Muzaffer İzgü’nün 29 Ekim doğumlu/ 26 Ağustos ölümlü olduğunu biliyor muydunuz bilmem.
Mezarının başında arkadaşlarla takılmıştık birbirimize; ‘’ Anlamlı günde doğdu, bir başka anlamlı günde de öldü. Hayatı hep anlam yüklüydü zaten…’’
Yeşilyurt’ta çalıştığım okulun biraz ötesindeki dairesine girip çıkmışlığım çok oldu.
Çarşıda pazarda ne zaman görsem ilk sorusu hep ‘’ Rasime Hanım nasıl, çok selam söyle.’’ olurdu.
Çalıştığım özel eğitim kurumuna da ziyaretime gelir, laflardık. Bozyaka’daki bir kahvede açtığımız kitaplıktaki sözünü ise hiç unutamam: ‘’ Rasime Şeyhoğlu, kütüphaneciler imparatoriçesidir.’’
Yeni bir kitabım mı çıktı, candan yürekten kutlar, yenilerini beklediğini söylerdi.
Onunla abi- kardeş gibiydik. Her çalıştığım okula da illa davet etmişimdir onu. Hidayet Karakuş ve Hüseyin Yurttaş dostlarımla birlikte.
Düşünün, Yeşilyurt’tan kalkıp ta Alaşehir’e Eğitim-Sen’in düzenlediği imza ve söyleşiye katıldık.
Benim için gurur sayfasıdır, yaşamını anlatan filmin galasını da (Zıkkımın Kökü) Hatay Kültür Merkezi’nde izletmiştik öğretmenlere. O günlerde sendikanın kültür-sanat birimine bakıyorduk. Aysel yöneticim ile.
*
Hakkı Ülkü’yü, 1970-71 yılı yazında tanıdım, Salihli’deki Can Baba Kahvesi’nde…
Biz; Erol Sencer, Avni Aydemir, Yaşar Gür, abim, Mehmet Şenocak vb. arkadaşlarla bir masada çay içerken o da iki arkadaşıyla yanımızdaki masalardan birine otururdu. ‘’ Keli Mahalleli Hakkı Ülkü’’ olduğunu söylemişti arkadaşlar.
Kim tanıştırmıştı bildiğim yok ama o gün bugün hep dost olduk onunla.
Hayata işçi olarak başlayan Ülkü, bir süre Fransa’da bulundu. Kuyumculuk, parti yöneticiliği, belediye meclis üyeliği, belediye başkanlığı, milletvekilliği, Nazım Hikmet Vakfı üyeliği, Lozan Mübadilleri Vakfı üyeliği, Türk- Yunan Dostluk Derneği üyeliği, ADD Kurucu Üyeliği, Aliağa Spor Vakfı Başkanlığı Aliağa Belediyespor Başkanlığı, Dil Derneği üyeliği ile ‘çağdaş insan ‘profili çizdi.
Üç dönem Aliağa Belediye Başkanlığı yaptı. Aliağa Emek Şenlikleri’ni düzenledi. Aliağa’yı emeğin başkenti yaptı. O şenliklerde kimler kimler gelmedi ki Aliağa’ya…
Midilli’yi ben onun sayesinde gördüm ilk kez. Şenliklerin üç gününü Midilli’de gerçekleştirmiştik o yıl.
22. Dönem CHP İzmir Milletvekili olarak TBMM’de yer aldı.
O dönem, dokunulmazlığının kaldırılması için pek çok yere başvurmuş ama sonuç alamamıştı.
Dayanamayıp başını meclis kürsüsüne vurmuştu.
Muzaffer abi gibi o da anlamlı bir günde doğdu, anlam yüklü bir başka günde sonsuzluğa yürüdü.
1 Mayıs 1946- Salihli, 21 Ocak 2026 Karşıyaka.
İşçi sınıfının birlik- mücadele ve dayanışma gününde doğdu, ‘’ Dünya Sarılma Günü’’nde öldü. Öldüğü günün daha başka bir anlamı da şu; Lenin’in de ölüm günü 21 Ocak.
İşçi sınıfının verdiği emek mücadelesine yıllarca işçi olarak/ siyasetçi olarak katkıda bulunan Hakkı Ülkü’nün, tarihte ilk kez işçi sınıfının devletini kurmuş Lenin’in öldüğü günde sonsuzluğa yürümesi 80 yıllık yaşamının belki de hiç unutulmayacak ayrıntılarından biri olarak belleklerde yer alacak.
*
5-6 ay öncesiydi yanılmıyorsam…Saat 00.30. Telefonum çaldı. Eşim, ‘’ Hakkı Ülkü’dür muhakkak!’’dedi. Evet oydu.
‘’ Merhaba Recai, torunum şu an yanımda. Diyor ki, bu saatte biri aranır mı dede, uyuyordur çünkü. Ben de dedim ki ona, ‘’ Onun için hayat bu saatlerde başlıyor oğlum.’’
Dedikleri doğruydu. Benim, üçe/ dörde doğru yattığımı bildiğinden ‘’ Bu saatte aradığım için kusura bakma birader! ‘’ falan demeye de gerek görmüyordu.
Havva Hanım herhalde her telefona tanıktır. Gecenin on birinde de arar, ‘’ Napıyon birader?’’ der, uzun uzun laflardık.
En sık konuştuğum arkadaşlarımdan biriydi.
Bir gün Ankara’dan aramıştı. ‘’ Senin Pakistan’da meteoroloji biliminin yasaklanmasıyla ilgili bir yazın vardı. Onu göndersene… Kürsüden anlatacağım onu…’’
Pakistan’daki gericiler, spikerin hava durumunu anlatırken ‘’ Yarın rüzgar Batı’dan şiddetli esecek, Yüksek kesimlere kar yağacak.’’ şeklindeki konuşmasını ‘’ Bu meteoroloji Allah’ın işine karışıyor. Kapatılsın!’’ diyerek yasaklatmışlardı meteoroloji bilimini.
Ziya Ül Hak döneminde yaşanmıştı bu.
Hakkı abi de bu konuyu gündeme alarak sorgulayacaktı bizim mollaları.
*
2002 ya da 2003’tü. ‘’ İzmir’de açılacak olan ilköğretim okullarından birine Orhan Kemal, bir liseye de Nazım Hikmet’in adı verilsin.’’ kampanyası düzenlemiştik. TYS İzmir Temsilciliği olarak… Ben TYS yöneticisiydim o günlerde.
Hakkı abiyi alıp ikimiz il milli eğitim müdürüne çıktık. TYS olarak bize omuz versin istemiştim.
Müdür, ‘’ Tamam vekilim’’ der gibi olduysa da ‘’ Biz bu konuyu sayın danışmanınızla yine görüşürüz.’’ dedi. İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Bey, benim öğretmen olduğumu bilmiyordu. Milletvekilinin danışmanı biliyordu.
Hakkı abiyle birlikteliklerimiz çok oldu.
Yıllardır yaşadığı/ başkanlık yaptığı Aliağa’da ne bir sokağa ne de cadde ya da parka adı verildi.
Aliağalıları bu anlamda biraz vefasız buluyorum.
Sevilen/ sayılan Serkan Başkan, Aliağa’yı bu sabıkasından kurtarmalı bence.
Çünkü unutulmaz hizmetlere imza attı orada Hakkı Ülkü.
Unutulmamalı, unutturulmamalı!
Kusursuz insan aramaya başlarsak düş kırıklıklarıyla karşılaşırız. Siyaseten onun da kusurunun bulunduğu bir yanlışlık yaşanmış olabilir. CHP, SODEP, SHP’den sonra DSP’ye geçmemeliydi. Bu geçiş, aslında hem kendisini yıprattı hem de dostlarıyla arasını açtı.
Şu da bir gerçek ki, hangi siyasetçi üç dönem belediye başkanlığı, bir dönem de milletvekilliği yapabilmiştir? Bu da gözden ırak tutulmamalı.
AÖF Sosyal Bilimler ve Davranış Bilimleri mezunu olan Hakkı Ülkü, haftada bir Yenigün gazetesinde belediyecilikle ilgili anılarını yazıyordu.
Evine gittiğim günlerden birinde ‘’ Benim de bir kitabım olsun istiyorum.’’ demişti çocuk masumiyetiyle.
Şükürler olsun ki onu görebildi.
Kitapsız gitmedi sonsuzluklar ülkesine.