Bayramı bayram gibi yaşamayı ne yazık ki 9 günlük tatillerden sonra unuttuk. Bayram sadece bir tatil havasına büründü. 9 günlük tatillerin turizme faydaları azımsanamaz ama bayramında kurban edildiğini görüyoruz.
"Hani nerde kaldı o eski bayramlar" diyoruz ya ha işte tam da burasından bakıyorum. 9 günlük tatiller ve bunun yanı sıra 1 Mayıslar ve 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor bayramımız ile zaten dolu dolu bir Mayıs ayı yaşıyoruz. Bir de buna 9 günlük tatil eklenince neredeyse yarısı tatil oldu.
Geçen yıllara baktığımızda da yılın ilk yarısında hem Ramazan Bayramı hem de Kurban Bayramların da bu 9 günlük tatilleri gördük. "Belki dinlenmek iyi gelir" diyeceksiniz ama manevi bütünlüğü de ne yazık ki tatil havasında geçirdik. Ne zararı var demeyin. Sabit maaş dışında çalışan birçok özel sektör bu tatillerden hep olumsuz etkilendi. Eğlence ve turizm sektörü hariç tabii ki.
Ülkemiz zaten bir turizm cenneti, yaz aylarında en sıcak geçen hareketlilik temmuz ve ağustos aylarında zaten telafi ediliyordu.
Nerde kaldı o eski bayramlar demeye devam ediyoruz. Çünkü bayram bayram gibi değil tatil gibi değerleniyor.
Dedelerimizin yaşadığı o eski bayramların tadı da ne yazık ki sadece uzatmalı ya da birleştirilmiş günlerle tatil havasına büründü.
Özel sektör çalışıyor deseniz de bütünlük olmayınca ister istemez herkes bundan payını alıyor ne yazık ki… Hal böyleyken gelecek nesillerimize o eski bayram tadını da yaşatamıyoruz.
Peki neydi bu eski bayramların tadı. Akraba ziyaretleri kurban telaşı ve manevi duyguların en yoğun yaşandığı bayramlardı. Arefe günü ve bayram da mezarlıklar dolup taşıyordu. Şimdi 9 gün bölünmesin diye bu ziyaretler bile öne çekildi.
Milli ve Dini Bayramlar, bayram tadında kalmalı tatil tadına bürünmemeli. Tatil zaten hafta sonları ve yıllık izinlerle tolere edilebilir. Ama bayram ve tatil asla aynı şey değil olmamalı da.