DUMAN SENİN, CEZA HEPİMİZİN

Abone Ol

Bazı ülkeler vardır; kuralları serttir ama mantığı nettir.
Sigara içmek mi istiyorsun? İç.
Ama başkasının nefesine karıştırmadan.

Rahmetli Erdal İnönü SHP Genel Başkanıyken kapalı bir mekânda partililer sigara yakmak ister.
Bir üst düzey partili, biraz da sıkılarak sorar:
“Sayın Genel Başkanım, sigara içebilir miyiz?”

İnönü, her zamanki sakin üslubuyla gülümser:
“Tabii içebilirsiniz… ancak dumanını içinizde tutmak koşuluyla.”

Bir cümlelik ders.
Ne bağırma var, ne yasak tabelası.
Sadece başkasının hakkını hatırlatan bir incelik.

Singapur tam olarak bunu söyler.

Orada sigara yasağı “yasak olsun diye” değildir.
Bir ahlak dersi hiç değildir.
Gayet sade bir mantığa dayanır:
Kamusal alan kimsenin kül tablası değildir.

Bizde ise sigara meselesi hep “özgürlük” başlığı altında tartışılır.
“Canım istedi, içtim.”
“Beni kimse karışamaz.”
Karışamaz mı gerçekten?

Otobüs durağında bekleyen astımlı çocuğun,
parkta yürüyen yaşlının,
yan masada yemek yiyen insanın payı yok mu o dumanda?

Singapur bu soruyu yıllar önce sormuş ve cevabı vermiş:
Var.

O yüzden parkta sigara yok.
Durakta yok.
Apartman boşluğunda yok.
Restoran kapısının önünde bile yok.
Klima çıkışına beş metre kala yok.

“Bir fırt çekeyim” dediğin anda
200 dolarlık bir hatırlatma geliyor.

Ne oluyor peki?
Kimse devlete kinlenmiyor.
Kimse “baskı rejimi” diye bağırmıyor.
İnsanlar ya sigarayı bırakıyor
ya da nerede içeceğini öğreniyor.

Çünkü mesele sigara değil.
Mesele başkasının hayatına saygı.

Bizde ise hâlâ şu cümleyi kuranlar var:
“Bir sigaradan ne olacak?”

Bir sigaradan;
bir çocuk öksürür,
bir hasta nefes alamaz,
bir kamusal alan kirlenir,
ama en çok da duyarsızlık büyür.

Ve bugün gelinen noktada tablo daha da düşündürücü.
Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminden itibaren sigara içenlerin paketlerine el konulup, “Bir daha asla içmeyeceğim” diye yemin ettirildiği bu ülkede; bugün her türlü uyuşturucu televizyonların, gazetelerin ana gündemi.
Geçmişte yapılan denetimler gevşetilince, güzel ülkemiz
hem uyuşturucunun merkezi,
hem de uyuşturucu baronlarının mekânı hâline geldi.

Demek ki mesele sadece bir alışkanlığı yasaklamak değil.
Mesele kamuyu koruyan iradeyi diri tutmak.
Denetimi, ciddiyeti, kararlılığı sürdürebilmek.

Singapur’un yaptığı şey aslında çok basit:
“Özgürlüğün sınırı, başkasının nefesidir.”