Bugünlerde…
72 yaşının tadını çıkarıyor…
Güzelliğinin doruğunda...
Yıllar önce de çok güzel gülerdi...
Şimdi...
Şahane kahkahaları ile anılıyor...
Hayatın…
Gümüş tepsilerde sunduğu…
Unutulmaz acıları da yaşamış…
Ama hepsinden önemlisi...
Güzelliklerle dolu…
Pembe bir rüyadan farksız ama (*)şaşalı olmayan bir hayatı var…
Artık dingin ve başını dinliyor…
Türkiye’nin müzik dünyasında...
Bugün bile…
Gelmiş geçmiş “en iyi beş” yorumcusu…
Arasında yer alıyorsa…
Müzisyen deyimiyle…
O “gırtlak” bi'daha zor gelir…
*
Niğde'nin Bor İlçesi'nden İstanbul'a göç eden ailenin…
Gözlerini “yeni dünya”da açan…
“O esmer güzeli” kızları...
İlk darbeyi 11 yaşında yedi!
Annesiyle babası boşanınca(!)…
Üzüntüden felç oldu…
Bir yıl boyunca hiç konuşamadı…
Yıllar sonra o günleri anlatırken gözyaşlarına engel olamıyordu:
“Doktorlar (Yürümemen için hiç bir neden yok) diyorlardı ama yürüyemiyordum işte… Sonra birdenbire tüm sıkıntılarımdan arındım, hayata bağlanmaya, kahkaha atmaya karar verdim…”
*
Çocukken çok süslüydü…
“Saten düşes önlükler ve dantel yakalar” ile okula giderdi…
Kandilli Kız Lisesi'nden mezun oldu…
Sesinin güzel olduğunun farkındaydı…
Takvim yaprakları 1971 yazını gösterirken…
İstanbul Bakırköy'deki Florya Deniz Kulübü'nde…
Hem de 16 yaşında(!)…
İlk kez şarkı söylediğinde…
Ortalık alkıştan yıkıldı…
O artık yıldırım hızıyla şöhrete koşan bir “solist” olmuştu...
İlk plağı “52 yıl önce” piyasaya çıktı…
Altın Plak onurunu ise…
“Beni Benimle Bırak ve Vız Gelir” 33'lüğü ile yaşadı…
*
Dostlarının adını kısaltarak seslenişiyle…
“Nünüş”...
Bir anda...
Türkiye'nin “en özel kadın sesi” oluvermişti...
Ancaaaak!
Şunu hatırlatmakta yarar var...
Nükhet Duru…
Hayatın zorluklarına asla “pes” demeyen…
Hemen her yaşında...
Doruklardaki yerini koruyan belki de “tek” sanatçıdır…
O'nu…
Şimdi anmanın tam zamanıdır…
*
Mübalağasız iki nesil…
O'nun buğulu sesiyle can verdiği şarkılarla büyüdü…
Sadece hafif müzik yapmadı…
80'li yıllarda klasik Türk müziği eserleri de yorumladı…
Assolist oldu!
Müzikal oyunların ve kabarelerin…
Parlayan yıldızı olarak anılıyordu…
O’nu…
“Saz mı Caz mı?”da…
“Kan ve Gül”de…
“Cahide: Bu Bir Efsane”de izlemediyseniz; çok yazık…
...Ve, burası çok önemli...
Hala…
“Ben Sana Vurgunum” adlı eseri…
O'ndan daha anlamlı kimseler söyleyemez!
Şarkıları kadar…
Neşesi ve danslarıyla da hafızalara kazındı…
*
Bir röportajda…
Dünkü Nükhet ile bugünkü Nükhet'i...
Şöyle tarif ediyor ünlü yıldız:
“Bir dönem çok duvarları olan, gergin bir kadındım... Sonra kendimi koruyabilmeyi öğrendim, rahatladım... Ünümü kazandım, inanırlığım olunca daha sıcakkanlı birine döndüm… Sahnede pişip ülkenin en büyük müzisyenlerinden dersler aldım… Bilmediklerimi yaşayarak, okuyarak öğrendim, kendime çok emek verdim…”
*
Sonra…
Aynı röportajda…
Neden kendisine “lokum gibi” dediklerini anlattı:
“Evet, kurtlar sofrasında bir türlü el sürülemeyen bir lokumdum ama çok akıllıydım, karşımdakinin niyetini bakışından anlar, hemen kaçardım…”
*
18 yaşında “MS” (Merkezi sinir sistemi hastalığı) geçirdi...
Uzun süre yürüyemedi; ölümden döndü”...
*
En çok neye kızıyor biliyor musunuz; hem de hala?
“Nükhet, cilveli bir sanatçıdır!” diyenlere…
Cevap hazır Nünüş'te:
“Ben cilveli değil, sevecenim… O sevecenlik bazı insanlara cilve gibi geliyor…”
*
Nükhet Duru, iki kez nikah masasına oturdu…
1987'de Dikran Masis ile dünyaevine girdi…
Cem adında bir oğulları oldu…
O çocuk şimdi 34 yaşında…
Nünüş'ün ikinci izdivacı Özalp Birol'la oldu…
Güzel sanatçının iki evliliği de dörder yıl sürebildi…
Ancaaaak…
Hayatında derin iz bırakan bir erkeği hiç unutamadı…
O isim…
Hürriyet gazetesinin kurucusu Sedat Simavî'nin oğlu…
Büyük patron Erol Simavî'den başkası değildi…
İşte, 20 yıl süren…
O aşkı anlatıyor Nükhet Duru:
“Ben çocuk gibi aşık olmuştum Erol Bey'e… 21-22 yaşlarımdaydım… Aylarca peşimden geldi… Kırmızı sevdiğimi bilirdi, kırmızı jelatin içinde yakut yüzük gönderirdi… Bana hediye vermek için canı çıkardı... İnsan ayırmadan davranışına şahit oldukça onu kanatlarımın altına aldım... İçkiyi bıraktırdım, kilo verdirdim… Çok sevmiştim... Tabii ki, gizlemek istemezdim ama o dönemde kimse kimsenin sırrını ortaya koymazdı... Müzik sektörü biliyordu... İlk büyük aşkımdı...”
O muhteşem ses…
Daha sonra müzik yapımcısı Mehmet Teoman ve…
Müzisyen Doğan Canku ile birliktelikler yaşadı…
*
Eski şarkılarını çok seviyor…
O'na sorarsanız…
Eski şarkıların duygu yükü daha fazlaydı…
Belki de tek sebep bu…
Aslında…
Nükhet Duru hiç de haksız değil…
*
Bitiriyoruz…
Müzik aleminde, Yeşilçam'da olduğu gibi…
“Pop Müziği'nin Dört Yapraklı Yoncası”ndan söz ederken…
“Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Nilüfer ve Nükhet Duru”...
Arka arkaya sıralanır…
Bu sıralamaya itiraz ediyor Nükhet Duru…
Ve diyor ki:
“Çünkü Ajda bizden çok evvel... İlkokul beşinci sınıftayken, (Biraz büyüyünce ben de Ajda'nın yolundan gideceğim) derdim…”
İlahi “Nünüş”…
Bundan güzel espri olur mu?
Haklı, doğrusu…
Hayat, gülünce çok daha güzel…
(*)şaşalı: gösterişli, göz alıcı, ihtişamlı veya debdebeli...
Nokta...
Hamiş 1: Nükhet Duru'nun kariyerindeki en şaşırtıcı detaylardan biri, The Weeknd’in 2014 çıkışlı ünlü "Often" şarkısında, sanatçının 1970'lere ait "Ben Sana Vurgunum" eserinden örnekler kullanmış olmasıdır... Bu sayede Duru'nun müziği dünya çapında geniş kitlelere ulaştı...
Hamiş 2: “Mahmure” şarkısını Ata Demirer'le birlikte seslendirdi; mutlaka dinlemelisiniz…”
Hamiş 3: Şunu unutmayalım: Nükhet Duru, bir şarkıdan ziyade bir hikaye kitabı okuyormuş hissi uyandıran lirik yapısıyla, popüler müzikte öyküsel anlatımın en başarılı örneklerinden biridir...
Sonsöz: “İnsanı gördüklerinden ibaret sayma göremediklerinde ara… İçidir hakikatin resmi, dışı sadece manzara… / Hz. Mevlana…”