Kartalkaya’da yanan yalnızca bir otel değildi. Yanan; denetimdi, sorumluluktu, akıldı.
Yüreğimiz yandı.
İnsanlar göz göre göre çocuklarını, eşlerini alevlerin arasında ölümlerini gördüler.
Acı ve acının travması büyüktü.
Aradan bir yıl geçti.
Takvim yaprakları değişti, mevsimler döndü.
Ama acı geçmedi.
Çünkü adalet gelmedi.
Bolu’nun gözde kayak merkezinde, Kartalkaya’da yaşanan otel faciası, artık bir “kaza” olarak anılamaz. Bu yaşanan, göz göre göre gelen bir sonuçtur. Ve o sonucun adı ihmaldir.
*
Her facianın ardından bu ülkede aynı cümleler kurulur:
“Sebebi araştırılıyor.”
“Soruşturma sürüyor.”
“Sorumlular bulunacak.”
Bir yıl geçti.
Dosyalar kalınlaştı.
Raporlar çoğaldı.
Ama gerçekten hesap vermesi gerekenler adaletin önüne çıkarılmadı.
Bu tesadüf değildir.
*
Yangın merdiveni kilitliyse,
alarm çalışmıyorsa, sprinkler yoksa ya da devreye girmediyse… Bunların hiçbiri “talihsizlik” değildir.
Bunların adı sorumluluktur.
Ama Türkiye’de sorumluluk, makam yükseldikçe görünmez olur.
İmza atılır ama hesap sorulmaz. Turizm Bakanı istifa etmedi, bakanlıktan üst düzeyden hiç kimse yargı önüne çıkarılmadı.
Yetki vardı, koltukları vardı ama bedeli yoktu.
*
Denetim yok.
Bunu artık tartışmaya gerek bile yok.
Ne acıdır ki denetim yapacak kadro da yok. Ama daha acısı şudur:
Aslında denetim için niyet de yok.
Eğer kadro yoksa, o ruhsatlar nasıl verildi? O “uygundur” kaşeleri nasıl basıldı? Eksikler biliniyorsa neden işlem yapılmadı?
Demek ki mesele personel değil.
Mesele bilinçli bir görmezden gelme.
*
Bu ülkede denetim çoğu zaman kâğıt üzerindedir.
Dosya vardır.
Rapor vardır.
Ama sahaya inen yoktur.
Çünkü sahaya inmek cesaret ister.
Birilerinin konforunu bozmayı göze almayı gerektirir. Ve denetleyen, denetlediğiyle yarın aynı masaya oturacaksa, o denetim baştan ölüdür.
*
Kartalkaya faciası bize bir sistem fotoğrafı gösterdi:
– Denetim yapılmadı.
– Yapıldı denilen denetim göstermelikti.
– Eksikler biliniyordu.
– Ama kimse sorumluluk almadı.
Bu bir ihmal zinciri değil,
örgütlü bir vurdumduymazlıktır.
*
Bir yıl geçti.
Ailelerin acısı hala yürekleri dağlıyor.
Ama sorumlular hala yerli yerinde.
Koltuklar sağlam.
İmzalar güvende.
İşte adalet tam da burada kayboluyor.
Çünkü adalet geciktiğinde acı dinmez.
Aksine her gün biraz daha büyür.
Kaybedilenler geri gelmez ama
kaybettirenlerin hesap vermemesi,
o acıyı her gün yeniden üretir.
*
O yüzden bu yazı bir anma yazısı değildir.
Bu yazı bir itirazdır.
Ve bu itiraz şunu söyler:
Denetimsizlik bir kusur değil, bir tercihtir.
Niyet yoksa denetim olmaz.
Denetim yoksa facia olur.
Adalet yoksa Kartalkaya bitmez.
Takvim yaprakları değişir…
Ama bu ülke, hesap sorulmadıkça
aynı acılara uyanmaya devam eder.