Bornova Belediyesi’nde yaklaşık üç aydır devam eden toplu sözleşme görüşmeleri beklenmedik bir şekilde anlaşmazlıkla sonuçlandı. Belediye yönetimi ile memurlar adına görüşmeleri yürüten sendika arasında uzlaşma sağlanamadı ve Belediye Başkanı Ömer Eşki, memurlar için “sıfır zam” kararını uygulamaya koydu.
Bu karar, zaten ekonomik zorluklar altında yaşam mücadelesi veren belediye memurları arasında ciddi bir hayal kırıklığı yarattı. Çalışanlar, aylarca süren görüşmelerin en azından enflasyon karşısında bir nebze rahatlatıcı bir sonuç doğurmasını bekliyordu. Ancak süreç, memurlar açısından beklentilerin tam tersine sonuçlandı.
Sendikal tabloya bakıldığında Bornova Belediyesi’nde bugün yetkili sendikanın Tüm Yerel-Sen olduğu görülüyor. Oysa geçmiş dönemlerde belediyede yetkili sendika Tüm Bel-Sen idi. Belediye çalışanları arasında konuşulanlara göre, Başkan Ömer Eşki’nin göreve gelmesinden sonra belediye yönetimi gücünü kullanarak memurlar üzerindeki baskıyı artırdı ve bu süreçte sendikal dengelerin değişmesine zemin hazırladı. Bu gelişmelerin ardından belediyede yetki Tüm Yerel-Sen’e geçti.
Ancak bugün gelinen noktada yetkili sendika değişmiş olmasına rağmen memurların beklentileri karşılanmış değil. Aksine sıfır zam kararı çalışanlar arasında hayal kırıklığını daha da büyütmüş durumda.
Bu noktada, 38 yıllık bir belediyeci ve uzun yıllar sendikal mücadele içinde yer almış biri olarak yaşananlara anlam vermekte zorlandığımı ifade etmek isterim. Tam 17 yıl boyunca Tüm Bel-Sen’de yöneticilik yapmış, Türkiye’nin çok sayıda belediyesinde yürütülen toplu sözleşme görüşmelerine katılmış ve çeşitli sözleşmelerin imzalanmasına tanıklık etmiş biri olarak Bornova Belediyesi’nde yürütülen bu toplu sözleşme anlayışının sendikal müzakere kültürüyle bağdaşmadığını düşünüyorum.
Üstelik Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki sözde sendika geçmişi olan biridir. Her ne kadar yaklaşık on yıl kadar memur olarak görünmüş olsa da, belediye çevrelerinde uzun yıllar ne iş yaptığı tam olarak bilinmeyen bir görev süreci olduğu konuşulmaktadır. Bu nedenle memur hakları ve toplu sözleşme kültürü konusunda yeterli bir birikime sahip olmamasını belki de bu durumla açıklamak mümkündür.
Kendisi geçmişte Tüm Yerel-Sen 2 No’lu Şube Başkanlığı yapmış ve sendikal mücadele içinde yer aldığını ifade eden bir isimdir. Ancak belediye başkanı olduktan sonra da sendika ile olan organik bağını sürdürdüğü yönünde eleştiriler gündeme gelmiştir. Hatta kimi değerlendirmelere göre Başkan Eşki’nin bir tarafta belediye başkanı yani işveren sıfatıyla, diğer tarafta ise sendika adına sürece müdahil olarak toplu sözleşme görüşmelerinde yer aldığı ifade edilmektedir.
Sendikal mücadele geleneğinde böyle bir durumun ne görüldüğü ne de duyulduğu söylenir. Çünkü toplu sözleşme doğası gereği iki taraflı bir müzakere sürecidir: bir tarafta işveren, diğer tarafta çalışanları temsil eden sendika. Bu iki rolün iç içe geçmesi doğal olarak ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Öte yandan Bornova Belediyesi kulislerinde dikkat çeken bir başka iddia daha konuşulmaktadır. Belediyede İnsan Kaynaklarından Sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Orhan Şaylan’ın bazı memurlarla yaptığı görüşmede, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek’in kendisini telefonla aradığını ve memurlara zam verilmemesi yönünde talimat ilettiğini söylediği öne sürülmektedir. Zeybek aynı görüşmeyi Bayburt’un Kitre köyünden akrabası olan Belediye Başkanı Ömer Eşki’ye de ilettiğini ifade ettiği iddia edilmektedir. Bu iddialar, belediye çalışanları arasında tartışmaların daha da büyümesine neden olmuş durumdadır.
Öte yandan yetkili sendika olan Tüm Yerel-Sen de yaptığı açıklamada, Belediye Başkanı Ömer Eşki ile gerçekleştirilen son görüşmeden herhangi bir sonuç alınamadığını duyurdu. Sendika yönetimi, önümüzdeki günlerde Ankara’da çeşitli temaslar ve görüşmeler gerçekleştireceklerini ifade ederek sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı.
Bütün bunların ötesinde tartışmanın en önemli boyutu ise siyasal söylem ile uygulama arasındaki çelişki. Kendini sık sık “sol” ve “sosyal demokrat” kimliğiyle tanımlayan bir belediye başkanının, ekonomik krizin en ağır yükünü taşıyan kamu emekçilerine sıfır zam vermesi doğal olarak eleştirileri de beraberinde getiriyor.
Çünkü sosyal demokrat belediyecilik yalnızca söylemde değil, uygulamada da emekten yana bir duruş gerektirir. Eğer bir belediye yönetimi çalışanlarının en temel ekonomik beklentilerini dahi karşılayamıyorsa, burada yalnızca bir mali karar değil aynı zamanda siyasal bir tercih de tartışma konusu olur.
Seçim dönemlerinde verilen sözlerin ve çalışanlara yönelik vaatlerin hatırlatıldığı bu süreçte, belediye memurlarının tepkisi giderek büyüyor. Kulislere yansıyan bilgilere göre, önümüzdeki günlerde memurların eylem kararı alması yönünde çeşitli çalışmalar yapıldığı konuşuluyor.
Yerel yönetimlerin başarısı yalnızca projelerle değil, aynı zamanda çalışanlarının huzuru ve adalet duygusuyla da ölçülür. Bornova’daki tablo ise şu soruyu gündeme getiriyor:
Sendikal mücadeleden geldiğini söyleyen, kendisini sol ve sosyal demokrat olarak tanımlayan bir belediye başkanı, kendi çalışanlarına neden sıfır zam verir?
Bu sorunun cevabı yalnızca Bornova’daki memurlar için değil, yerel yönetim anlayışının geleceği açısından da önem taşıyor. Çünkü emekçinin beklentisi nettir:
Adaletli bir yönetim, emekten yana bir tutum ve verilen sözlerin tutulması.