KUZEY RUSYA

Eksi 38 Derecede Tundrada Bir Gün:

Abone Ol

Nenetslerin Dünyası

Rusya’nın kuzeyinde, Arktik tundranın ortasında bugün hayatım boyunca unutamayacağım bir gün yaşadım.

Tur programımız kapsamında Naryan-Mar çevresindeki tundra bölgesine doğru özel tundra cipleriyle yola çıktık.

Şehirden uzaklaştıkça manzara tamamen değişti. Ağaçlar kayboldu, yollar kayboldu, hatta ufuk çizgisi bile kar ve gökyüzü arasında silinmeye başladı. Burası gerçek tundraydı.

Termometre gün boyunca eksi 38 dereceyi gösteriyordu. Bu sıcaklık rakam olarak belki anlaşılabilir ama tundranın rüzgârıyla birleştiğinde hissedilen soğuk insanın yüzünü kesiyor. Nefes alırken burnunuzun içi donuyor, kirpiklerinizde buz kristalleri oluşuyor. Ama bu sert doğa aynı zamanda büyüleyici bir güzelliğe sahip.
Uzun süren yolculuktan sonra küçük bir Nenets kampına ulaştık.


Bizi dört kişilik bir Nenets ailesi karşıladı. Karla kaplı tundranın ortasında kurdukları geleneksel çadırlarının yanında yüzlerce ren geyiğinden oluşan sürüler dolaşıyordu.


Bu manzarayı ilk gördüğünüzde sanki belgeselin içine girmiş gibi hissediyorsunuz.
Nenetsler Rusya’nın kuzeyinde yaşayan yerli bir halk.


Yüzyıllardır tundra üzerinde göçebe bir hayat sürdürüyorlar. Onlar için ren geyiği sadece bir hayvan değil; yaşamın merkezidir.

Ulaşımda, yiyecekte, kıyafette ve günlük hayatın hemen her alanında ren geyikleri kullanılır.

Kampın en etkileyici anlarından biri geyik çobanıyla tanışmak oldu. Nenets kültüründe ren geyiği çobanları tundranın gerçek ustalarıdır.

Sürülerini yüzlerce kilometre boyunca tundrada dolaştırır, mevsimlere göre göç ederler. Kar fırtınası, kutup gecesi, eksi 40 dereceler… Bu şartlar onların günlük hayatının parçasıdır.

Misafirperverlikleri ise tundranın sertliğine rağmen oldukça sıcaktı. Bizi çadırlarında ağırladılar. Önce tundranın buz gibi sularından çıkarılmış taze nehir balığı ikram ettiler. Ardından da bölgenin geleneksel yiyeceklerinden biri olan çiğ ren geyiği eti sundular. Arktik kültüründe bu son derece doğal bir ikram. Bu coğrafyada yaşayan insanlar doğayla iç içe bir hayat sürüyor ve beslenme alışkanlıkları da doğrudan tundranın sunduklarına dayanıyor.

Çadırın içinde sohbet ederken dışarıda ren geyiği sürülerinin sessiz hareketini izlemek gerçekten etkileyiciydi.

Modern şehirlerde alıştığımız gürültü burada yok. Sadece rüzgârın sesi ve zaman zaman geyiklerin çıkardığı sesler duyuluyor.

Günün en unutulmaz anlarından biri ise ren geyiklerinin çektiği kızaklarla tundrada yaptığımız yolculuk oldu.

Nenetsler için bu kızaklar yüzyıllardır en önemli ulaşım araçlarından biri.

Karla kaplı uçsuz bucaksız tundra üzerinde kızakla ilerlerken insan kendini sanki birkaç yüz yıl önceye gitmiş gibi hissediyor.

Bugün tundrada geçirdiğimiz saatler bana bir kez daha şunu hatırlattı: Dünya hâlâ inanılmaz derecede farklı hayatlara ev sahipliği yapıyor.

Bir yanda milyonlarca insanın yaşadığı modern şehirler, diğer yanda eksi 40 derecede ren geyiği sürüleriyle göç eden tundra halkları…

Nenetslerin yaşamı zor, ama aynı zamanda doğayla uyum içinde.

Onlar tundranın gerçek sahipleri. Arktik’in bu sert ama büyüleyici coğrafyasında yaşamayı başarmış bir kültürün izlerini görmek ise bir gezgin için gerçekten eşsiz bir deneyim.

Bugün eksi 38 derecede tundrada geçirdiğimiz bu gün, sadece bir tur programı değildi. Aynı zamanda dünyanın en uzak köşelerinden birinde yaşayan insanların hayatına kısa bir pencere açmaktı. Ve o pencere, insana dünyanın ne kadar büyük ve ne kadar farklı olduğunu bir kez daha gösteriyor.