Yıllar, yıllar öncesi...
İzmir'in yakın tarihinde…
Sadece...
Buca’ya nasip olmuş bir “Cennet Bahçesi” unvanı...
Ben diyeyim 70 yıl...
Siz deyin 75 yıl öncesinden söz ediyoruz...
*
O günlerin hükümetini yönetenler…
İzmir'in “cennet bahçesi” diye anılan Buca'ya özel…
Hastane yapmayı akıllarına koyuyorlar...
*
1950'de Demokrat Parti dümenine geçiyor…
Hükümet…
İzmir'e kalıcı iki eser kazandırmak istiyor…
Merhum Başbakan Adnan Menderes…
O günlerin Buca Belediye Başkanı Mustafa Ertek'e soruyor:
“Başkanım Buca'ya hastane mi istersin, cezaevi mi?”
Rivayet odur ki…
O dönemin güçlü Buca Reisi Ertek…
İlçesinde ticaretin coşmasını, zenginleşmesini arzu ettiği için…
“Cezaevi olsun…” diyor…
Başbakan Menderes de…
Cezaevi için Buca'yı…
Hastane için de Bornova'yı işaret ediyor… (Ege Üniversitesi'nin Hastanesi / O günlerde Türkiye'nin en büyük hastanesi olmuştu…)
Ancak…
Buca'yı hastanesiz bırakmaya da…
Genç Başbakan Adnan Menderes’in gönlü razı olmuyor…
Dispanser olarak hizmet veren…
Forbes Köşkü'nün 130 dönümlük arazisine…
1 Ocak 1946'da kurulan ve o günkü adıyla SSK olarak anılan…
Türkiye'nin ilk “Sosyal Sigortalar Kurumu” hastanelerinden birinin yükselmesini sağlıyor…
O günlere göre…
Muhteşem bir şifa merkezi oluyor Buca SSK Hastanesi…
*
Aradan yıllar geçiyor…
Buca'nın kartal yuvası görüntülü SSK Hastanesi'ne…
Yenilendikten sonra…
Ecevit, Türk-İş'in efsane Genel Başkanı Seyfi Demirsoy'u hatırlatıyor…
İşte o güzel hastane…
Temmuz 2002'den beri…
“Buca Seyfi Demirsoy Hastanesi” olarak…
Kalplerdeki yerini koruyor…
*
Gelelim bu günlere…
Haziran 2020'de…
Sağlık Bakanlığı ile İzmir Demokrasi Üniversitesi…
Birlikte kullanım protokolüne imza atmışlardı…
Artık…
Buca’da yükselen Seyfi Demirsoy Hastanesi…
İzmir'e yakışan bir “Eğitim ve Araştırma Hastanesi” statüsünü kazanmıştı…
Ardından…
Buca Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi de…
Seyfi Demirsoy'a bağlandı…
Şifa dağıtan aile sağlıklı biçimde büyüyordu…
Herkes mutluydu…
Ancak…
O uğursuz gün… (30 Ekim 2020)
İzmir “6.9” şiddetinde depremle sarsıldı…
Binalar kağıt gibi çökerken…
Buca Seyfi Demirsoy Hastanesi'nin…
Ana hizmet binasında ciddi hasarlar oluşmuştu…
O sırada hastanenin...
Gencecik başhekimi Doç. Dr. Yekta Öncel’in yönlendirmesiyle...
Yıldırım hızıyla şifa merkezi boşaltıldı…
250 yatan hasta dakikalar içinde tahliye edildi…
Bir kişinin bile burnu kanamadı…
Zaman durmuştu sanki…
Herkes hastaları güvenli alanlara taşıyordu…
Hatta...
Onların arasında Covid ve yoğun bakım hastaları da vardı…
Göz yaşartan cansiperane çabaya…
O günlerin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca kayıtsız kalmadı…
Yıldırım hızıyla İzmir'e geldi…
Denetlemelerini tamamladı…
Ardından 70 yıllık simge hastaneyi yönetenleri kutladı…
Gönül aldı; o gencecik başhekim Doç. Dr. Yekta Öncel’e müjde verdi:
“Bu devasa bahçeye yeni bir hastane yapacağız… Hem de en kısa süre içinde…”
Gerçekten...
O günlerin Sağlık Bakanı hiç zaman kaybetmedi…
Proje çizildi…
İnşaat yıldırım hızıyla tamamlandı...
İzmir'in yepyeni 304 yataklı Seyfi Demirsoy Hastanesi…
Sanki o zorlu günleri yaşamamış gibiydi...
Çarpıcıydı... Göz kamaştırıcıydı... Gururlandırıyordu...
En güzel yanı…
Sadece 150 yatağı yoğun bakımın emrindeydi...
Zaten...
Halk arasında sık sık arzuyla dile getirilen...
“Hasta mutluluğu”...
Dedikleri işte buydu...
Derken…
Gurur veren sürpriz gelişme kapıyı tıklattı...
Mesleğinin zirvesindeki Prof. Dr. Yekta Öncel...
Altı yıldır dolu dolu sürdürdüğü...
Buca Seyfi Demirsoy Hastanesi Başhekimliği görevinden ayrılarak...
İzmir Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı oldu...
Tabii ki, bu bir veda değildi...
Prof. Dr. Yekta Öncel...
Bundan sonraki süreçte bu güzel kentin parmakla gösterilen...
İzmir Bakırçay Üniversitesi’nde...
Kariyerine devam edecek...
Üstelik...
Bu güzel kente anlamlı bir “söz” vererek:
“Yeni görevimde de bilime, eğitime ve insan hayatına katkı sunmaya aynı inançla devam edeceğim... Sözüm söz...”
Nokta...
Hamiş: “Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin birlikte çalışma onurunu yaşadığım tüm yol arkadaşlarımın meslek hayatımdaki yeri her zaman müstesna kalacaktır... / Prof. Dr. Yekta Öncel...”
Sonsöz: “Her hekim yalnızca kitaplarda yazılanlar açısından değil, bilgi açısından da zengin olmalıdır; hastaları onun kitabı olmalıdır, onu asla yanıltmazlar... Hepsinden önemlisi hekim, hakim olursa hekimdir... / Anonim...”