Şiddet Okula Girdi: Sistem Nerede?

Abone Ol

Bu yazı da; Şiddet, güvenlik, sistem ve okul kelimelerini üzülerek aynı cümlede kullanacağız. Okullarda yaşanmakta olan silahlı şiddet olayları, bireysel sapmalarla açıklanamayacak kadar daha boyutlu toplumsal ve kurumsal büyük bir soruna işaret etmektedir. Bu tür vakalar, yalnızca failin psikolojik durumu üzerinden değil; silah erişim rejimi, kurumsal denetim de var olan zayıflık ve erken uyarı mekanizmalarının eksikliği üzerinden analiz edilmelidir.

Hususen silahlara zahmetsiz erişimin gözetim eksikliği, okul güvenliği tartışmalarının mihverini oluşturmaktadır. Silahların bireylerin yaşam alanlarında erişilebilir durumda bulunması,
riskli davranışların büyük ölçekli sonuçlara dönüşme ihtimalini göz göre göre artırmaktadır. Bu husus, kamu güvenliği politikalarının salt cezai değil, aynı zamanda önleyici ve düzenleyici bir perspektifle ele alınması gerektiğini göstermektedir.

Bununla birlikte, gençlik dönemine özgü psikososyal kırılganlıkların zamanında tespit edilememesi de önemli bir boşluktur. Bu boşluk yapısaldır. Okulların rehberlik ve psikolojik danışmanlık sistemlerinin yetersizliği, geçmişten beri süregelen akran zorbalığı, sosyal izolasyon ve davranışsal risklerin erken aşamada görünür kılınmasını zorlaştırmaktadır. Bu sebeple eğitim kurumları sadece akademik alanlar olarak değil, aynı zamanda erken müdahale merkezleri olarak yeniden düşünülmeli ve oluşturulmalıdır.

Bu tür vakaların ardından kamuoyunda oluşan tartışmalar çoğu zaman olayın duygusal yönüne odaklansa da yapısal nedenler geri planda kalmamalıdır. Yaşanan her yeni vaka, sistemin hangi noktalarda kırılganlaştığını, hata olduğunu, sistemin eksik yanlarını gösteren bir uyarı niteliğindedir. Dolayısıyla temel soru şudur: Bu şiddeti mümkün kılan koşullar neden hâlâ ortadan kaldırılamamaktadır?

Son tahlilde, okulda yaşanan silahlı saldırı olayları sadece bir güvenlik zafiyeti değil, devletin koruyucu kapasitesine dair önemli bir sorgulamadır. Çocukların eğitim kurumlarında dahi yaşam hakkının tartışmaya açılması, üzücü olmakla birlikte “istisna” olarak adlandırılmamalıdır. Bu yaşananlar giderek tekrar eden bir kırılganlık haline geliyorsa, burada artık bireysel değil yapısal bir sorumluluk alanı vardır. Silahlanma rejiminden sosyal hizmetlerin zayıflığına, erken uyarı mekanizmalarından kurumsal koordinasyon eksikliğine kadar uzanmakta olan bu tablo, ertelenemez bir reform ihtiyacını işaret etmektedir. Aksi halde her yeni saldırı, yalnızca bir trajedi değil, önlenmemiş bir devlet başarısızlığı olarak kayda geçecektir.