Bu sabah sensiz uyandım...
Annem...
Dün seni sonsuzluğa uğurladık...
Gitme diye dualar etmiştik. Olmadı.
Yine inat ettin.
Geçen yıl senin için kötüydü.
Önce iki gözünden katarakt ameliyatı,
Sonra meme kanseri, pet...
Mersin'in keyfini çıkaramadın.
Orada tedavi süreci zor diye İzmir'e getirdik seni... Seninle geçen en güzel 9 aydı. Pardon bir de senin karnında 9 ay geçirmiştik...
Prof Dr Aziz Karaoğlu ile tanışmıştın. Metastasımsı bir durum yoktu. Akıllı ilaca basladın. Her şey iyi gidiyordu.
Ta ki 09 Nisan sabahı babam inme geçiren kadar... Onu ambulansa yerleştirirken "Barış beni sensiz bırakma ben sensiz ne yaparım." diye gözyaşları ile uğurladın. Ertesi gün yoğun bakıma ziyarete gittiğimizde senin bir daha eve dönmeyeceğini bilmiyordum. Onu görünce kötü oldun. Nefes alamadın. Acile götürdük seni de... Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yuvamız oldu. Acilden Göğüs Hastalıkları bölümüne sevk ettiler seni... Orada gülerek, oksijen aldın bol bol... Kibrit çaksak için alevlenecekti. Ama içinde hepimiz gibi fırtınalar kopuyordu. Babamdaydı aklın... Pencerene konan güvercinlere seslenip, "Barış'ımdan haber mi getirdin. Selam söyle sevdiğime" derdin. Biz de babama dualar ediyorduk. Sen nasıl olsa iyilesirdin. Güçlü Ayseni'mizdin bizim... Odada yatan diğer hastalar, hemşireler, doktorlarla güzel iletişim kuruyor, güldürüyordun onları... 24 Nisan Cuma günü babam yoğun bakımdan servise çıkıyor diye sevinirken, sen entube edilerek yoğun bakıma alındın. Yine çalım attın bize... Azrail hanginizi alayım diye tekerleme söylüyordu sanki, " Por ta ka lı soy dum baş u cu na koy dum ben bir ya lan uy dur dum..." İki gün babamla serviste kaldım. Bu kez senin için dualar ettim. Babama senin çok iyi olduğunu söyleyerek, uyuduk. O da iyi değildi konuşamıyor. Hareket edemiyor ama bakısları ile seni soruyordu.
Pazartesi seni görebilecektik. Ama kalbin Pazar günü durdu. Çalıştırdılar tekrar durdu. 14.50'de meleğim Melek oldu. Babama söyleyemedim. Morgda seni gösterdiler. Huzurluydun...
Mevlana, "Üzülme, herkes ölür kimi toprağa kim yüreğe gömülür..."
Hüzünlü bekleyişimiz, senin acıların sona erdi. Ben artık büyüdüm. Oysa ne çok seviyordum 54 yaşında bir çocuk olmayı... Annem diye sana danışmayı... Sorunlarımı kucağına bırakıp kaçmayı... Dar boğazdayken bana kaptanlık yapmanı...
Şimdi nasıl anlatacağız babama? O seni, üç yaşındayken tanımıştı.Teyze çocuklarıydınız. Aşkınız dillere destandı. Hep kırmızı misketleri için onunla evlendim derdi. O üç camdan bilye aranızdaki sevgiyi temsil ederdi.
Ölmek ne garip şey... Farklı bir boyuta geçiyorsun. Ayrılık olmasa daha güzel olacaktı. Seni yüreğimize gömüyoruz. Bana öğrettiklerin rehberim olacak.
Ertesi gün ikindi namazına müteakip yolculamaya karar verdik. Ankara ya da İstanbul'a değil İzmir'in toprağına yatırmaya...
Babam hissetmiş olmalı bu kez o yoğun bakıma geri döndü. Biz annemize son görevi yaparken o doktorlara emanet oldu.
Beyaz gelinliğinle görmemiştim ama kefenler içinde, mis kokularla yolculadım seni... Düğün gibiydi cenazen... Herkes koşturdu. Kandemir Medya ailesi pervane oldu. Mustafa bir maestro şefi gibi her şeyi organize etti. Dualarla uğurladık. Ahmet ağabey iki papatya fidesi bile buldu. Saçlarına taç yapamadık ama toprağına diktik...
Annem bugün sensiz uyandım. "Günaydın oğlusum" diyen olmadı. Doğum günümde saat tam 12.00'da "iyi ki doğurmuşum seni, nice mutlu yıllara..." diye arayan da olmayacak. Sarılıp saçlarımı okşayan da... En sıkıntılı anımda, sanki bilirmiş gibi telefonum çalığ, "Özledim sesini, can yoldoşım nerdesin? Diyerek Selamı Şahin'in Özledim Her Şeyini şarkısı söylenmeyecek bağıra çağıra... Özledim annem... Canım hep kalbimde taşıyacağım seni... Senle geçen günlerim ne kıymetliymiş.
Daha üç ay önce doğum gününü kutlamıştık. Sağlıklı ve neşeliydin. O video şimdi o kadar değerli ki... Babam ve sen... Sen gittin babam yaşam mücadelesi veriyor. Aranızdaki bağ çok güçlü onu da çağırıyorsun yanına...
Tüm dostlarımız yanımızdaydı. Huzurla uyu annem...
Belediye cenaze işleri tıkır tıkır işliyor. Alo 188 her işi çözüyor. Hele yanınızda dostlarınız varsa siz sadece dua ediyorsunuz. İşler, bir sihirli el sayesinde yürüyor. Benim bir şansım da Mustafa ve Balamir oldu. Kelebek gibi uçarak her işin ucundan tuttular... Evde de İlknur, Canan ve Leyla... Helvanı kavuşmak İnci ablama nasip oldu. Ne çok severdin helvayı... Canım benim ay dolunaydı. Aydınlık bir gece geçirdin. Dualarımızla yanındayız. Mekanın cennet olsun.
Yanımızda olan, olamayan, arayıp soran, çiçek gönderen uzaktan dua eden herkese çok teşekkür ederim.
İstediğin gibi acı çekmeden gittin. Hep "üç gün yatak, dördüncü gün toprak" derdin. İki gece yoğun bakımda kaldın. Seferihisar'a defnettik. Çok sevdiğin yeşillikler içinde bir yer... Dualarım seninle...
Yarın babamı göreceğiz. Umarım hayırlı haberlerle geliriz.