Bir ülkede ahlak çökerse…
En büyük yolsuzluklar,
en büyük sahtekarlıklar,
en büyük utanmazlıklar bile
“normal” görünmeye başlar.
İşte şimdi tartışılan olay tam da budur.
AKP Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy hakkında ortaya atılan iddia küçük bir ayrıntı değil…
Bir zihniyet meselesidir.
Milletvekilinin eşi, mahkemeye harç ödememek için muhtardan “fakirlik ilmühaberi” alıyor.
Yani devletin gerçekten yoksul insanlar için tanıdığı bir hakkı,
gücü olan biri kullanıyor.
Hem de utanmadan…
+++
Şimdi insan sormadan edemiyor.
Bir milletvekili gerçekten bu kadar zor durumda olabilir mi?
Ay sonunu getiremeyen emekli gibi mi yaşıyor?
Markette etiket görünce eli titreyen asgari ücretli gibi mi?
Çocuğuna harçlık veremeyen işsiz baba gibi mi?
Eğer değilse…
Bu belge neden alındı?
Üç kuruş mahkeme harcı ödememek için mi?
+++
Daha ironik olan ne biliyor musunuz?
Milletvekilinin özgeçmişi.
İmam Hatip mezunu.
Maliye mezunu…
Serbest muhasebeci…
Bağımsız denetçi…
Yani sistemin nasıl çalıştığını en iyi bilenlerden biri.
Vergiyi bilen biri…
Denetimi bilen biri…
Devlet mevzuatını bilen biri…
Ama iş ahlaka gelince,
sınıfta kalıyor.
+++
Bir de yıllardır bize verilen o meşhur nutuklar kulaklarımı çınlatıyor.
“Maneviyat…”
“Dindar nesil…”
“Ahlak…”
“Kul hakkı…”
Bitmiyor.
Beş vakit namaz kılabilirsin.
Bu kişisel bir tercihtir, saygı duyulur.
Ama mesele şu.
Namaz insanı dürüst yapmıyorsa…
Yetim hakkından uzak tutmuyorsa…
Devletin hakkını korumanı sağlamıyorsa…
Gücü ayrıcalık için kullanmayı engellemiyorsa…
Ortada büyük bir çelişki vardır.
Çünkü ahlak,
yalnızca ibadetle ölçülmez.
Ahlak;
kimsenin görmediği yerde nasıl davrandığınla ölçülür.
+++
Bakın Japonya’ya…
Araştırmalara göre toplumun büyük kısmı kendisini ateist, agnostik ya da inançsız olarak tanımlıyor.
Ama yere çöp atmıyorlar.
Deprem oluyor,
market yağmalanmıyor.
Kimse devleti dolandırmayı “uyanıklık” saymıyor.
Tren şoförü 1 dakika gecikince özür diliyor.
Çünkü ahlakın kaynağı yalnızca din değildir.
Deprem sonrası kent halkına bir hafta su veremediği için belediye başkanı istifa ediyor. Partisinden değil, makamından ayrılıyor.
Başarısızlığı hazmedemeyen harakiri yapıyor.
Vicdandır.
Eğitimdir.
Toplumsal kültürdür.
Hukuka saygıdır.
+++
Bizde ise yıllardır din siyasetin vitrinine konuldu.
Dindarlık anlatıldı…
Ama adalet unutuldu.
Kul hakkı denildi…
Ama yoksulun hakkı yenildi.
İsraf haramdır denildi…
Ama saraylar büyüdü.
Saraylar çoğaldı.
Yazlığı, kışlığı, doğası ile saraylar inşa edildi.
Sabır tavsiye edildi…
Ama halk aç bırakıldı.
Şimdi de bir milletvekilinin eşine “fakirlik belgesi” aldırdığı iddiasını konuşuyoruz.
İnsan gerçekten utanıyor.
Çünkü bu yalnızca bir haksız, hukuksuz belge sorunu değildir.
Bu sorun, iktidarın yıllardır anlattığı “ahlak” söylemiyle,
hayattaki gerçek davranışları arasındaki uçurumdur.
Son söz:
Her namaz kılan ahlaklı değildir.
Ancak dine inanan, namaz kılan her insan ahlaklı olmalıdır.