CHP’NİN EN BÜYÜK TEHLİKESİ DIŞARDA DEĞİL İÇERİDEDİR...

Abone Ol

Türkiye yanıyor…

Mutfaklarda tencere kaynamıyor, emekli maaşı daha ayın ortasında tükeniyor, gençler bavul hazırlıyor, adalet duygusu her geçen gün biraz daha eriyor. Halk böylesine ağır bir tabloyla mücadele ederken, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde yaşanan ayrışmalar milyonlarca insanın umutlarını da yıpratıyor.
Bugün CHP’nin önündeki en büyük tehlike dışarıdaki siyasi rakipleri değil; içeride büyüyen kırgınlıklar, öfke dili ve “benim adamım ,senin adamın” anlayışıdır.

Çünkü tarih bize bir şeyi çok net göstermiştir: CHP ne zaman kendi içinde bölündüyse, Türkiye kaybetmiştir.

Bugün sosyal medyada açılan savaşlara bakıyoruz. Bir tarafta Kemal Kılıçdaroğlu’na ağır sözler söyleyenler, diğer tarafta Özgür Özel’i hedef alanlar… Oysa farkında olmadan aynı şeyi yapıyorlar: Cumhuriyet Halk Partisi’nin omurgasını zedeliyorlar.

Bu parti bir kişinin partisi değildir.
Ne sadece Kemal Kılıçdaroğlu’nundur…
Ne sadece Özgür Özel’indir…
Bu parti; işsiz gencin, ay sonunu getiremeyen emeklinin, emeğinin karşılığını alamayan işçinin, adalet arayan milyonların partisidir.

Kemal Kılıçdaroğlu yıllarca çok ağır saldırılar altında mücadele etti. Adalet Yürüyüşü’nde kilometrelerce yürürken yalnızca bir siyasi lider değildi; bu ülkede hukukun yeniden ayağa kalkmasını isteyen insanların sesi olmuştu. Bugün kalkıp her şeyi yok saymak, verilen emeği hiçe saymak büyük bir haksızlıktır.

Özgür Özel ise bugün ateşten bir gömlek giymiş durumda. Toplumun değişim beklentisini sırtlamış, büyük bir sorumluluğun altına girmiştir. Daha mücadele başlamışken kendi içinden vurulmaya çalışılması da aynı şekilde yanlıştır.

Çünkü mesele isim meselesi değildir.

Mesele memleket meselesidir.

Bugün CHP’nin enerjisini birbirini tüketmeye değil, halkın gerçek sorunlarına harcaması gerekiyor. İnsanlar artık televizyonlarda parti içi kavga görmek istemiyor. İnsanlar, “kim kimi tasfiye edecek” tartışmalarından bıkmış durumda. Halk çözüm istiyor, umut istiyor, kararlılık istiyor.

Ama ne yazık ki bazıları hâlâ kişisel hesapların peşinde.
Oysa Türkiye’nin kaybedecek bir 25 yılı daha yok.
Hatırlayın o eski dönemleri…
Muhalefetin parçalandığı, herkesin birbirine sırt çevirdiği, küçük hesapların büyük ideallerin önüne geçtiği yılları…
Sonuç ne oldu?
Bu ülke tek sesli bir anlayışa mahkûm edildi. Demokrasi zayıfladı, kurumlar yıprandı, insanlar kutuplaştırıldı.

Şimdi aynı hataya yeniden sürükleniyoruz.
Bugün CHP içinde oluşturulmaya çalışılan kamplar sadece partiyi değil, milyonların umudunu da parçalar. Çünkü seçmen kavga eden değil, mücadele eden bir muhalefet görmek istiyor.

Birileri şunu artık anlamalı:
Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret ederek de kazanılmaz…
Özgür Özel’i yalnız bırakarak da kazanılmaz…
Kazandıracak olan şey ortak akıldır, birliktir, dayanışmadır.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş felsefesinde teslimiyet değil mücadele vardır. Bu parti küllerinden defalarca doğmuş bir partidir. Ama bunu sağlayan şey iç savaş değil, ortak hedef etrafında birleşebilme iradesidir.

Bugün yapılması gereken çok nettir:
Geçmişe saygı duyup geleceğe yürümek…
Kırarak değil sarılarak büyümek…
Tasfiye ederek değil omuz omuza vererek güçlenmek…
Çünkü halk artık kibir değil samimiyet görmek istiyor.
Birbirine düşen değil, birlikte direnen kadrolar görmek istiyor.
Eğer CHP bugün kendi içinde tüketilirse, kaybeden sadece bir siyasi parti olmaz. Kaybeden; adalet isteyen gençler, emeğinin karşılığını arayan işçiler, umut bekleyen milyonlar olur.

Bu ülke yıllarca muhalefetin parçalanmasının bedelini ödedi.
Aynı bedeli yeniden ödemeye kimsenin hakkı yoktur.