Şimdi diyecekler ki:
“Zamanı mı?”
Bu ülkeye demokrasiyi getirmek,
getirmekle yetinmeyip tüm kurul ve kurumlarıyla yaşatmak istiyorsanız,
evet…
Tam da zamanı.
Çünkü bu ülkede bugün en çok neye ihtiyacımız var diye sorarsanız,
cevap uzun değil:
Demokrasi.
Özgürlük.
Hak.
Hukuk.
Korkunun egemen olduğu bir ülkeye dönüştüysek,
bunda sadece iktidarın değil,
bizim de payımız var.
Yeterince ses çıkarmadığımız,
yeterince itiraz etmediğimiz,
“aman şimdi sırası değil” diyerek beklediğimiz için
ülkenin bu hale geldiğini söyleyenler
pek de haksız sayılmaz.
Ve şimdi aynı cümle dönüp dolaşıp
partinin kapısına bırakılıyor:
“Önseçimin zamanı mı?”
Önseçim mi? Aman Dikkat, Demokrasi Bulaşabilir!
Cumhuriyet Halk Partisi’nde önseçim bir tercih değil,
bir ilke meselesidir.
Ama gelin görün ki,
ilke deyince herkesin kalbi aynı hızla atmıyor.
Çünkü demokrasi zahmetlidir.
Üye vardır.
Sandık vardır.
Oy vardır.
Bir de…
sürprizler.
Demokrasiye inananlar,
önce kendi evinde inanır.
Sandığı kutsal sayanlar,
iş kendi koltuğuna gelince sandığı
“şartlara bağlı” görmez.
Tabanda karşılığı olduğunu hissedenler önseçimden yana olur. Karşılığı bulamayanlar ise değişik mazeretlerin arkasına sığınarak Önseçim değil merkezi atamayı savunur.
Halka, üyeye kendini kabul ettirmek yerine “ağam”, “paşam”, “bir kez daha atayın, başka da istemem” diyenler kendine güvenemeyenlerdir.
Yoksa ortaya şu tuhaf manzara çıkar:
Sandık iyidir…
ama biz seçince.
*
CHP KATILIMLA BÜYÜR
CHP’nin mayasında katılım vardır.
Bu parti listeyle değil,
oyla yol almıştır.
Bunu teoriden değil,
yaşanmışlıktan biliyoruz.
Hatırlayalım:
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu geniş katılımlı bir önseçimle belirledik.
Üyeler oy verdi,
halk sahiplendi.
Kimse çıkıp da
“Şimdi zamanı mıydı?” demedi.
Çünkü o sandık meşruydu,
çünkü o sandık adildi.
Bir de küçük ama inatçı bir gerçek var: CHP’de en son 2015’te önseçim yapıldı. O önseçimle seçilen milletvekillerinden
kaçı partisini terk etti?
Cevap kısa ve net:
Hiçbiri.
Çünkü o koltuk bir lütuf değildi.
Bir emanetti.
*
ATAMALARA GELELİM
Şimdi gelelim atamalara…
Atamayla gelenlere bakın.
Liste başlarında parlayıp
örgütle bir fotoğraf bile vermeyenlere bakın. Sonra da partiden
“ani ayrılış” haberlerini sayın.
Tesadüf mü?
Elbette değil.
Atama bağlılık üretmez.
İrade dışlanırsa,
sadakat da valize girer.
Sandığı yok sayan,
ilk rüzgârda pusulasını değiştirir.
*
CHP’NİN GÜCÜ
Cumhuriyet Halk Partisi gücünü
genel merkez koridorlarından değil,
örgütünden alır.
Üyeyi yok sayan hiçbir yapı
CHP’yi büyütemez.
Ancak vitrinini parlatır.
Değişim istiyorsak,
iktidar hedefimiz varsa,
“halkın partisi” iddiamız ciddiyse;
Önseçimden korkmayacağız.
Sandıktan kaçmayacağız.
Üyeye güveneceğiz.
Çünkü tarih defalarca gösterdi:
Üye, en doğru adayları bulur.
Çünkü bedel ödeyerek seçer.
Evet, kabul edelim:
Önseçim risklidir.
Çünkü içinde demokrasi vardır.
Ama zaten mesele de bu değil mi?
CHP, atamayla değil;
oyla var olur.
Öyleyse ön seçim CHP’ye iktidar yolunu açacak yoldur.