmeden kaybederse, o tarladan ürün çıkmaz.
GENÇLER NEDEN KAÇIYOR?
Bugün tarımın en büyük kaybı gençlerdir.
Genç neden kaçıyor?
Çünkü:
• Gelir belirsiz
• Sosyal güvence yok
• Gelecek planı yapılamıyor
Çözüm ortada:
• Genç çiftçilere toprak kiralama ve hibe,
• Tarımda çalışanlara sosyal güvence,
• Üniversite–genç köylü işbirliğiyle uygulamalı eğitim.
Tarım, “babasının işi” olmaktan çıkıp gençlerin geleceği olmak zorunda. Bunu başarabilirsek, çözüm yolunda en büyük adımı atmış oluruz.
VE PLANLI ÜRETİM
Türkiye’de herkes kafasına göre ekiyor. Sonuç ortada:
Bir yıl patates çürüyor,
ertesi yıl patates ithal ediliyor.
Bir yıl soğan para ediyor,
ertesi yıl tarlada bırakılıyor.
Çözüm net:
• Bölge bazlı ürün planlaması
• Üretim öncesi alım ve fiyat garantisi
• Hal yasasının üreticiyi koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesi
Çiftçi ne kazanacağını bilmeden ekemez. Türkiye’de hangi bölgede ne ekileceği, ürünün kim tarafından ve hangi koşullarda alınacağı baştan planlanmalıdır.
TOPRAK VE SU KORUNMALIDIR
Toprak parçalı, su plansız kullanılıyor.
Çözüm:
• Gerçek anlamda arazi toplulaştırması
• Damlama ve modern sulamaya zorunlu geçiş
• Su kaynaklarının özel şirketlere değil, kamusal yönetime bırakılması
Su yoksa tarım yok.
Ama su varsa da yönetim yoksa yine tarım yok.
TOHUMDA BAĞIMSIZLIK
Tarımın kalbi tohumdur.
Tohumunu kaybeden bir ülke, ürettiğini sanır ama aslında bağımlıdır.
Çözüm:
• Atalık tohumların yasal güvenceye alınması
• Yerel tohum merkezlerinin yaygınlaştırılması
• Belediyelerin, kooperatiflerin ve çiftçi birliklerinin desteklenmesi
Tohumdan tohumu üreten bir ülke,
hem sağlığını hem egemenliğini korur.
TARIM HALK İÇİN
Tarım yalnızca bir ticaret alanı değildir.
Tarım;
gıdadır,
sağlıktır,
bağımsızlıktır,
güvenliktir.
Tarımı ithalat lobilerinin ve küresel şirketlerin insafına bırakırsanız,
sofranız da geleceğiniz de onların olur.
SON SÖZ
Topraktan kopan bir ülke ayakta kalamaz.
Ama toprağına dönen bir ülke, yeniden ayağa kalkar.
Çözüm var.
Bilgi var.
Toprak var.
Eksik olan tek şey:
Siyasi irade.