BÜYÜME KİMİN FAYDASINA?

Abone Ol

Ülkemizde yaşayan herkes benzer bir durumu dile getiriyor. Küçük bir azınlık “ekonomi büyüyor” derken, geniş halk kesimleri “geçinemiyoruz” diyerek şikâyet ediyor. Aslında mesele oldukça basit: Evet, büyüme var ama kim için?

TÜİK’in süslenmiş rakamlarıyla kâğıt üstünde tablo hep pembe renkte. Ekonomi büyümüş, kişi başına düşen gelir artmış gibi gözüküyor. Ancak halk için önemli olan tek şey şu: Cebine giren para artıyor mu, yoksa market poşetinde bıraktığı mı çoğalıyor? Cevap ortada ve acı verici.

Tam da burada emekliler ve işçiler soruyor: “Eğer kişi başına düşen yıllık gelir 18 bin dolar dendiği gibi doğruysa, bizim payımız nerede? Paramıza kim el koydu? Nerede o 18 bin dolar?” Bu rakamlar hesaplarda var olabilir ama hayatın içinde hiçbir şekilde hissedilmiyor. Ne sofrada ne de ceplerde bu sözde büyümenin izleri bulunuyor.

Hakikat şu: Ülke belki büyüyor ama halkın yaşamı daralıyor. Kiralar yükselmiş, akaryakıt çıldırmış, gıda fiyatları uçmuş, faturalar ayrı bir kambur haline gelmiş. Öte yandan maaşlar her zaman geriden geliyor. Yıllık enflasyon %33 iken, sabit gelirliler %12’lik maaş artışına mahkûm edilerek fakirleşiyor. Orta direk her geçen gün daha da eziliyor.

Bir de işin adalet meselesi var. Piyasa pastası büyüyor ama dilimlerini hep aynı imtiyazlı kesim alıyor. İktidara yakın çevreler kazançlarını artırırken, zengin daha da zenginleşiyor. Öte yandan düşük gelirli vatandaşın durumu yerinde sayıyor; hatta geriliyor. Enflasyon da bu adaletsizliği daha da katmerli hale getiriyor.

Peki, çözüm için ne yapılmalı?
- Vergi adaleti sağlanmalı,
- Düşük gelirli kesimler korunmalı.
- Maaş zamları gerçek enflasyon baz alınarak yeniden düzenlenmeli.
- Devlet; eğitim, sağlık ve barınma alanlarında daha etkin politikalar üretmeli, desteğini artırmalı.
- Üretim teşvik edilmeli ve istihdam olanakları genişletilmeli.
- Ve belki de her şeyden önemlisi: İnsanlar geleceğe dair umut besleyebilmeli, yönetime güven duyabilmeli.

Sonuç olarak mesele, sadece “büyüdük mü, büyümedik mi” tartışmasıyla sınırlı değil. Asıl üzerinde durulması gereken soru şu: Bu büyüme kim için faydalı? Cevap net bir şekilde ortada: Sadece ayrıcalıklı bir azınlığın daha da zenginleşmesine hizmet ediyor.

Zira toplumun büyük bir kısmı insanca yaşam koşullarından mahrum kalıyorsa, açıklanan büyüme verilerinin geniş halk kitleleri için bir anlam taşımadığı ve yalnızca belirli bir kesimi ilgilendirdiği oldukça açıktır.