Bugün yaşanan ilişki krizlerinin temelinde romantizm, aşk ya da “çağın ruhu” yok. Asıl mesele şudur: kadın ve erkek rolleri bilinçli biçimde itibarsızlaştırıldı, yerine ise ne konacağı hiç düşünülmedi. Sonuç ortada: mutsuz kadınlar, sorumluluktan kaçan erkekler ve herkesin birbirini suçladığı bir kaos.
Erkek rolü tarih boyunca nettir: sorumluluk almak, korumak, üretmek, yük taşımak. Kadın rolü de nettir: seçici olmak, denge kurmak, aileyi ayakta tutmak. Bunlar “baskı” değil, medeniyetin iş bölümüdür. Ancak modern ideoloji bu rolleri “geri kalmışlık” diye yaftaladı. Erkekliği törpüledi, kadınlığı belirsizleştirdi.
Ortaya çıkan erkek tipi şudur:
Karakteri yok, sorumluluk almıyor, geçici yaşıyor, hesabı yok.
Ama özgür görünüyor.
Ve işin trajik tarafı şu: Bu erkek tipi pazarlanıyor.
Kadınlara yıllarca şu söylendi:
“Güçlü ol, kimseye muhtaç olma, erkek gibi ol.”
Erkeklere de şunu söylediler:
“Bağlanma, sorumluluk alma, keyfine bak.”
Sonra herkes birbirine bakıp şunu sordu:
“Niye mutlu değiliz?”
Çünkü roller yıkıldı ama yerine erdem konmadı.
Kadın, seçici olmayı bıraktı; “anlamak”, “iyileştirmek”, “düzeltmek” zorunda hisseden bir kurtarıcıya dönüştürüldü. Erkek ise seçilmek için adam olmak zorunda kalmadı. Karakter yerine özgüven, ahlak yerine cesaret, sadakat yerine gizem yetti.
Burada acı bir gerçek var!
Rolünü kaybeden erkek cazibesini kaybetmez; sorumluluğunu kaybeder.
Rolünü kaybeden kadın özgürleşmez; yalnızlaşır.
Kimse kusura bakmasın…
Her şeyin eşitlendiği yerde değer kalmaz.
Her şeyin belirsizleştiği yerde bağ kurulmaz.
Bugün “neden iyi kadınlar kötü erkekleri seçiyor” diye soruluyorsa, bunun nedeni kötü erkeklerin çoğalması değil; iyi erkekliğin itibarsızlaştırılmasıdır. Sorumluluk alan erkek “sıkıcı”, sözünde duran erkek “ruhsuz”, düzen isteyen erkek “kontrolcü” diye damgalandı.
Sonra da bu erkeklerin neden geri çekildiğine şaşırıyoruz.
Bu yazı “erkek üstünlüğü” savunusu değildir. Bu yazı rol bilincinin savunusudur. Rol, tahakküm değildir; rol, istikrar demektir. Rol, insanın kendini bilmesi demektir.
Kadın erkekten erkek olmasını beklemiyorsa,
erkek kadından kadın olmasını istemiyorsa,
ortaya ilişki değil, geçici temaslar çıkar.
Ve son söz şudur
Rolleri yıkanlar özgürlük vaat etti, kaos getirdi.
Sorumluluğu küçümseyenler mutluluk konuşuyor ama hiçbiri mutlu değil.
Çünkü insan, rolünü inkâr ederek değil
rolünü olgunlaştırarak mutlu olur.