ESKİDEN DAHA KÖTÜYDÜ MASALI

Abone Ol

AK Parti’nin 23 yıllık iktidarında en sık dile getirilen hikâye, "Eskiden her şey daha kötüydü" söylemidir. Bu anlatı, havaalanı, buzdolabı, çamaşır makinesi, traktör gibi unsurlar üzerinden geçmişte bu tür şeylerin hiç olmadığına dair gerçek dışı bir masal sunmaları.

Bu masalın amacı, geçmişi kötüleyerek bugünü olduğundan daha parlak göstermekten ibarettir. Ancak masalların bir sınırı vardır: yalnızca inandırıcılığını koruyabildiği sürece etkili olabilir. Gerçeklikten koptuğunda ise sıradan ve etkisiz bir propaganda aracına dönüşür.

Masalın Unuttuğu Dönüşüm

Ekonomi ve toplum durağan yapılar değildir; canlı bir hücre gibi sürekli yenilenir, gelişir, dönüşür.
Üretim biçimleri, tüketim alışkanlıkları, istihdam modelleri, finansal araçlar ve teknolojik imkânlar zamanla değişir.
Bu dönüşüm yok sayıldığında, yapılan kıyaslama masaldan öteye geçemez. AK Parti yöneticileri ise tam da bunu yaparak bugünün sorunlarını tarihin gerisine saklamaktadır.
Sonuç olarak: “Eskiden daha kötüydü” masalı, gerçeği açıklayan bir analiz değil, halkı hafife alan bir kurguya dönüşür.

Masalın Gerçekle Çelişkisi

Ülkeyi yönettiğini iddia eden siyasiler için samimi bir kıyaslama yapılacaksa, bu yalnızca geçmişle değil, aynı zamanda dünya ölçeğinde de değerlendirilmelidir. Türkiye'nin gıda enflasyonu konusunda dünya sıralamasında en üst basamaklara çıktığı bir dönem hatırlayan var mı? Geçmişte krizler yaşandı; ancak toplumun geniş kesimlerinin ekmek, süt ve yağ gibi temel gıdalara ulaşmakta bu denli zorlandığı bir tablo daha önce hiç yaşanmadı.

AK Parti yöneticileri, gerçeklerin farkında olmalıdır; çünkü "Eskiden daha kötüydü" masalı, mutfaktaki yangını örtbas edemez.

Masalın Dili

En can sıkıcı noktalardan biri de kullanılan üsluptur. İnsanları “gariban” diye nitelendirmek, “Eskiden bunlara bile sahip değillerdi, şimdi en azından karınları tok” demek, yoksulluğu kader gibi sunmaktır.
Bu dil, halkla aradaki mesafeyi kapatmaz; aksine daha da derinleştirir.

Özellikle seçimlere yaklaşıldığında, geçmişte yapılmayan ama bizim dönemimizde petrol ve doğal kaynak keşifleri üzerinden anlatılan "bir anda zenginleşeceğiz" ya da "herkese paylaşacağız" tarzındaki hikayeler benzer bir amaç taşır. Ancak halk masala değil, mutfağındaki yangının söndürülmesine ihtiyaç duymaktadır.

Masalın Sonu

Bugün yaşananlar, “her dönemde olur” denilerek geçiştirilecek şeyler değildir. Ortaya çıkan tablo; ekonomiyi, toplumu ve devleti yaşayan, değişen bir yapı olarak değil, geçmişle oyalayarak yönetilebilecek bir nesne gibi gören bir anlayışın sonucudur.

Mesele sadece ekonomi değildir; mesele gerçeği eğip büken, sorumluluğu başkalarına atan ve halkı hafızasız sanan bir zihniyet meselesidir.

Şöyle bir düşünelim: Hafızamızı yoklayalım, böylesine büyük bir başarısızlığı bu denli rahat savunan başka bir dönem gerçekten oldu mu?