Türkiye’de turist rehberleri arasında sıkça tekrarlanan bir söz vardır:
“En namuslu meslek sınıfı turist rehberleridir.”
Bu sözün sahibi, Türkiye’nin en tanınmış tarihçilerinden biri olan İlber Ortaylı. Yıllardır akademi dünyasında, müzelerde ve konferans salonlarında tarih anlatan Ortaylı’nın turist rehberlerine duyduğu saygı aslında tesadüf değildir.
Bir Mesleğe Duyulan Saygı
Ortaylı’ya göre turist rehberliği, sadece bir tur boyunca bilgi anlatmak değildir. Rehberler, bir ülkeye gelen ziyaretçiler için adeta ilk kültür elçileridir. Bir turist, bir ülkenin tarihini, insanını ve kültürünü çoğu zaman ilk kez rehberin anlatımıyla tanır.
Bu nedenle Ortaylı, turist rehberliğinin yüksek sorumluluk ve dürüstlük gerektiren bir meslek olduğunu sık sık vurgular. Ona göre bir rehber sadece anlatıcı değil; aynı zamanda tarihçi, kültür aktarıcısı ve kriz yöneticisidir.
Akademiden Sahaya Uzanan Dostluk
Yıllardır turist rehberleriyle birçok etkinlikte bir araya gelen Ortaylı, mesleğin akademik yönüne de dikkat çeker. Rehberlerin tarih, sanat tarihi, coğrafya ve kültür alanlarında ciddi bir bilgi birikimine sahip olması gerektiğini ifade eder.
Bu nedenle birçok meslek toplantısında, seminerde ve rehberler gününe ilişkin programlarda Ortaylı’nın rehberlere hitap ettiğini görmek şaşırtıcı değildir.
Rehberlerin bilgiye dayalı anlatımını her zaman destekleyen Ortaylı, onları çoğu zaman “sahadaki tarih anlatıcıları” olarak tanımlar.
Turizmin Sessiz Kahramanları
Turist rehberleri çoğu zaman görünmeyen bir emeğin temsilcisidir. Günlerce grupla birlikte seyahat eder, kültürel köprüler kurar ve ziyaret edilen ülkenin hafızasını misafirlere aktarırlar.
Ortaylı’nın rehberler için söylediği o meşhur cümle, aslında bu emeğe duyulan saygının bir ifadesidir. Çünkü ona göre turist rehberliği, yalnızca bir iş değil; bir karakter meselesidir.
Kültürün Yol Arkadaşları
Bugün Türkiye’de binlerce profesyonel turist rehberi dünyanın dört bir yanından gelen misafirlere Anadolu’nun hikâyesini anlatıyor. Bu hikâyenin akademik dünyadaki en güçlü destekçilerinden biri ise hiç kuşkusuz İlber Ortaylı.
Tarih kürsüsünden müze salonlarına, konferanslardan turizm etkinliklerine kadar uzanan bu ilişki, aslında basit bir meslek dayanışmasından çok daha fazlasını ifade ediyor.
Çünkü Ortaylı’nın gözünde turist rehberleri,
tarihin kitaplardan çıkıp hayatın içine karışmasını sağlayan insanlardır.
Ve belki de bu yüzden, turist rehberleri onu yıllardır tek bir sıfatla anıyor:
“Rehber dostu İlber Hocam... Ruhun şad olsun..."