Taaa, 16 yıl önceydi...
İzmir’in en hareketli günlerinden birini yaşıyorduk...
Kısa adı “İZTO” olan...
İzmir Ticaret Odası’nın “125’nci Yıl Sempozyumu”ndayız...
Mikrofon...
O tarihte 85 yaşındaki duayen işadamı rahmetli Selçuk Yaşar’da...
Salonda çıt yok...
Diyor ki Selçuk Bey:
“Turgut Özal her ne kadar İzmir'e çok yakın davrandı, bizlerle yakın ilişkiler kurduysa da İzmir, Özal'ın partisine iyi bakmadı... Özal, iktidara gelince bunun intikamını her yönüyle İzmir'e ödetti; bu şehir küçüldü... Bugün 80'den evvelki İzmir’le bugünkü İzmir arasında dağlar kadar fark var... Ecevit, bana şahsen çok iyi davranmasına rağmen, Mesut Yılmaz İzmir'deki sanayiciliğin ve bankacılığın çökmesi için elinden geleni yaptı...”
*
O tarihte eski “Çimentaş” Yönetim Kurulu Başkanı İzmir sevdalısı Öner Akgerman da salondaydı... Söz aldı ve Selçuk Yaşar’ın gözlerinin içine bakarak...
İş dünyasının patronlarına...
Sadece ama sadece...
İzmir ile İstanbul arasında karşılaştırma yaparak...
Şu iki cümleyi seslendirdi:
“İstanbul'un nereye gittiğini herkes görüyor ancak İzmir'in de sağlam adımlarla akılcı olarak ilerlediğini görüyorum...”
Ardından...
Akgerman’ın kalpten söyledikleri ayakta alkışlandı:
İstanbul'un...
İzmir'den nüfus, büyük firma sayısı, GSMH gibi verilere bakıldığında...
“Üç / Dört kat”, ancak “kamu yatırımlarında 7”, “kredi kullanımında 6 kat” büyük olduğunu belirten Akgerman, sözlerini şöyle noktalamıştı:
“2011 için kamu yatırımlarında İzmir'e 1.5 milyar lira, İstanbul'a 14 milyar lira ayrıldığı ifade ediliyor... İzmir'in bu koşullar göz önüne alınırsa çok daha farklı bir yerde olabileceğini düşünüyorum...”
*
...Ve, veda zamanı...
Üstelik...
Son derece anlamlı bir anıyla...
Yıllarca birlikte çalıştığım...
Altın kalem gazetecilerden biri de Gönül Soyoğul’dur...
Öner Akgerman ile...
2011’de yaptığı enfes röportajın bir bölümü tek kelimeyle şahaneydi...
“Pentapotların kitabını yazıyor...”
Başlığıyla da gündeme gelen kısacık ama hayli etkili bölümle...
Noktayı koyalım...
Gönül Soyoğul, soruyor:
“Nedir bu pentapot?” diye; Öner Akgerman da yanıtlıyor:
“Pentapot, beş tane kişi değil; bunu hep yanlış yorumladılar... Hiç unutmayacağım, rahmetli Rıdvan Burteçin, o zaman 1824 Restoran'a geldi, bana dedi ki; (Öner Bey, Allah aşkına söyle; o beş kişinin içinde ben de var mıyım?) Neden dedim beş kişi? Pentapot'un beş kişiyle alakası yok. O, onlarca da olabilir. Pentapot'dan kasıt; o gün meslektaşınız Ünal Ersözlü ile bir akşamüstü röportajı sırasında o anda aklıma gelen bir fikirdi... Nereden geldi? Hayvanların denizdeki en tehlikelisi, aslında köpekbalığı değildir; ahtapottur... Çünkü ahtapot yalnız yapışmakla kalmaz; sıkar!.. Sıkınca her türlü nefesini, hareketini önleyerek yok eder... Dolayısıyla ahtapottan da insana ne geçer? Bir el, beş parmak geçer... Beş parmak neyi ifade eder? Pentapot'tan kastım o... Yani yakaladığını bırakmayan bir el... Pentapot, işte o! İnsanlarla alakası yok... Yakaladığını bırakmayan bir el... Bencil demeyeyim de... Hep (ben) duygusu ile motive olan kişilerle ilgili... Tabii pentapot’ta, itidal ya da adalet hissi yoktur... Kendini düşünür öncelikle... Kendinde olmayan şeylerde eşitlik arar...”
*
Bitiriyoruz...
Çimentaş ve AKG Gazbeton’un eski yöneticisi Öner Akgerman...
Çok özel bir kimliğe sahipti...
Orta, lise ve yüksek eğitimini...
İstanbul Robert Koleji’nde tamamlamıştı...
Türkiye’nin önde gelen çimento şirketi Çimentaş’ta uzun yıllar...
Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapan Akgerman...
Daha sonra oğulları Bülent ve Levent Akgerman’la birlikte...
AKG Grubu’nu kurmuştu...
Uzun süredir mücadele ettiği hastalığa yenik düştü...
12 Mart 2026 Perşembe, Alsancak Hocazade Camii’nde kılınacak öğle namazının ardından son yolculuğuna uğurlanacak...
...Ve, İzmir O’nu unutmayacak...
Nokta...
Hamiş: Öner Akgerman, yüksek eğitimini İstanbul Robert Koleji’nde tamamladı; 25 yıl süreyle Robert Koleji’in Mütevelli Üyeliği yaptı...
1968 yılında “kontrolör” görevi ile Çimentaş’ta çalışmaya başladı; 1974’te Yönetim Kurulu’na seçildi... İki yıl sonra da Genel Müdürlük görevini üstlendi... 1984’te Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği’ne ve Genel Koordinatörlük görevine getirildi, 1995 yılında ise Murahhas Aza oldu...
Sonsöz: “Öğüt verecek insana değil, örnek olacak insana ihtiyaç var... Fetva veren çok olur ama (*) takvayla yaşayan az bulunur... / Hz. Mevlana...
(*) Takva: “Korunmak, sakınmak ve çekinmek...”