FABRİKALARIN IŞIĞI SÖNÜYORSA…

Ekonomide bazı rakamlar vardır… Sadece tabloyu değil, gerçeği anlatır. Ama bizde bir fark var; rakamlar gerçeği, iktidarın başındaki masal anlatır.

Abone Ol

İmalat sanayiindeki istihdam rakamları işte tam da bu yüzden önemlidir.

Çünkü imalat sanayii dediğiniz şey;
lafla büyüyen bir alan değildir.

Ekmektir.
Aştır.
Üretimdir.
İhracattır.
Alın teridir.

Ama en önemlisi…
Bir ülkenin gerçek gücüdür.

Ve o güç, bugün sessizce eriyor.

*

Tayyip Erdoğan’ı üzmeyen İstatistik Kurumu, yani devletin kurumu TÜİK verileri diyor ki;
İmalat sanayiinde çalışan sayısı, zirveden bu yana 325 bin 143 kişi azaldı.
Bu rakam TÜİK’e göre böyleyse varım ötesini siz düşünün.

Ama merak etmeyin…
Anlatılanlara göre ekonomi uçuyor!

Demek ki uçan şey ekonomi değil…
Gerçekler.

*

325 bin kişi…

Bu sadece bir sayı değil.

Bu; işini kaybeden baba,
evine eksik ekmek götüren anne,
okul harçlığını düşünen çocuk demek.

Bu; organize sanayi bölgelerinde azalan vardiyalar, kapanan makineler, sessizleşen atölyeler demek.
İş ve aş kapılarına kilit demek.

Ama ekranlara bakarsanız…
Her şey yolunda!
A Habere bakarsanız herkesin karnı tok, sırtı pek.
Herkesin işleri tıkırında.
Herkes mutlu.
İktidarı eleştirenler ise bir avuç müzmin muhalif.
Hatta anarşist.

*

Ocak 2026 itibarıyla imalat sanayiinde çalışan sayısı 4,4 milyon.

Üstelik 2024 Ağustos’tan bu yana…
Her ay düşüyor.

Ama hala “geçici” deniliyor.

Evet…
Geçici.

Tıpkı yıllardır süren “geçici ekonomik sorunlar” gibi!

*

TÜİK başka sayıyor, SGK başka…

Biri 4,7 milyon diyor,
öteki 5 milyon diyor.

Ama ikisi de aynı şeyi söylüyor:

Düşüyoruz.

Rakamlar tartışmalı olabilir…
Ama gerileme tartışmasızdır.

*

Bir ülke düşünün…

Üretmeden büyüdüğünü sanıyor.
Tüketerek zenginleştiğini düşünüyor.
Borçla refah kurduğunu zannediyor.

İnşaat var…
AVM var…
Kredi var…

Ama fabrika yok!

*

Tezgah başındaki işçi azalıyor,
sanayici nefes alamıyor,
ihracatçı zorlanıyor…

Ama hala “büyüyoruz” deniliyor.

Evet büyüyoruz…

Ama neyin büyüdüğü belli:
Borç büyüyor.
Yoksulluk maaşı büyüyor.
Açlık rakamı büyüyor.
Sorun büyüyor.
Gerçekle aramızdaki mesafe büyüyor.

*

Bir de şu var:

Sanayideki kadın çalışan sayısı 1 milyon 354 bin.

Yani bu düşüş sadece ekonomi meselesi değil.

Bu;
kadının işten kopması,
hayattan kopması,
bağımsızlığını kaybetmesi demek.

Ama bu detaylar pek konuşulmaz.

Çünkü rakamlar konuşursa,
hikayeler susar.

*

Şimdi soralım:

Neden düşüyor?

Maliyet mi yüksek?
Enerji mi pahalı?
Kur mu baskı yapıyor?
Pazar mı daraldı?

Yoksa…

Yanlış politikaların faturası mı kesiliyor?

*

Cevap basit aslında.

Ama cevabı duymak istemeyen bir düzen var.

Çünkü gerçek kabul edilirse,
masal biter.

*

Ve unutmayın.

Fabrikaların ışığı sönüyorsa,
sadece sanayi kararmıyordur…

Önce gerçekler karartılır,
sonra ülke.