ÖZGÜRLÜK MÜ, ENGEL Mİ? KENTLERDE SCOOTER KAOSU...

Gelişen teknoloji, ulaşımda daha pratik, erişilebilir ve mikro çözümler sunmaya başladı. Önceleri gençlerin sadece eğlence amacıyla bisiklete alternatif olarak gördüğü scooterlar, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte ciddi birer ulaşım aracına dönüştü. Bu araçlar, ilk etapta işe gidip gelen beyaz yakalıların, ardından da daha üst yaş gruplarının tercihi haline geldi.

Abone Ol

Kullanıcı talebindeki bu büyük artış karşısında kapital aktörler de kuşkusuz boş durmadı. "Satın alma-kiralama" modelleriyle kent içinde kısa sürede yoğun bir scooter trafiği ve kalabalığı yarattılar. Ancak bu yoğunluk, beraberinde ciddi sorunları da getirdi.
Teorik olarak her ulaşım aracının seyredeceği alan belli olsa da, özellikle trafiğin yoğun olduğu bölgelerde scooterların kaldırımlarda kullanılması, yayalarla ciddi çatışmalara ve kaza risklerine yol açmaktadır.

Bununla birlikte, bu araçların kaldırımlara rastgele park edilmesi yaya hareket alanlarını daraltmakta ve kentsel mekân konforunu bozmaktadır.

Scooterlar, toplumun en hassas gruplarından olan engelliler için adeta "hareket özgürlüğünü kısıtlayan" fiziksel bariyerlere dönüşebilmektedir. Örneğin görme engelli vatandaşlarımız, kaldırımlara bırakılan scooterları fark edemeyip çarparak kaza geçirebilmektedir. Yürüme engelliler ve tekerlekli sandalye kullanıcıları için ise dar kaldırımlara rastgele park edilen araçlar, yürüme alanını tamamen yok ederek bağımsız hareketi imkânsız hale getirmektedir.

Her ne kadar bu araçların yaya yollarında sürülmesi ve buralara park edilmesi yasal olarak yasaklanmış olsa da, denetim süreçlerinde yetersizlikler yaşanabilmektedir. Bisiklet yolları bir nebze de olsa çözüm olsa da, kentimizde sadece kıyı şeridinde yer aldığından bu çözüm şu an için yetersiz kalmaktadır.

Bir diğer çözüm ise çok daha teknolojik bir yöntem olan “Dijital Çit” sistemidir. GPS ve akıllı sensörler kullanarak scooterların belirli coğrafi sınırlar içerisinde kullanımını denetleyen bu sistem, özellikle yayaların yoğun olduğu kaldırım gibi alanlarda güvenliği artıran inovatif bir adımdır. Dijital çitler; yoğun yaya bölgeleri, okul çevresi ve diğer hassas alanlarda scooterların hızını otomatik olarak düşürerek çevresel güvenliği sağlayabiliyor.

Sistem; kullanıcıların belirlenmiş sınırların dışına çıkmasını veya girilmesi yasak olan yaya yolları ile kaldırımlara girmesini engelliyor. Kullanıcı yasaklı bir bölgeye yaklaştığında, cihazın gidonuna yerleştirilen bir mekanizma sayesinde sesli olarak uyarılıyor.

Bu teknoloji, kaldırımlarda yayaların ve engellilerin hareketini kısıtlayan düzensiz park sorununu çözmek adına "sanal park alanları" oluşturulmasına da olanak tanıyor. Belirlenen bölgelerin dışına park edilen araçlar için operatörlere anlık bilgi gönderilerek düzensizliğin hızla giderilmesi sağlanıyor. Ayrıca mobil uygulamalar üzerinden bu park sınırları ve yasaklı alanlar, harita üzerinde kullanıcılara açıkça gösteriliyor. Hareket halindeki her scooterın konumu, bu teknoloji sayesinde üç dakikalık periyotlarla sisteme aktarılıyor ve sürüş tamamlandığında konum verileri otomasyon sistemlerine işleniyor.

Çarpık yapılaşmanın ve bunun getirdiği kronik sorunların yaşamı zorlaştırdığı kentlerimizi yıkıp sıfırdan tekrar kurma şansımız yok. Ancak en azından teknolojinin nimetleri sayesinde, küçük dokunuşlarla çok daha düzenli alanlar yaratabileceğimize inanıyorum. Elbette bu noktada teknolojik çözümler kadar; araç kullanıcılarının kurallara uyması, engelli vatandaşlarımızın haklarını gözetmesi ve yaya güvenliğine hassasiyet göstermesi de büyük önem taşıyor.