Cami Yapmak Belediye Başkanının Görevi midir?

Bugün Bornova Sarnıç Mahallesi’nde, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan esinlenerek yapılan “Mescid-i Aksa Camii”nin açılışı gerçekleştirildi. Açılışa CHP Genel başkanı Özgür Özel de katıldı; Belediye başkanı Ömer Eşki ile birlikte cuma namazı kıldı.

Abone Ol

Ancak tüm bu görüntülerin ötesinde, kamuoyunun sorması gereken asıl soru şudur:
Cami yapmak belediye başkanının görevi midir?
Uzun yıllara dayanan belediyecilik deneyimi, yerel yönetimlerin görev alanını ve önceliklerini yakından gözlemleme fırsatı vermiştir. Son yıllarda bazı belediye başkanlarının cami inşaatlarını bir “hizmet başarısı” olarak sunması dikkat çekmektedir. Elbette ibadethaneler toplum yaşamının önemli bir parçasıdır. Ancak meseleye kamu yönetimi açısından bakıldığında, burada ciddi bir tartışma alanı ortaya çıkmaktadır.
Öncelikle şu gerçeği net biçimde ortaya koymak gerekir:
5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre cami yapmak belediyelerin temel ve asli görevleri arasında yer almaz. Belediyelerin esas sorumluluğu; temiz su, altyapı, ulaşım, çevre düzenlemesi, halk sağlığı, sosyal hizmetler ve kent yaşamını kolaylaştıracak hizmetleri tüm yurttaşlara eşit biçimde sunmaktır.
İbadethane yapımı ise esas olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, vakıflar ve hayırsever yurttaşların alanına girer. Belediyeler bu süreçte ancak teknik destek sağlayabilir; arsa tahsisi, imar düzenlemesi veya altyapı katkısı sunabilir. Bunun ötesine geçip cami projelerini siyasi vitrin haline dönüştürmek ise hem görev tanımıyla hem de laik belediyecilik anlayışıyla çelişmektedir.
Asıl sorulması gereken soru şudur:
Kamunun sınırlı kaynakları gerçekten halkın öncelikli ihtiyaçlarına mı harcanmaktadır?
Bugün birçok belediyenin çözmekte zorlandığı temel sorunlar ortadadır:
Çocuklar için yetersiz kreşler,
Gençler için eksik spor ve kültür alanları,
Yaşlılar için sosyal destek ihtiyacı,
Çözüm bekleyen altyapı ve ulaşım sorunları,
Temizlik, trafik ve çevre problemleri…
Böylesi bir tabloda milyonlarca liralık kamu kaynağının cami yapımına aktarılması, sosyal belediyecilik anlayışıyla ne kadar örtüşmektedir?
Elbette ibadet özgürlüğü kutsaldır. Her yurttaşın inancına uygun ibadethaneye erişim hakkı vardır. Ancak laik devlet anlayışı, kamunun tüm inançlara eşit mesafede durmasını gerektirir. Eğer belediyeler ibadethane yapımını görev olarak görüyorsa, aynı yaklaşımın cemevleri, kiliseler ve sinagoglar için de geçerli olması gerekir.
Rakamlar da dikkat çekicidir.
Bornova’da 2026 yılı itibarıyla:
İlk ve orta dereceli okul sayısı: 161
Cami sayısı: 161 (yapımı sürenler hariç)
her okul kadar cami bulunmaktadır. Bu tablo, artık meselenin yalnızca “ihtiyaç” olmadığını düşündürmektedir.
Öte yandan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2026 yılı bütçesi yaklaşık 373 milyar TL’ye ulaşmış, personel sayısı ise 130 bini aşmıştır. Pek çok bakanlığı geride bırakan bu dev bütçe zaten ibadethane hizmetlerini karşılayabilecek güçtedir. Böyleyken, ekonomik sıkıntı yaşayan belediyelerin kıt kaynaklarını bu alana yönlendirmesi ne rasyoneldir ne de kamu yararı açısından savunulabilir görünmektedir.
Unutulmamalıdır ki belediye başkanının görevi:
Çocuklara güvenli parklar kazandırmak,
Gençlere umut olacak kültür ve spor alanları açmak,
Yaşlılara huzurlu yaşam alanları sunmak,
Sokakları temiz tutmak,
Halkın temiz suya erişimini sağlamak,
Ve kenti herkes için daha yaşanabilir hale getirmektir.
Çünkü gerçek belediyecilik; vitrine yönelik projelerle değil, insanların günlük yaşamına dokunan hizmetlerle ölçülür.