KARANLIKTA BIRAKILAN 1 MAYIS

Abone Ol

1 Mayıs denilince aklıma yalnızca bayram gelmiyor.

Yalnızca meydanlar, pankartlar, sloganlar, halaylar gelmiyor.

Aklıma emek geliyor elbette…
Alın teri geliyor.
Ekmek kavgası geliyor.
Sekiz saatlik iş günü için verilen büyük mücadele geliyor.

Ama bir de kan geliyor aklıma.

1 Mayıs 1977 geliyor.

Taksim geliyor.
Kazancı Yokuşu geliyor.
Otele çıkan karanlık eller geliyor.
Sular İdaresi çevresinden, beyaz Renault’dan, yükseklerden açılan ateş geliyor.

Ve yere düşen insanlar…

Ezilenler…
Boğulanlar…
Kurşunlananlar…

36 can…

Kimi kaynak 34 der, kimi 35, kimi 36…

Ama rakamların ötesinde bir gerçek var.

O gün bu ülkenin emekçilerine ateş açıldı.

Ve o gün devrimciler katledildi.

+++

1977’de Taksim Meydanı’nda yüz binlerce işçi, emekçi, genç, kadın vardı.

Ellerinde silah yoktu.

Ellerinde pankart vardı.
Dillerinde şarkı vardı.
Yüreklerinde daha güzel bir ülke umudu vardı.

Sonra bir anda kurşun sesleri duyuldu. Vızır vızır kurşun yağıyordu.

Panik başladı.

Panzerler siren çaldı.
Sular sıkıldı.
İnsanlar Kazancı Yokuşu’na sıkıştırıldı.

O yokuş yalnızca bir sokak değildir.

Kazancı Yokuşu, Türkiye’nin vicdanında kapanmayan bir yaradır.

+++

Aradan 49 yıl geçti.

Ama o karanlık hala aydınlatılmadı.

Kimler ateş etti?
Kimler emir verdi?
Kimler göz yumdu?
Kimler korudu?

Bu sorular hala orta yerde duruyor.

Güya mahkemeler açıldı.
Güya sorgulandı.
Dosyalar kapandı.
Failler gizlendi.
Gerçek karartıldı.

O gün ölenlerin arkadaşları sanık yapılmak istendi.

Yani katledilenlerin acısı yetmedi, bir de adalet duygusu katledildi.

+++

1 Mayıs işçinin bayramıdır.

Ama Türkiye’de 1 Mayıs aynı zamanda hesap sorulamayanların günüdür.

Emekçinin hakkını istemesi suç değildir.

Meydana çıkması suç değildir.

Daha insanca yaşam istemesi suç değildir.

Suç olan; o meydana ateş açmaktır. Suçlu olan o katliamı gerçekleştirenlerdir.
Suç olan; o katliamı karanlıkta bırakmaktır.
Suç olan; halkın acısını siyasete malzeme yapıp sonra unutmuş gibi davranmaktır.

+++

Bugün yine 1 Mayıs.

İşçi hala geçinemiyor.
Emekli açlık sınırının altında.
Gençler işsiz.
Kadın emeği sömürülüyor.
Sendikal haklar baskı altında.

Ve 1977’nin hesabı hala sorulmadı.

Bu yüzden 1 Mayıs yalnızca kutlama günü değildir.

1 Mayıs aynı zamanda hafıza günüdür.
Adalet günüdür.
Unutmama günüdür.

+++

Taksim’de düşenleri saygıyla anıyorum.

Emeğin, alın terinin, dayanışmanın bayramını kutluyorum.

Ve bir kez daha söylüyorum:

1 Mayıs 1977 karanlıkta kalmasın.

Çünkü karanlıkta kalan her katliam, bu ülkenin geleceğine bırakılmış bir utançtır.
Ve Türkiye bu utancı hala bağrında taşıyor.