“İŞTE BENİM DOĞUM GÜNÜM!”

Abone Ol

Yıl; 1932…
Aydın Halkevi, Atatürk'e saygısını göstermek için…
Bir “Gazi Günü” kutlaması yapmayı üstlenmişti…
Ancaaak…
“Gazi Günü”nün hangi gün olmasına bi’türlü karar veremediler…
Uzun tartışmalardan sonra…
Atatürk'ün doğum gününün…
“Gazi Günü” olmasında herkes birleşti…
Gelin, görün ki...
Asıl sorun da ondan sonra başlamaz mı?
Neden?
Çünkü...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hangi gün doğduğunu…
Kendisi dahil(!) kimsecikler bilmiyor!

O soru...
Kentin ileri gelenlerine soruluyor...
Ne var ki...
Onlardan da müjdeli bir cevap alınamıyor...
Ne kadar tarih kitabı varsa didik didik ediyorlar yine de...
Bir kayıt bulunamıyor...

*

Tam o günlerde, 1932’nin Temmuz'unda…
Ankara'da Birinci Türk Tarih Kurultay'ı toplanıyordu…
Bu toplantıya…
Aydın Ortaokulu tarih öğretmeni Hulusi Aksudoğan da davetliydi…
Kurultay'a katılan Aksudoğan…
Atatürk'ün doğum gününü…
Ülkenin önde gelen tarihçilerine…
Hatta…
Atatürk'ün yakın arkadaşlarına sorar…
Şaşırarak görür ki…
Onlar da bilmiyorlar, o tarihi…
Hulusi Aksudoğan, ne yapacağını düşünürken…
Sevindirici bir haber alıyor…
Atatürk, katılımcılara bir çay partisi verecektir…

*

Orman Çiftliği'nde düzenlenen çay partisine koşan Aksudoğan…
Hemen Atatürk'ün yanına gidip…
Aydın Halkevi olarak yapmak istediklerini anlatır…
Arkasından bi’solukta şöyle der:

“Ancak sizin doğum gününüzü bilmiyoruz…”

Bir an gözleri parlar Atatürk'ün…
Ama bu canlanma…
Kısa bir süre sonra, sıkıntılı bakışlara dönüşür…
Bir sigara yakan Gazi...
Kollarını iki yana açarak şöyle der:

“Bana bunu sormayın, doğum günümü bilmiyorum!”

Ne diyeceğini, ne düşüneceğini şaşıran Öğretmen Aksudoğan…
Olduğu yerde kalakalır!
O'nun karşısında beklemeye devam ettiğini gören Atatürk…
Ankara'nın ufkuna bakarak…
Bir süre düşünür ve…

“Samsun'a çıktığım günü kutlayınız!” der…

Ardından çevresindeki tarihçilere dönüp…
Sınav yapar gibi sorar:

“Samsun'a ne zaman çıktım?”

Tarihçiler hemen yanıt verir:

“19 Mayıs 1919”da…

Yüzü aydınlanan Atatürk, sohbete noktayı koyar:

“İşte benim doğum günüm!”

*

“Gazi Günü” kutlaması…
Daha sonra bütün yurtta…
“Gençlik Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı…
Bugün ise…
“Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanıyor…

İlelebet kutlanması dileğiyle…

Bitiriyoruz...

Tarihten bir yaprak ile...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk...
Sağlılığının elvermemesine rağmen...
Yugoslav Savaş Bakanı ile birlikte katıldığı...
Son “19 Mayıs 1938” töreninde...

Türkiye'ye ve Türk gençliğine...
Kucak açarak seslenmişti...

O tören...
Atatürk’ün...
Gençliğe adeta “manevi bir veda” niteliği taşıyordu...
Ve...
Heyecanla şöyle dedi:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk'ten çok geriydi... Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi... Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur... Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin!.. Bu belli; fakat zekânı unut!.. Daima çalışkan ol..."

Nokta...

Hamiş: “Atatürk; bir milletin, en umutsuz anlarında bile kendi kaderini nasıl eline alabileceğini tüm dünyaya kanıtlayan eşsiz bir liderdir...” / Winston Churchill, Birleşik Krallık tarihinin 62. Başbakanı’ydı... 1940 - 1945 yılları arasında ve tekrar 1951-1955 yılları arasında iki farklı dönemde aynı makamda başbakanlık görevi yaptı...

Sonsöz: "Rica ile, merhamet dilenmekle bir milletin ve devletin şeref ve istiklali kurtarılmaz... Türk milleti, gelecek nesiller için bunu unutmamalıdır... 19 Mayıs güven, sevinç, hareket günüdür.../ Gazi Mustafa Kemal Atatürk..."