EŞİTSİZLİĞİN EKONOMİSİ

Abone Ol

Bu ülkede bir süredir garip bir matematik işliyor.

Toplama yok, çıkarma yok.

Sadece aktarılıyor.

Yoksul daha yoksul oluyor.

Zengin daha zengin.

“Ben ekonomistim” denilen bir dönemin ardından ekonomi, kitap sayfalarından çıktı; mutfağa, pazara, banka ekstresine dönüştü. Recep Tayyip Erdoğan’ın ısrarla savunduğu yaklaşım kağıt üzerinde bir “model”di belki. Sokakta ise adı konulmamış bir yoksullaşma düzenine dönüştü.

Faiz indirildi denildi.

Enflasyon düşmedi.

Kur fırladı.

Maaşlar eridi.

Tasarruf cezalandırıldı.

Ortaya “yeni bir model” çıkmadı; eski ama derinleşmiş bir yoksulluk çıktı.

Eskiden “çalışıyorum” derdik.

Şimdi daha doğru bir cümle var: Faize çalışıyoruz.

Ayın başında maaş yatıyor.

Ayın ortasında enflasyon kemiriyor.

Ayın sonunda banka elimizdekini alıyor.

Kredi kartı kullanmayan neredeyse kalmadı.

Asgari ödemeyle dönen hayatlar…

Bir karttan diğerine taşınan borçlar…

Market alışverişi bile vadeli artık.

Peynir taksitli, zeytin faizli, çocuk bezi borçlu.

Faizle mücadele edildiği söylenen ülkede, vatandaş faize teslim edildi.

Çalışıyorsun.

Üretiyorsun.

Vergini ödüyorsun.

Ama kazandığın sana kalmıyor.

Önce enflasyon alıyor.

Kalanı faiz götürüyor.

Bu arada kim kazanıyor?

Kurdan kazananlar.

Faizden servet yapanlar.

Kamu ihaleleriyle büyüyenler.

Bir tarafta kredi kartının asgarisini düşünen milyonlar,

öbür tarafta servetini döviz ve faizde katlayan bir azınlık…

Bu tesadüf değil.

Bu bir tercih.

Ekonomi politikası dediğiniz şey, kimin kazanacağına karar verir.

Bu ülkede karar net:

Kazanan belli.

Kaybeden de.

Artık kimse “büyüme” masallarını dinlemiyor.

Çünkü büyüyen ekonomi değil; eşitsizlik.

Zenginlik yukarı doğru akıyor.

Yoksulluk aşağıda birikiyor.

Buna ekonomi modeli denmez.

Buna sosyal devlet hiç denmez.

Bu bir servet transfer düzenidir:

Alın terinden faize,

maaştan ranta,

emekten ayrıcalığa doğru akan bir hat…

Yoksulun payına sabır düşüyor.

Zenginin payına fırsat.

Ama bilinmesi gereken bir gerçek var:

Bu düzen sürdürülemez.

Çünkü bir ülkede yoksul sürekli yoksullaşıyorsa,

zenginliğin de bir gün bedeli olur.

Adı ister “model”, ister “vizyon” olsun…

Sonuç değişmiyorsa, isimlerin hükmü yok.

Bugünün fotoğrafı nettir:

Yoksul daha yoksul,

zengin daha zengin oluyor.

Ve bu fotoğraf,

kendiliğinden çekilmedi.