O, İzmir’in sözü, sohbeti dinlenen...
Kalbiyle konuşmasını bilen o bi’avuç “güzel abi”lerden biriydi...
Bu kenti çok sevdi...
Sizi... Bizi... Hepimizi...
İzmir’i, İzmir yapanları da çok sevdi...
Üç yıl önce...
Son yolculuğuna eller üstünde uğurlanırken...
Bir “sevgi seli” yaşanmıştı Alsancak’ta...
Ne ilginçtir ki...
Hocazade’ye gelen herkes...
Adeta komut almış gibi...
Birbirlerine...
O’nunla ve kendisiyle bütünleşen anıları dillendiriyordu...
Çok sevildi, sevgiyle uğurlandı...
*
“Nev-i şahsına münhasır” bir abimiz olduğu için...
Yarım asırdan fazla meslek hayatımda...
Sadece iki kez yazabilmiştim; Kemal Abi’yi...
Taaa, 30 küsur yıl önce Hürriyet EGE’de...
Okuyacaklarınız...
Kuşkusuz geçmiş zamanların en nadide anıları ama...
Bi’özelliği var; eskilerin dediği gibi...
Başroldeki kahraman...
Veda etse de...
Size... Bize... Hepimize...
Bilin ki...
O “pırıl anılar” hep taze kalacak...
*
O yıllarda...
Başta Ege Yıldız Plastik olmak üzere...
Tam 24 şirketin...
Yönetim Kurulu Başkanvekili ve Murahhas Üyesi olsanız...
Ve dahi...
En az 20 dernek ve Oda’nın aktif üyeliğini üstlenmişseniz!..
Şahane bir “aile babası” unvanınız varken bile...
Şu kadim kent İzmir’in yüzlerce ismi...
Sizin çocukluktan arkadaşınız olsa...
Bu da yetmezmiş gibi...
Sık sık size ziyarete gelseler...
Söyleyin lütfen, size günün 24 saati yeter mi?
*
Hayatı boyunca...
Hep soyadı gibi “zorlu” bir iş yaşamı seçmişti kendine...
13 yaşından beri çalışıyordu...
Benimle yaşıt Alsancaklılar çok iyi hatırlar...
Kıbrıs Şehitleri Caddesi üstünde...
Yıllar, yıllar önce...
“Ar Açıkhava Sineması” vardı...
Henüz yedi yaşındaydı Kemal Zorlu...
Sinemaya girenlere her gece çığlık çığlığa sesleniyordu:
“Buz gibi Sütsan, haydeee Sütsan...”
Minicikken para kazanmayı öğrenmişti bile...
Oysa...
Rahmetli Mazhar Baba...
O günlerin İzmir’inde...
En baba müteahhitlerinden biri olarak anılıyordu...
*
Herkes bilmez...
Kemal Zorlu’nun yaşamının yarısı “futbol”a aitti...
Altay’ın miniklerinde...
Yıldız ve genç takımlarında yıllarca top koşturmuş...
Ve yine yıllarca kulüp yöneticiliği yapmıştı...
Gel gör ki...
Sofralara “küs” duramadığı için...
Aşırnı kilo almaktan de geri kalmıyordu...
*
Niçin çok seviliyordu biliyor musunuz?
Kuşkusuz...
“Doğrucu Davut” olduğu için...
*
Hayat felsefesi (bir zamanlar) şöyleydi:
“Hiç geriye bakmadım, hep ileriye koştum...”
Oysa...
Bugün yanı başımızda olsaydı...
İnanın bana...
Kuşkusuz şöyle derdi:
“Çok hızlı koştum; artık yürümek istiyorum...”
*
Hayatta en nefret ettiği iki şey; “haksız itham” ve “yalan”dı...
Harika yemek yapardı...
Kim bilir, iştahı biraz da buradan geliyordu galiba...
*
Semtini çok severdi...
“Dünyayı verseler Alsancak’tan başka yerde oturmam” derdi...
*
Hayatın içinden çok önemli bir prensip!
Dostluk ve arkadaşlık...
O’nun için her şeyden daha önemliydi...
Kazara da olsa...
Mevkiini ve koltuğunu bir şekilde kaybedenle...
Arkadaşlığını ve dostluğunu asla bozmazdı...
Hatta...
O kişiye daha çok değer verirdi...
*
Müthiş bir “İzmir ve Ege fanatiği” olarak tanınırdı...
*
Bir sözü hala kulaklarımda:
“Eğer Zorlu Grup yatırımlarını İstanbul’da yapsaydı 20 misli büyük olurdu...”
*
Bitiriyoruz...
Bugün...
Kemal Zorlu ağabeyimizin...
Aramızdan ayrılışının...
Dolu, dolu...
“Üçüncü yılı geride kaldı...”
Ama...
Bu bir sessiz “veda” değil...
Hep anılarda...
Ve her daim...
Kalplerdeki yerini koruyacak...
O’nu özlemle anıyoruz...
Nokta...
Hamiş: “Kemal Zorlu’nun girişimci ruhu ve insani yaklaşımını, O’nu kaybettikten sonra daha güçlü anlıyoruz... Bize bıraktığı değerleri ve mirası sürdürerek daha iyiye ulaştırmak için çalışıyoruz... / Sibel Zorlu – Kemal Zorlu’nun kızı - Mazhar Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı...
Sonsöz: “Yaptığınız işi severseniz, hayatınız boyunca bir gün bile çalışmış sayılmazsınız!.. / Konfüçyüs – Çinli filozof, öğreti uzmanı, astronom ve yazar...)