İSTİKLAL MARŞI DENEY YAPILACAK BİR METİN DEĞİLDİR...

Abone Ol

Bazen öyle olaylar yaşanır ki insan gerçekten durup düşünür: Biz neyi konuşuyoruz? Hangi noktaya geldik?
Karaman’da düzenlenen bir programda İstiklal Marşı Arapça okundu. Yanlış duymadınız… Bu ülkenin bağımsızlık marşı, bu milletin özgürlük manifestosu başka bir dilde okundu. Daha da şaşırtıcı olanı ise salonda devlet adına bulunan yetkililerin bu durumu sessizce izlemekle yetinmesiydi.
Kimse “Durun” demedi.
Kimse “Bu doğru değil” demedi.
Kimse “İstiklal Marşı’nın dili Türkçedir” demedi.
Adeta herkes olup biteni normal bir şeymiş gibi izledi.
Yetmedi…
Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü bu görüntüleri kendi resmi internet sitesinde yayımladı. Yani yapılan şey sadece bir anlık hata olarak kalmadı; kamuoyuna servis edilen bir “normal” haline getirildi.
Şimdi açık açık konuşalım.
İstiklal Marşı herhangi bir şiir değildir. Herhangi bir metin değildir. İstiklal Marşı bu milletin bağımsızlık yemini gibidir. 1921 yılında Meclis’te kabul edilen bu marş, işgal altındaki bir ülkenin ayağa kalkışının simgesidir.
O dizelerde cephede savaşan asker vardır.
O dizelerde yoksulluk içinde direnen bir millet vardır.
O dizelerde “ya istiklal ya ölüm” diyen bir ruh vardır.
Bu marşı yazan Mehmet Akif Ersoy o dizeleri masa başında bir edebiyat çalışması olarak kaleme almadı. O dizeler, bir milletin yüreğinden çıkan sözlerdir.
Peki şimdi soralım:
Bir milletin bağımsızlık marşı başka bir dilde okunur mu?
Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şey göremezsiniz.
Fransa’da ulusal marşı başka dilde okuyan bir program olsa ülke ayağa kalkar. Amerika’da milli marşın İngilizce dışında bir dilde okunması büyük bir skandal olur. Almanya’da böyle bir girişim ciddi bir saygısızlık olarak kabul edilir.
Ama Türkiye’de oluyor.
Hem de devletin temsilcilerinin gözleri önünde oluyor.
Daha da vahimi, kimse müdahale etmiyor.
İşte asıl sorun burada başlıyor.
Çünkü mesele yalnızca bir marşın hangi dilde okunduğu meselesi değildir. Mesele, milli değerler karşısında gösterilen tavırdır. Eğer bir toplum kendi değerleri konusunda hassasiyetini kaybederse, o değerler zamanla anlamını yitirir.
Bugün “Arapça okundu, ne var bunda?” denir.
Yarın başka bir şey olur.
Sonra bir bakarsınız ki milli semboller sıradanlaşmış.
Oysa İstiklal Marşı bu milletin en ortak değerlerinden biridir. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, hangi düşünceye sahip olursanız olun, o marş çaldığında ayağa kalkarsınız.
Çünkü o marş bir partinin değil, bir milletindir.
Bu yüzden İstiklal Marşı’nın dili de tartışmaya kapalıdır.
Türkçedir.
Nokta.
Bunun alternatifi yoktur. Yorumu yoktur. Deneyi yoktur.
İstiklal Marşı üzerinde “uygulama” yapılmaz.
Bu yüzden Karaman’da yaşanan olay hafife alınacak bir mesele değildir. Bu olayın nasıl gerçekleştiği, kimlerin buna izin verdiği ve neden müdahale edilmediği mutlaka açıklığa kavuşturulmalıdır.
Çünkü devletin kurumları milli değerleri korumakla yükümlüdür.
Özellikle Milli Eğitim gibi bir kurumun adı böyle bir olayla anılıyorsa, bu durum daha da düşündürücüdür. Eğitim kurumları sadece ders anlatmaz; aynı zamanda milli bilinç kazandırır.
İstiklal Marşı’nı doğru öğretmek de bunun bir parçasıdır.
Bu nedenle toplumun her kesiminin bu konuda hassasiyet göstermesi gerekir.
Çünkü bazı değerler vardır ki onları savunmak ideolojik bir mesele değildir. Onları savunmak, millet olmanın gereğidir.
İstiklal Marşı da işte tam olarak böyle bir değerdir.
O marş bu milletin onurudur.
Ve o onur tercüme edilemez.