DÖNEKLERİN TURNUSOL KAĞIDI

Abone Ol

12 Eylül karanlığı…

Faşist diktatörlük bütün özgürlüklerin üzerine çökmüş.
650 bin genç gözaltına alınmış.
İşkence karakolda, emniyet müdürlüğünde, jandarmada, MİT’te…

Kimi daha fiske yemeden bülbül gibi şakımış.
Kimi ise “Benden sonra kimse gelmesin” diye adını bile söylemeden direnmiş.

Ben 80 gün işkencede adını vermeyen insanlara tanık oldum.
Günlerce falaka dayağı yiyen, şişen, su toplayan ayaklarını yardıktan sonra gülümseyen.

Ölümü göze alıp sır vermeyen…

O günler turnusol kağıdıydı.
Ya teslim olacaktın…
Ya da insan kalacaktın.

Bugün bazı belediye başkanlarının parti değiştirişini görünce aklım yine o günlere gidiyor.

İşkencede çözülenleri hatırlıyorum.
Daha dokunulmadan suçu kabul edenleri…
Arkadaşını, kardeşini, yoldaşını teslim edenleri…

Hele yakından tanıdığım kimi insanların dün ateşli nutuklar atıp bugün AKP’ye teslim olduğunu görünce nevrim dönüyor.

Demek ki mesele yalnızca cop değildi.
Mesele karakterdi.
Ben falakada çözülene “Acıya dayanamadı”, çözüldü der, hoş görebilirim.
Ama halkın ezildiği, halkın inim inim inletildiği, mahkemeleri, hakimleri kullanarak adaleti katlettiği bir dönemde mücadeleyi bırakıp, iktidara çark edenleri affedemem.
Toplum da affetmemeli…
Koltukta kalmak uğruna bir insan yıllardır söylediklerini yalayıp yutar mı?
Yutarsa hazmeder mi?

Kimi işkencede çözülür.
Kimi makamda.
Kimi tehditle teslim olur.
Kimi ihaleyle.
Kimi koltukla.
Kimi de sadece korkuyla…

12 Eylül’ün hücrelerinde insan sınanırdı.
Bugünün siyasetinde de aynı sınav başka biçimde sürüyor.

O gün işkence tezgahı vardı.
Bugün iktidar tezgahı var.

Ama soru değişmedi.

Teslim mi olacaksın, direnip insan mı kalacaksın?