İşsizliği, enflasyonun yüksekliğini, halkın yoksulluğunu, çöküşü ve çürümeyi,ekonomik krizi unutturup dikkatleri başka noktalara çekme konusunda uzmanlığı tartışılmaz olan diplomasız Cumhurbaşkanı, CHP’yi karıştırmak için elinden ne geliyorsa yapıyor. Başarısız olduğu da söylenemez. 40 yıllık partililer şimdi Özelci /Kılıçdaroğlucu olarak birbirlerini hırpalamaktalar.
Hemen söylemek gerekirse Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine verilmiş görülen bu rolü ziyadesiyle başarıyor da. ‘Kullanışlı aparat’ benzeri yorumlar pek de haksız değil. RTE’nin hoşuna giden bir muhalif olduğu tartışılmaz. Yıllar önceki ‘Ekmeleddin Vakası’ zamanında iyi analiz edilebilseydi aslında bugünlere gelinmeyecekti. Belirlediği kimi milletvekili adaylarındaki tercihi iyi sorgulansa bugünleri yaşamayacaktık.
CHP’yi Sağ’a çekme konusunda Dersimli Kemal, doğrusu bu ya, çok da başarılı oldu. Hangi CHP’li Ekmeleddin’i içine sindirebildi ki…
Milyonlarca insan, aylardır yağmur demeden çamur demeden miting meydanlarına çıkabiliyor, milyonlarca insan ‘’Diplomasız Erdoğan‘’ diye haykırabiliyorsa bu, Özgür Özel’in süreci çok iyi yönettiğinin bir kanıtı. Özgür Özel, son bir yılın ‘Cesur Yürek’idir. Böyle olduğu içindir ki sosyalist sol, milliyetçi sağ, Kürt nüfus, liberal güçler ve mütedeyyin dindar insanlar bu mitinglerde boy göstermekteler.
Muhalifler, sadece CHP’liler değildir kısaca. Bunu başaran da Özgür Özel’dir. Bunu bilelim!
RTE’nin öfkeli Özgür Özel karşıtlığı da zaten bundan!
CHP, RTE’ye ve iktidarına karşı topyekün bir mücadele içinde olabilseydi şimdi AKP iktidarı diye bir şey kalmayacaktı ortada. Goebbels ile düşün ortaklığı tartışılmaz yüzlerce danışman kadrosu ile çalışan koltuk sevdalısı RTE, sona doğru giderken çırpındıkça çırpınıyor ve her türlü riski göze alarak Türkiye’nin
birinci partisi CHP’yi iktidar yapmamak için elinden geleni ardına koymuyor.
Türkiye’nin tarihinde hiçbir dönemde bugünkü kadar parti değiştiren siyasilere rastlamamıştık. CHP’den AKP’ye geçen belediye başkanlarındaki artış, kırmızı et yiyemeyen/ süt içemeyen/ kiraz/ baklava ve benzeri besinleri alamayan protein yoksunu/ eğitim yoksunu insanımızı da düşündürmüyor tabii ki… Yoksulluk nedeniyle okulunu terkeden, aç aç okula giden, halkın çocuklarına imam okullarını tavsiye edip kendi çocuklarını özel kolejlere gönderenler varken bunları sorgulayamayanların çokluğu iktidara rahat nefes aldırıyor.
İktidar, bunu bildiği için halkı günden güne yoksullaştırıyor ve cahilleştiriyor. Bu ikisi, iktidarın elinden tutan iki can simidi. İkisinin egemenliği, lüks ve çakarlı araçlarla fink atan, hiçbir iş yapmadığı halde milyarlarca servetin üstüne oturan tarikat ve cemaat önderlerinin gücünü pekiştiriyor. Gereğinden fazla caminin yapılmasına bazı din adamları bile itiraz ederken eğitimsiz nüfus, sesini çıkaramıyor.
Yalanlar almış başını giderken iki gün sonra ise unutuluveriyor. 2013 Taksim Gezi Parkı protestoları sırasında Zehra Delivelioğlu’nun Kabataş’ta bir grup eylemcinin fiziksel ve cinsel saldırısına uğradığını iddia ettiği ancak daha sonra MOBESE görüntüleriyle bu iddiaların asılsız çıktığını unutmuyoruz. Bu aşağılık yalanı dillerine dolayanlar kimlerdi anımsayalım lütfen…
24 Mayıs 2020’de İzmir’de bazı camilerin minarelerinden önce Çav Bella sonra da Yuh Yuh adlı türkünün çalındığı söylenmemiş miydi? Olayın CHP tarafından organize edildiği iddia edilmemiş miydi?
Rahmetli(!) Goebbels diyesim geliyor. Bizimkiler onu da solladı.
Muhalif güçlerin CHP çatısı altında toplanıp alanlara inmesi Saraylıyı öyle korkuttu ki CHP’yi bölmek ve parçalamak senaryosunu hayata geçirmek için Beştepe’de akşam sabah danışmanlarıyla Goebbels çalışıyorlar.
Ne pazara çıkabiliyor ne sokağa iniyor ne de miting yapabiliyor. Ata baba toprağı Rize’de bile halkın arasına giremiyor. Özgür Özel mi?
Rizeliler onu kucaklıyor, o Rizelileri!
AKP-MHP İktidarını alaşağı etmenin yolu Cesuryürek’i yalnız bırakmamaktan geçiyor.
Cesuryürek’in gösterdiği/ göstereceği adaylara bu nedenle çok güveniyorum.
*
19 Ekim 2002’den bu yana yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere toplam 67 kütüphane, 15 Rasime Şeyhoğlu Aydınlanma Evi açtık.
AK Partili demeden, MHP’li demeden, CHP’li demeden her belediye başkanıyla kütüphaneler açtık. Her biriyle gıpta edilesi ilişkiler kurduk. ‘AK Parti’ye çalışıyorsun’, ‘’ MHP’li faşolarla işbirliği yapıyorsun. ‘’ diyenlere aldırış etmedik. Her ne kadar canım sıkıldıysa da… Kınık’ın Yayakent’inde bir camide kütüphane açtığımızda ‘’Hayrola?’’ diyenlere yanıt bile vermedim.
Eleştirilere takılıp kalmadık hiç. İşimizi sürdürdük. Önümüzdeki aylarda da dört kütüphane açacağız
Elbette açtığımız kütüphanelerimizi de zaman zaman gidip ziyaret ediyoruz. Kulağımıza gelen şikayetler oluyor. Yerinde görmek istiyoruz. Açılmayan, işlevsiz kütüphanelerimiz var. Hem de hiç tahmin etmediğiniz adreslerde.
Deniz Yücel’in CHP İzmir İl Başkanlığı dönemde, 14 Şubat 2022’de 52. Kütüphanemizi açtık. 2 Kemalli açılıştı o!
Kemal Kılıçdaroğlu ile Kemal Nehrozoğlu yapmıştı açılışı. Mükemmel diyebileceğim bir kütüphane olmuştu ama nedense bir türlü partililere ve halka açılamadı. Gençlik kolu, bir görevli vermedi. İl yönetimi de birini görevlendiremedi. Acımı/ sızımı en iyi bilenler partideki çalışan arkadaşlarım ve yoldaşlarım.
Kimseyi suçlamak da istemiyorum. Çünkü zemin katta yer alan kütüphanemiz, fiziki açıdan da okurlara hizmet vermeye elverişli değil. Okur, kapalı bir odada kitap okumaktan sıkılabilir.
Düşüncelerimi yönetimden birileriyle paylaşmış olsam da kütüphanemizin işlevselliğini sağlayamadık bir türlü.
Kemal Kılıçdaroğlu tarafından atanan yeni il yönetimi, zemin katta bir kütüphanenin varlığından haberdar mıydı acaba?
Değildir diye düşünerek, hem Çatı Bostanlı’da İzmir Büyükşehir Belediyesi ile sözleşmesi son bulan 26 Eylül 2022’de açtığımız kitaplık ve aydınlanma evi konusunu konuşmak hem de Adnan Alabay’a zemin katta bulunan kütüphanemiz konusunda bilgi vermek - işlevsellik kazandırılması konusunda yardımlarını rica etme- adına il başkanlığına gittim 22 Haziran’da. Utku Gümrükçü’nün ekibinde yer aldığı için onu görebileceğimi tahmin edebiliyordum. Ne de olsa üyesi olduğum Karşıyaka CHP’nin eski ilçe başkanlarından…
Beni can kulağıyla dinledi. Hatta beni kütüphanede görevlendirebileceklerini bile söyledi.
Çatı Bostanlı sorunumuz için hemen Karşıyaka Belediyesini aradı. 23 Haziran sabahı saat 09.00 için bana hemen başkan yardımcısı Murat Ilgın’dan randevu aldı.
Çok rahatlatmıştı beni, çünkü Bostanlı’daki kütüphanemiz başından bu yana iyi çalıştırılamamıştı. Duyurusunu yapmalarına karşın Kemal Anadol’un söyleşisine bile ancak 6-7 kişiyi getirebilmişlerdi. 5 dönem milletvekilliği yapmış, hukukçu-yazar Kemal Anadol’un diğer belediyelerdeki ve kültür merkezlerindeki söyleşilerine katılanlar salonları dolduruyorken o gün Çatı Bostanlı’ya gelenler 14 kişiydi. Çatı Bostanlı ekibi zayıf kalıyordu bu işler için. Katılanların da yarısını emekli öğretmen Gündüz Özsoy getirmişti.
Adnan Alabay ile işimiz bitince teşekkür edip ayrılıyordum ki ‘’ Buraya kadar gelmişken yukarı çıkıp Utku Başkanla da görüştürelim seni abi.’’ dediğinde itirazın anlamsız olacağını düşündüm. Çünkü çok istekliydi.
Utku Gümrükçü’ye gelince…
Herhalde onu 30 yıl, belki de daha öncesinden tanıyorum. Babası arkadaşımızdı. Sosyalist Sol’dandı.
Utku, Çiğli’ye başkan olduğunda hiç görüşmedik. Kütüphane ve aydınlanma evi açmak için girişimde bulunup danışmanına 4255 kitap ve çok zengin bir aydınlanma evi eşyalarını teslim ettiysem de maalesef kitaplarımız bir yıldan fazla bir süre kolilerde bekledi. Sonunda da ‘’ Açamayacağız.’’ dediler. Elbette kırıldım, çok da canım sıkıldı. Hatta bu konuda yazılar da kaleme aldım o günlerde. Üzüldüğüm gibi onu da üzdüm belki.
Odasına girdiğimizde beni arkadaşlarına kütüphaneci olarak tanıttı. Beş on dakika kadar konuğu oldum. Ayrılırken de bir fotoğraf isteğini reddetmedim.
İkimizin fotoğrafının sosyal medyada yayınlanması probleme neden olacaksa da / kaçak güreşmeyi sevmediğimden instagram sayfamda yayınladım.
Kılıçdaroğlu tarafından atanan bir yönetimi tebrikten ziyade Çatı Bostanlı ve zemin kattaki kütüphanemizin geleceğiyle ilgili bir görüşmeydi benimkisi.
İkimizin fotoğrafı yakın dostlarımı şaşırttı tabii ki… Bazılarının agresif tavrını ve tepkisini de az çok anlayabiliyorum. Kimseye de kızmadım. Tepkilerini anlamaya çalıştım. Ne de olsa yaş 73!
Sonuçta, öğretmenlik yaptığım yıllarda bir televizyon kanalında 24 Kasım için ‘’ Bizim günümüzü omzunda tenekeden yıldızlar taşıyan insanlar belirleyemez! ‘’ demiş biriyim ben.
EGE TV.’de ‘’ Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarı Bener Cordan görevinden alınmalıdır.’’ demiş bir öğretmenim.
Kuzey Ege gazetesinde İl milli eğitim müdürü için ‘ Sağ, sığ ve geri ‘ diye yazmış biriyim. Milli Eğitim Bakanı için ‘’ Molla kılıklı ‘’ diye yazmış biriyim.
Daha neler neler!
EGE TV.’de Zişan Akar’ın programında ‘’ İzmir’in en çok ceza alan öğretmeni ‘’ olarak tanıtılmış biriyim.
Emekliyken değil, çalışırken/ yani öğretmenlik yaparken Cumhuriyet Okurları Başkanlığı (CUMOK) yapmış ve Cumhuriyet’te yazmış biriyim. Hiçbir öğretmenin o dönemde benim gibi yazmadığını da belirtmiş olayım. Yazanlar da bir elin parmakları kadar azdı ve izin alarak yazıyorlardı. Ben ise izinsiz!
Utku Gümrükçü’nün yanına çıkarken hiçbir çekincem olmadı bu nedenle.
Ben, herkesle görüşür konuşurum. Bildiğimi de okurum.
Şunu da söylemeyi bir zorunluluk görüyorum.
CHP’nin İzmir İl Başkanlığı, herkesin yapabileceği bir iş değil. Birikim, olgunluk ve deneyim istiyor.
En iyi yapacağına inandığım kişiyi soracak olursanız hemen söyleyeyim: Harita Mühendisi Erdal Karademir (Em. Milletvekili)
Neden bu konuda yılların siyasetçisi, yazar ve düşünür Kemal Anadol’a danışılmaz?