DÜNYA STARIMIZ DEVRİMCİ BACIMIZ!

Abone Ol

Belki de çoğumuz farkında değil...

Aslında, o...

Bir “Dünya Starı”...

Aynı zamanda...

7’den 70’e hepimizin “Devrimci Bacısı”...

*

Hafif Batı müziği dinleyen...

İspanyolca şarkı söyleyen o parmak kadar kız çocuğu...

Nasıl oldu da...

Mahzuni’yi... Neşet Ertaş’ı... Aşık Veysel’i... keşfetti?

Hepsi ve fazlası geliyor...

*

Profesyonel olarak şarkı söylemeye başladığından bugüne…

60 yıl geçmek üzere...

Dile kolay...

Hala...

77 yaşının tadını çıkara çıkara…

O konserden bu konsere koşuyor…

Hala…

“Ben halkımın kavgasıyım…” diyor…

Belli bir yaşın üstündekiler iyi bilir!

Yıllarca “yasaklı şarkıcı” unvanıyla yaşadı…

Gıkı çıkmadı…

Başını da öne eğmedi ama…

Geçmişi için…

Hep şunu söyledi:

“Sakıncalı sanatçıydım ben… Hani, Uğur Mumcu'nun Sakıncalı Piyadesi vardır ya; aynen öyle…”

*

Türkiye'nin, “dünyaca ünlü sanatçıları”ndan biri oldu…

Hala, batı ülkelerinin listelerinde…

Seslendirdiği şarkılar zirvelerde dolaşıyor…

*

Aslında…

Kimileri için “Hayatı roman…” derler ya, aynen öyle…

Balkanlar'dan göç eden bir ailenin kızı…

Dünyaya “merhaba” dediği yer; Ege'nin en güzel köşelerinden…

Muğla'nın Kızıldağ bölgesi…

Gece yarısı öyle bir sel geliyor ki; akıllar durur…

Sular dağları aşmış, önüne geleni yıkıp geçmiş…

Sabaha karşı zar-zor bir ebe bulmuşlar annesi için…

Ve, o kız çocuğuna…

Sel ile gelen o gece asla unutulmasın diye…

“Seldağ” adını koymuşlar…

Sonra o isimden “yumuşak G” gitmiş; olmuş “Selda”…

İşte o Selda…

Neredeyse yarım asırdan fazla…

Belki de…

Vatanından çok dünyada tanınıyor; ne güzel di'mi?

*

Babası veteriner hekimdi…

Yıllarca Doğu Anadolu'da yaşadılar…

Sahneye ilk kez Van'da ilkokul öğrencisiyken çıktı…

Sekiz yaşındaydı…

“Bahçemde bir çam var… / Boyu evimden yüksek…”

Türküsünü o minicik haliyle…

İzleyenlerin içini yaka yaka o kadar güzel seslendirdi ki…

San'at yaşamının ilk alkışlarını…

O akşam Van'daki sinema salonunda topladı…

Veteriner babacığını…

Köy köy dolaşırken tifo'dan kaybetti…

Annesi ilkokul öğretmeniydi…

15 yaşında gitar çalmayı öğrendi…

Ankara'nın Gençlik Parkı'nda İngilizce şarkı söylemeye başladı…

Çok çalışkan bir öğrenciydi…

Ankara Üniversitesi'nden “Fizik Mühendisi” olarak mezun oldu…

Diplomasını almadan turnelere çıkmaya başladı…

Alpay'la tanıştı…

Büyük Usta, o gencecik kızın elinden tuttu; yol gösterdi…

Çıkardığı ilk iki 45'lik plak bir milyon satınca…

“Tamam…” dedi, iç sesiyle:

“Ben sadece müzik yapacağım; başka yolu yok…”

*

70'li yıllar O'na uğurlu geldi…

Sahnelerde devleşti…

Zeki Müren'in…

Müzeyyen Senar'ın altında çalıştı…

Kendine güveni sonsuzdu…

Bu duygu, O'nu zirveye taşıdı…

*

Ha'ni benzetmek için derler ya…

“Sırılsıklam Solcu” bir şarkıcıydı…

12 Eylül Darbesi ile başına gelmeyen kalmadı…

Şarkı sözleri “sakıncalı” bulununca üç kez cezaevine girdi…

1980'den itibaren…

Yedi yıl boyunca sahnelere ancak bir kaç kez izinle çıkabildi…

Para kazanamadı; zor günler yaşadı…

Yedi yıl boyunca pasaport bile vermediler…

Ama…

Hiç umudunu kaybetmedi…

*

90'lı yıllar başladığında kısmet koşa koşa geldi!

Avrupa'nın her köşesinde…

Ayak basmadığı…

Sesiyle çınlatmadığı ülke kalmadı…

90'lı yıllarda dünyaya açıldı…

Neredeyse her ülkeden konser teklifleri yağıyordu…

Türk halk müziği ve Anadolu rock tarzı…

Artık, O'nun adıyla birlikte anılır olmuştu…

Siyasi ve toplumsal eleştiriler şarkılarında hayat bulmaya başladı...

Türkiye'yi “protest müzik” ile tanıştırdı…

*

Ne var ki...

O şahane gidişe nazar değdi…

25 yıl önce…

Konser için Antakya'ya giderken trafik kazası geçirdi…

Ağır yaralandı; aylarca yatağa mahkum oldu…

O sırada O'nu en çok mutlu eden olay…

Dünyaca ünlü müzik starlarının…

O'nun şarkılarını albümlerinde kullanmak için yarışmasıydı…

Batı Dünyası'nın…

O'nun için yaptığı şu yorum kimselere nasip olmamıştır:

“Türk vokalisti Selda, doğu kültüründen çıkmış sayılı efsanevi kadın seslerden biridir… O büyük çöllerin ortasında az bulunur vahalar gibidir... Bir insan nasıl bu kadar çevik, bu kadar derin, bu kadar yaratıcı ve bu kadar hissederek şarkı söyleyebilir?”

Bitmedi…

Dünyaca ünlü Time Dergisi'nin…

“Dünya Müziğinde Yaşayan Efsane Şarkıcılar” listesine girdi…

Türkiye'yi onurlandırdı…

*

Yarım asır boyunca…

Kimse O'nu sahnede “dekolte” görmedi!

Bi'tane bile “abartılı” sahne elbisesi yok…

Bu nedenle…

O'na “Sol Muhafazakar” diyorlar…

Oysa…

Film bile çevirdi, gençlik günlerinde…

“Adaletin Bu Mu Dünya?”da Önder Somer'le...

“Afacan Harika Çocuk” adlı filmde Sadri Alışık'la…

“Kurşun Adres Sormaz”da ise…

Aytaç Arman'la kamera karşısına geçti…

*

Bitiriyoruz…

Bu öykünün Egeli kahramanı…

Selda Bağcan…

Türkiye'nin gelmiş geçmiş en çarpıcı seslerinden biridir…

Henüz…

O'nun tahtını sarsan bile çıkmadı…

Kendisine sorarsanız eğer...

Kendisini…

“Kafa” dergisine verdiği röportajda olduğu gibi…

Şöyle diyecektir:

“Ben halkımın kavgasıyım…”

Tek dileği var…

“Onuruyla anılmak, sevilmek ve zirvede olmak…”

Makam şoförü yok…

İstanbul'da yaşıyor ve…

Metro'da kestane yiyerek seyahat etmeye bayılıyor…

Çünkü…

Halkın O'nu sırtında taşıdığını biliyor ve bundan müthiş gurur duyuyor!

Nokta…

Hamiş: Selda Bağcan anlatıyor: “Mapushanelere Güneş Doğmuyor” plağımın satışının patladığı günlerde Deniz Gezmiş'ler hapisteydi. TRT'de şarkı yayınlanınca, arkada hapishane görüntüleri var diye herkes türküyü onun için okuduğumu sandı... Döndü dolaştı benim Deniz ile nişanlandığıma kadar geldi iş... Onu unutamadığım için hâlâ evlenmediğimi sananlar var... Halbuki biz tanışmazdık bile Deniz'le...”

Sonsöz: “20 yaşındayken, (40 yaşında bırakırım) diyordum… 40'a geldim 50'de bırakıyordum… 60'a geldim (70'de bırakırım) oldu… 72 yaşındayım hala sahnedeyim… 80'de mi demem gerekiyor? Hala sahnede olduğuma inanamıyorum… / Selda Bağcan…”