HOCALI KATLİAMI FOTOĞRAFLARI

Abone Ol

azı acılar vardır…
Takvim yaprakları eskir ama o gece hiç bitmez.

26 Şubat 1992.
Azerbaycan Hocalı’da insanlık ağır bir sınav verdi.

Karabağ Savaşı’nın en karanlık gecelerinden birinde yüzlerce sivil hayatını kaybetti. Azerbaycan kaynaklarına göre 613 insan; kadınlar, çocuklar, yaşlılar… Evlerinden kaçmaya çalışırken kurşunların, soğuğun ve vahşetin ortasında kaldı.

O gece yalnızca bir kasaba değil, vicdan da kuşatıldı.
Acımasızca öldürüldüler.
Bir vahşetti.
Bir soykırımdı.

*

Yıl 2010.
Hocalı katliamının üzerinden 18 yıl geçmişti. Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı olarak, bu acının fotoğraflarını önce İzmir’de, sonra Ankara’da, Kayseri’de ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde sergiledik.
Türkiye Gazeteciler Federasyonu ile Azerbaycan Parlamento Jurnalistleri Birliği’nin iş birliğiyle açtığımız sergide, savaşın siviller üzerindeki yıkımını gözler önüne koyduk.
Bu serginin açılışını Parlamento Jurnalistleri Başkanı Elshad Eyvazlı ile birlikte kararlaştırmıştık.

Bize destek olanları da anmadan geçmek olmaz. Azerbaycan Milletvekilleri Azay Guliyev, rahmetli Ganire Paşeyeva, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu vardı.

Hocalı katliamının 18’inci yıldönümü gününde fotoğraf sergisini İzmir Havagazı Fabrikasında açtık. Türkiye’de ilk kez bu katliamın fotoğrafları gün yüzüne çıkarıldı.
İnanın, o kareleri duvarlara asmak kolay değildi.

Hiçbir gazeteci, hiçbir insan o görüntüleri göstermek istemez.
Ama bazen göstermemek, suça ortak olmaktır.
Bu katliamı fotoğraflayan ve dünyaya taşıyan yine gazetecilerdi.

Biz o sergiyi düşmanlık üretmek için açmadık.
Nefreti büyütmek için hiç açmadık.

Biz o sergiyi “Bir daha olmasın” diye açtık.

*

Karabağ savaşı sadece iki ülke arasındaki bir çatışma değildi. O savaş, sivillerin nasıl savunmasız kaldığını tüm dünyaya gösterdi.

Uluslararası kamuoyu yıllarca tartıştı.
Hukuki süreçler, diplomatik girişimler sürdü.
Ama gerçek şu:
Toprağa düşen canlar geri gelmiyor.

Azerbaycan için Hocalı bir yas gecesidir.
Türkiye’de de derin bir hüzündür.

Çünkü biz tarih boyunca acının milliyetine bakmadık.
Bosna’da da ağladık, Halep’te de, Karabağ’da da.

İnsan ölüyorsa, mesele siyasetin ötesindedir.

*

Bugün geriye dönüp baktığımda, o sergilerin ne kadar doğru bir adım olduğunu düşünüyorum. Çünkü fotoğraflar unutmaz. Fotoğraflar inkarı zorlaştırır. Fotoğraflar, tarihin tanığıdır.

Ancak bir gerçeği daha söylemek zorundayım;

Acıları yarıştırmak kimseye bir şey kazandırmaz.
Tarihi kinle okumak gelecek kurdurmaz.

Eğer Hocalı’yı anıyorsak, bunu barış için yapmalıyız.
Eğer o geceyi hatırlıyorsak, yeni geceler yaşanmasın diye hatırlamalıyız.

Adalet arayışı sürmeli.
Ama intikam dili değil, hukuk konuşmalı.

Çünkü savaşın kazananı olmaz.
En çok da çocuklar kaybeder.

*

Şimdilerde Hocalı yıllar sonra Azerbaycan topraklarına dahil edildi, işgal bitti.

Ama acılar bitmedi.
Hocalı’yı unutmadık.
Unutmayacağız.

Ama hatırlarken bir cümleyi de aklımızdan çıkarmayacağız:

Barış, en büyük zaferdir.