DEMOKRASİYE
“KANLI” TUZAK!
“O günkü adıyla The Marmara Oteli'nin üst katına çıktım…
Camlardan birinde ateş etmeye çalışan bir sivil gördüm…
Kalabalığı yararak ilerleyen panzerlerden birinin...
Kırmızı elbiseli bir kadını ezdiğine dehşetle tanık oldum...
Otelden silah atışı en az yarım saat devam etti…”
Bu sözler…
“Kanlı 1 Mayıs”ın tanığı…
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Şükran Soner'e ait…
Ya gerisi?
Geliyoruz oraya da…
*
Tam da...
49 yıl önce bugün...
O gün günlerden Pazar’dı...
Bugün “Cuma”...
O gün “36 can” bu dünyaya veda etti...
Ya hedefi belli bir kurşuna kurban gitti...
Ya mahşeri kalabalıkta ayaklar altında kaldı, can verdi!
Aradan...
Neredeyse yarım asır geçti...
“Kara 1 Mayıs”...
Bu güzel ülkeyi, belki de bir 10 yıl geriye götürdü!
*
Eskilerin dediği gibi...
Halk olarak... Polis olarak... İşçi olarak... Öğrenci olarak...
“Onca insan ya kim vurduya gitti ya da kaçışanların ayakları altında ezilerek son nefeslerini verdi!”
İşte bu acı, 49 yıldır kapanmayan bir yürek yarası!
Katliam senaryosunu yazanlar ise...
Buhar oldular, ortalıktan kayboldular...
Olan bize oldu...
Bu milleti birbirine düşürmek için yapılan plan...
Belli ki, tıkır tıkır işlemişti...
Onlarca evden ağıtlar yükseldi...
*
Kahreden senaryo(!) şöyle yürüdü satır satır...
Tarih; “1 Mayıs 1977 Pazar”...
İstanbul Taksim Meydanı'nda düzenlenen...
İşçi Bayramı kutlamalarına neredeyse “500 bin kişi” katılmıştı...
*
...Ve her şey o dakikalarda başladı...
Kutlamaların sonuna doğru...
DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler kürsüde konuşurken...
Taksim'deki otelin üst katlarından...
Sular İdaresi'nden ve...
Beyaz bir Renault otomobilden...
Alandaki kalabalığa uzun namlulu silahlarla ateş açıldı...
Kurşun sesleri paniği peşinden getirdi...
Polis, aldığı emirle...
Uzun namlulu silahlarla ateş etmeye başladı...
Ortalık ise...
Cehenneme dönmüştü...
Herkes sağa / sola kaçışıyordu...
Benzeri olmayan bir panik yaşanıyordu...
“Ölüm göz göre göre gelmişti ve yüzlerce canı aldı...”
Panzerler, “Kazancı Yokuşu”nu sıkıştırınca...
Sadece orada 36 vatandaş ya panzerlerin altında ezildi ya da...
Ya da kurşunlanarak hayata veda etti...
Öyle acı bir manzara ortaya çıkmıştı ki...
Yaralı sayısı 200’ün üstündeydi...
Ortalık resmen Cehennem’e dönmüştü!..
*
Ölenlerin çoğu kurşun yarasından ziyade...
Panik sırasında yaşanan ezilme veya...
Panzerlerin altında kalma sonucu hayatını kaybetti...
Taaa, o günlerden bugünlere...
İnanılmaz senaryolar çarşaf çarşaf gündeme getirildi...
Örneğin...
Kahreden o olayın...
ABD destekli kontrgerilla birlikleri veya...
Soğuk Savaş dönemi Gladyo yapılanmasının...
Türkiye ayağı ile işbirliği yapan...
"Derin Devlet" unsurları tarafından organize edildiği...
Taaaa, “o günden bugünlere” hala düşünülüyor!
*
Belki ilk kez okuyacaksınız…
O tarihte…
İstanbul'un Valisi…
İzmir'den tayin olan efsane Namık Şentürk'tü… (97 yaşında vefat etti...) Kendisine verilen raporda…
Akla gelebilecek tüm önlemler alınmıştı…
Küçücük bir “olay” bile çıkmayacaktı…
İstanbul Emniyet Müdürü Nihat Kaner de çok yetenekliydi...
*
İşçilerin “1 Mayıs” kutlamasının güvenliği…
Taksim Meydanı'nda…
15 emniyet müdürü… 315 amir… 3 bin 100 polis… 207 bekçi…
81 motorlu ekip… 9 panzer ve koca bir Jandarma birliği…
Göreve başındaydı…
Öyle ki…
Keskin nişancılar bile…
Alana bakan yüksek binaların çatısında konuşlanmışlardı…
*
Ne var ki…
“Kanlı 1 Mayıs”ın önüne geçilemedi!
O gece 470 kişi gözaltına alındı ama…
Delil yetersizliğinden hepsi serbest bırakıldı…
Bazı sendikacılar ile sol gruplardan 100 kişi yargılandı…
O yargılanma…
14 yıl devam etti ama kimse ceza almadı…
Sonunda…
Zaman aşımına uğrayan dava düştü…
O “Kanlı 1 Mayıs”…
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bile taşındı ama…
Kalabalığın üstüne kurşun yağdıranlardan bir teki bile bulunamadı!
Nasıl bulunsun ki?
O tarihte…
Sokakları, dükkanları, evleri gözetleyen kamera yoktu ki…
*
Korkunç olayın…
Bir diğer gazeteci tanığı fotoğraf sanatçısı Coşkun Aral anlatıyor:
“Saygı duruşu sırasında fotoğraf çekmek için…
Arkadaşımın omzuna çıktım… O sırada bulunduğum taraftaki bir kişi… Silahını çıkarıp ilk ateşi o açtı... Onu izleyen dakikalarda…
Silah sesleri her yerden gelmeye başladı… Hatta panzerin kapağının açılıp ateş edildiğine tanık oldum…”
*
Şurası çok önemli…
Ve kesin…
DİSK…
Alanda kimin nerede duracağını polise iletmiş ve…
20 bin DİSK'liyi özel giysileriyle…
Bu düzeni korumakla görevlendirmişti…
Buna rağmen…
Onca can kaybettik…
*
Bitiriyoruz…
12 Eylül 1980’den bu yana neredeyse “49” yıl geçti…
Pek çok olay…
Öyle ya da böyle gün ışığına çıktı…
Ne var ki…
49 yıl önce yaşanan “1 Mayıs Katliamı”nın…
Üstündeki esrar perdesi kalkmadı…
Hala şaşkınız!
Bu güzel ülkede…
Cumhuriyet “103'üncü yaşını” gururla kutladı…
Tamam…
Hala sıkıntılarımız var ama…
Biz büyük devletiz…
49 yıl önce yaşadığımız…
O kara lekenin neden ve sonuçları konusunda…
Bir arpa boyu yol alamadığımız için…
Ağırlığını da…
Bi'türlü üstümüzden atamadık…
Ne kadar garip di'mi?
Nokta…
Hamiş: 1 Mayıs 1977 kutlamaları sırasında DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler'in konuşması biter bitmez alana yaylım ateşi açıldı; 42 kişi can verdi... (O gün hayatını kaybeden vatandaşların toplam sayısının 200’e yakın olduğu iddia ediliyor...) Ne ilginçtir ki; o günkü faciadan sağ olarak kurtulan Kemal Türker, iki buçuk yıl sonra (22 Temmuz 1980) İstanbul’daki evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu kurşunlanarak öldürüldü…
Sonsöz: “Geçmişi unutanlar, onu yeniden yaşamaya mahkumdurlar… / George Santayana - İspanyol asıllı Amerikalı filozof, şair ve yazar…”