Aramızdan ayrılışının üstünden koskoca 22 yıl geçti...
Nasıl da uçup, gidiyor koca koca yıllar?
O'nsuz geçen bunca zamana karşın…
Hala…
Bir “Cem Karaca” daha gelmedi/ gelemedi müzik dünyasına…
*
Dikkat ediyor musunuz?
Televizyonlardaki ses veya şarkı yarışmalarına…
Nasıl da özene bezene O'nu “taklit etmek” için uğraşıyorlar…
“Namus Belası”nı, hala O'nun gibi söyleyebilen yok mesela(!)…
Sahnede “tamirci tulumu” giyip seslendirdiği...
“İşçisin Sen İşçi Kal” parçasını nasıl unutabiliriz?
Genç kuşağın yıldızları nasıl da uğraşıyorlar…
“Islak Islak” parçasını O'nun gırtlağı(!) gibi söyleyebilmek için…
*
Dertli, çileli ama “kıskandıran” bir hayat sürdü…
San'at dünyasının yüzde 100 en “demlenmiş” yıldızlarından biriydi…
Rock müziğini…
Türk gencine sevdiren Cem Karaca'ydı…
Ama zaten…
Bu güzellik O'nun genlerinde vardı…
*
Sanatçı bir çiftin evladıydı…
Babası Azerbaycan asıllı Mehmet Karaca…
Annesi ise Ermeni asıllı Toto Karaca'ydı…
Robert Kolej'de okudu…
Müziğe karşı müthiş yetenekliydi…
Kız arkadaşlarını etkilemek için…
Dönemin rock starlarının şarkılarını söylüyordu…
*
İlk müzik grubunun adını “Dinamikler” koydu…
Sahnede inanılmaz başarılıydı…
Gelgelelim…
Babası müzik yapmasını istemiyordu…
Hatta, çok güleceksiniz…
Babası adam tutup konserlerde O'nu yuhalatmıştı(!)…
20 yaşındaydı…
İlk evliliğini tiyatro sanatçısı Semra Özgür'le yaptı…
Üç gün sonra askere gitti…
Antakya'da Aşık Mahzuni Şerif'la tanıştı…
Etkisinde kalmıştı büyük ustanın…
*
“Apaşlar” grubuyla tanıştı…
Birlikte Almanya'ya gittiler…
“Resimdeki Gözyaşları” gençler arasında adeta “marş” gibiydi...
Türkiye'nin her köşesinde konser verdiler…
Cem Karaca…
Artık “star” olmuştu…
Almanya başta olmak üzere…
Avrupa listelerinde yer almaya başladı…
“Dadaloğlu” parçası…
O'nu zirveye taşıdı…
O şarkı…
Sol'a doğru kayışının göstergesi oldu…
Kahreden olay…
Mart 1971'de yaşandı; o olay Türkiye'de bir ilk'ti…
Trabzon'daki konserde üç bomba patladı; 30 kişi yaralandı…
Aynı yıl…
Makarios, Kıbrıs Fuarı'nda Türk pavyonunu gezerken…
“Dadaloğlu” şarkısı çalınıyordu…
İnanır mısınız?
*
1974 yılı gelip çattığında...
En bereketli dönemini “Moğollar” ile yaşadı…
Birbirlerine çok yakıştılar…
“Namus Belası”, o dönemin unutulmaz şarkısı oldu…
Rüzgarı…
Bugün bile devam ediyor…
*
Yıl; 1975…
Cem Karaca, “Tamirci Çırağı”nı patlattı…
İzmir Fuarı'nda o parçayı…
Binlerce kişinin vokalinde söylüyordu…
Sahneye son çıkan yıldızdı…
Sabaha karşı 02.00'de o parçayı tamirci tulumu giyip söylerken…
Kimse evine gitmeyi aklından bile geçirmiyordu…
Şarkıdaki…
“İşçisin sen, işçi kal…” nakaratı…
Cem Karaca'nın siyasi duruşunu…
Tam anlamıyla ortaya koyuyordu…
Zaten arkası geldi…
Aydın'daki konserde dönemin CHP il başkanı…
Aşırı solcular tarafından dövüldü…
Urfa'daki konserden sonra ise…
Orkestrası “Dervişan” saldırıya uğradı…
*
1980 yılının Mart ayında…
Gıyabında Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanıyordu…
Sözde suçu…
“1 Mayıs” plağı ile “komünizm progandası” yapmaktı!
Almanya'dan dönemedi…
*
12 Eylül Darbesi, tam bir kabustu!
Sıkıyönetim Mahkemesi…
Cem Karaca'yı yurda çağırdı…
Askerlerin, “Dönün Türkiye”ye…” dedikleri sanatçılar arasında…
Melike Demirağ, Selda Bağcan, Şanar Yurdatapan ve Sema Poyraz da vardı…
O sırada Bonn'da yaşıyordu Cem Karaca…
Kararlıydı...
“Gelmeyeceğim…” dedi…
6 Ocak 1983'te…
Yılmaz Güney ile aynı gün Türk vatandaşlığından çıkarıldı!..
*
Aradan yıllar geçti…
Vatan hasreti giderek ağır basıyordu…
Araya girdiler…
Dönemin Başbakanı Turgut Özal ile görüştü…
Suçlamalar kalktı…
Ve, Cem Karaca…
29 Haziran 1987'de Türkiye'ye döndü…
O sırada 42 yaşındaydı…
Çilesi bitiyordu…
Yıllarca yasaklı olduğu TRT'de bile ekrana çıkmaya başladı…
Artık…
Çok sevilen şarkısı…
“Raptiye Rap Rap”ı bile söyleyebiliyordu…
*
Unutulmaz bir anı, o günlerden…
Cem Karaca…
Cahit Berkay'la birlikte…
“Yiyin Efendiler” albümü ile ortalığı sallıyordu…
Kendisine “dönek” diyenlere…
“Oh be…” diye cevap verdi…
Şarkının şu sözleri unutulmaz:
“Ben döneksem döndüm diye memleketime / Döndüm baba döndüm işte oh be…”
*
Çok kimseler bilmez!
Müthiş üretken bir sanatçıydı…
Sayısız şarkı sözü yazdı…
Onlarca orkestra kurdu; müzisyen yetiştirdi…
Sinemada rol aldı…
Tiyatro yaptı…
Yönetmenlik üstlendi…
Türkçe'ye oyunlar çevirdi…
*
Dört kez evlendi…
22 yıl önce (8 Şubat 2004) sabah kalp krizi geçirdi…
Kurtaramadılar…
Hayata gözlerini yumduğunda…
59 yaşındaydı…
Ve...
Tahmin ettiğiniz gibi, çok ama çoook yorulmuştu…
*
...Ve ne kadar anlamlıdır ki...
22 yıldır hiç ama hiç unutulmadı...
“Tamirci Çırağı”... “Namus Belası”... “Resimdeki Gözyaşları” ve “Bu Son Olsun” gibi muhteşem eserler hala zevkle dinleniyor...
Unutmak mümkün mü?
Bugünlerin gencecik “rock” yıldızları...
Hala O’nun ayak izlerini takip ediyor!
Ne güzel değil mi?
*
Cem Karaca'nın yaşamını konu alan...
2024 yapımı biyografik dram filmi hatırlıyor musunuz?
Yönetmenliğini Yüksel Aksu'nun üstlendiği filmin başrolünde...
Cem Karaca’yı...
İsmail Hacıoğlu canlandırmıştı...
Sonra n’oldu?
Cem Karaca'nın eşi İlkim Karaca...
Kendisinden izin alınmadığı gerekçesiyle dava açtı...
...Ve o film...
İlkim Karaca'nın 3,5 milyon TL. teminat yatırması üzerine...
13 Şubat 2024’te vizyondan kaldırıldı...
Ancak, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi...
Filmin yeniden gösterime girmesine izin verdi...
*
Bitiriyoruz…
Dört kez nikah masasına oturdu…
Adını “Emrah” olarak yakıştırdığı bir oğlu oldu…
Gelgelelim…
Çocuğunun annesi Feride Balkan ile…
Son eşi İlkim Erkan Karaca arasında sorunlar yaşandı...
Mahkeme kararıyla…
Cem Karaca'nın mezarı açılıp DNA örnekleri alındı…
Test sonucu ile…
Emrah'ın…
Cem Karaca'nın oğlu olduğu kesinleşti…
Ne kadar acı değil mi?
Türkiye…
O olağanüstü sesi hiç unutmayacak…
Çünkü...
Rock müziğin “Dervişan”ı olarak anılan Cem Karaca’nın bir eşi - benzeri ne şu ana kadar geldi ne de bundan sonra gelir!”
...Ve, farklı bir final...
Bu yazının başlığı (Bu son olsun bu son!) neden çok önemli?
Çünkü, bu şarkının bize kattığı en önemli şey, bireysel acıların ötesinde ortak bir iyileşme çağrısı olmasıydı... Her birimizin hayatında “Bu son olsun, bu son!” demek istediği anlar vardır ve olmaya da devam edecektir... Bu söz, sadece kişisel bir dilek değil, aynı zamanda toplum olarak yeniden umut kurabilmemizin sembolü olarak bilinmelidir...
Nokta…
Hamiş: Kalp krizi nedeniyle 2004'te hayatını kaybeden Cem Karaca'nın, ölümünden üç yıl önce lösemiye yakalandığı ortaya çıktı... Cem Karaca, eşi İlkim Karaca'ya yazdığı mektupta, “Çok yakında öleceğim, bunu biliyorum ve adına lösemi diyecekler…” ifadelerini kullanmıştı...
Sonsöz: Cem Karaca, “Don Kişot” değildi... Aslında Cervantes'in kendisiydi… O bir hikaye yazdı, roman yazdı ve bıraktı gitti… / Renan Bilek – Müzisyen, tiyatro oyuncusu…