TANSAŞ’tan İZMAR’a:
İzmir’in Sofra Hafızası
İZMAR giderek büyüyor.
Ama büyüyen yalnızca mağaza sayısı değil; İzmirlinin sofrasındaki umut, cebindeki nefes de büyüyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, halkın sağlıklı ve ucuz gıdaya ulaşabilmesi için yenilenmiş, geliştirilmiş TANSAŞ anlayışıyla çok önemli bir hizmeti yeniden ayağa kaldırıyor. Menemen ve Tire’de açılan son mağazalarla İZMAR sayısı 20’ye ulaştı. Hedef, İzmir’in dört bir yanında halk marketleriyle kalıcı ve güçlü bir ağ kurmak.
Bugün mağazayı dolaştım.
Raflara bakınca insan şunu hissediyor:
Burası kâr için değil, halk için kurulmuş.
Marketlerde 10 liraya aldığımız, kahvede 15 liraya içtiğimiz su burada 4 lira,
Maden suyu 6’lı paket 37 lira, tanesi 6 lira 16 kuruş.
Yumurta 30’lu kolide 135 lira; tanesi 4,5 lira.
Et’ten bakliyata, peynirden tereyağına kadar piyasaya göre her şey daha erişilebilir.
Bugün bu rakamlar sadece fiyat değil; daralan bütçelere açılmış bir nefes borusu, mutfakta sessizce büyüyen yangını söndürme çabasıdır.
Bu anlayış İzmir için aslında yeni değil. Bu kentin hafızasında derin bir karşılığı var.
1980 öncesinde dönemin belediye başkanı merhum İhsan Alyanak, tanzim satışları başlatarak belediyeciliğin yalnızca yol, kaldırım ve asfalt olmadığını göstermişti. Asıl büyük sıçrama ise 1989’da yaşandı. Önce önseçimden çıkıp ardından sandıkta yüzde 52 gibi tarihi bir oy oranıyla seçilen Yüksel Çakmur döneminde TANSAŞ’lar kurumsallaştı, büyüdü ve İzmir’in dört bir yanına yayıldı.
TANSAŞ o yıllarda sadece bir market zinciri değildi.
Binlerce insanın çalıştığı,
yüzbinlerce İzmirlinin alışveriş yaptığı,
gıdadan temizlik ürünlerine, temel ihtiyaçtan mutfağa kadar her şeyin bulunduğu örnek kamusal alışveriş merkezleriydi.
Daha da önemlisi şuydu:
TANSAŞ, üreticinin ve tüketicinin dostuydu.
Üretici için güvenciydi; emeğini kime satacağını düşünmezdi.
Tüketici için sığınılacak bir limandı; etiket korkusu yoktu, hile şüphesi yoktu.
Gıdada kaliteydi, istikrardı, adaletti.
Sonra bir belediye başkanı geldi.
Ve tarihe geçen o cümle kuruldu:
“Belediye ticaret mi yapacak?”
Ardından TANSAŞ bir holdinge satıldı.
O gün yalnızca bir şirket el değiştirmedi; sosyal belediyeciliğin güçlü bir ayağı da yerinden söküldü.
Bugün İZMAR konuşulurken, işte bu geçmişi hatırlamak gerekiyor.
Çünkü yapılan şey yeni bir icat değil;
İzmir’in unutturulmuş bir hafızasını, günümüzün ağır ekonomik koşullarında yeniden canlandırmaktır.
İZMAR, belediyenin sadece marketçilik yapmak için açtığı bir yer değildir.
İçinde bulunduğumuz yüksek enflasyon ve pahalılık ortamında, halkın hızla eriyen alım gücünü telafi etmeyi amaçlayan bir sosyal dayanışma modelidir. İnsanları temel ihtiyaçlarla, mümkün olan en uygun fiyatlarla buluşturmak için vardır.
Bugün market rafları yalnızca ürün değil, kaygı da satıyor.
Kasada bazı ürünleri sessizce geri bırakan, çocuğunun istediğini alamayan milyonlar var. İZMAR tam da bu noktada şunu söylüyor:
“Yalnız değilsiniz.”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, bu anlayışı şu sözlerle özetliyor:
“Dara düşen herkes bilsin ki, onlar için çalışan insanlar var.
İZMAR, belediyenin sadece marketçilik yapma hedefiyle açtığı bir yer değildir. Tamamen içinde bulunduğumuz yüksek enflasyon ve pahalılık ortamında halkımızın düşen alım gücünü telafi etmeyi amaçlayan, insanlarımızı temel ihtiyaçlarla mümkün olan en uygun fiyatlarla buluşturan marketlerdir. İzmir, geçmişteki TANSAŞ geleneğinden bu modele zaten alışkın. Ancak gördüğümüz bu büyük ilgiyle, TANSAŞ modelini daha ileriye nasıl taşıyabileceğimizi planlıyoruz. Hedefimiz sadece TANSAŞ’ı tekrarlamak değil, daha iyisini nasıl yapabileceğimizi göstermektir.”
Bu sözlerin özeti şudur:
Belediyecilik sadece bina yapmak değildir.
Belediyecilik, boş tencerenin sesini duymaktır.
Dara düşeni görmektir.
İZMAR bu yüzden bir marketten fazlasıdır.
Bir duruştur.
Bir hatırlatmadır.
İZMAR büyüsün.
İzmir rahatlasın.
Çünkü bu kent bilir:
Gıda bir lütuf değil, temel haktır.