“BURADA YATAN ZAVALLI ANNEM!”

Abone Ol

Tam da 103 yıl önce...
Bugünler...
Takvimler “1923 yılının 14 Ocak”ını gösteriyor...
Günlerden Pazar ve gece yarısı...
Atatürk, trenle Eskişehir'e gidiyor...
Acı haber geldiğinde…
Annesi Zübeyde Hanım birkaç saat önce vefat etmişti...
Ali Çavuş, kompartımanın kapısındaydı ve…
Acı haberi nasıl vereceğini düşünüyordu...
O esnada içerden bi'ses geldi…

Atatürk uykudan sıçramıştı…

Ali Çavuş'a seslendi…
Yatakta oturmuş bekliyordu; telaşla sordu:

“Annemden haber var mı?”

Ali Çavuş renk vermemeye çalışıyordu:

“Az önce telgraf geldi, şifreyi çözünce size sunacaklar…”

Anlamıştı Ulu Önder:

“Boşuna benden saklamaya çalışma; haberi aldım…”

Ali Çavuş belli etmeden merakla sordu:

“Ne haber aldın ki paşam? Hayırlı haberdir inşallah!”

Atatürk usulca anlatmaya başladı:

“Az önce dalmışım...
Rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk...
Bir şeyler anlatıyordu…
Birden fırtına çıktı, sel bastırdı, anamı aldı götürdü…
Hiçbir şey yapamadım… Hiç, hiç!..”

Ardından telgrafı istedi…
Ali Çavuş telgrafı Atatürk'e uzatırken…
Dudaklarından, “Sen sağ ol paşam...” sözcükleri döküldü…
Atatürk'ün gözlerinden iki damla yaş akıvermişti…
Ali Çavuş, “Ağlama Paşam” diye yalvardı…
Gazi Mustafa Kemal, şöyle karşılık verdi:

“Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü...
Ben buna ağlarım ama anavatan kurtuldu...
Bununla da teselli bulurum… Benim için ikisi bir…”

O bunları söylerken...
Ali Çavuş da...
Gözyaşlarını saklamaya çalışıyordu...
Gün ağarırken...
Ulu Önder Atatürk...
Bir sigara daha yaktı...
Anacığını son bi’kez göremediği için...
Kendine kahrediyordu...

*

Zübeyde Hanım, ne biricik oğlunun mürüvvetini…
Ne de Cumhuriyet'in ilanını görebildi...
Hava değişikliği için gittiği İzmir'de…
Artık neredeyse hiç görmeyen gözlerini hayata yumdu…

*

Bilir misiniz ki?
Zübeyde Hanım İstanbul Beşiktaş Akaretler Yokuşu'nda oturuyordu…
O evde yazdığı vasiyetnamesinde…
Beşiktaş'taki Yahya Efendi Dergahı'na defnedilmesini istemişti…
Ama oğlu, bu arzusunu yerine getiremedi…
Belli ki...

Türbe ve dergaha anne defnetmenin kapısını açmak istemiyordu…

*

Atatürk, anneciğinin kabrine…
Ancak 13 gün sonra (27 Ocak) gidebildi…
Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir Paşalar yanından ayrılmadı…
Kabrin başında kalbinden geçenleri seslendirdi:

“Burada yatan zavallı annem, zulmün, baskının ve milleti felaket uçurumuna götüren keyfi bir idarenin kurbanı olmuştur… Mütareke zamanında Anadolu'ya geçtiğimde annemi ıstıraplı bir halde İstanbul'da bırakmak zorunda kalmıştım... Yanımda kendisinin verdiği biri vardı... Onu Erzurum'dan İstanbul'a gönderdiğim zaman, annem bu adamın yalnız olarak geldiğini öğrenince, benim için Padişah'ın verdiği idam kararının yerine getirildiğini sanmış ve kendisine inme inmişti…”

Gazi Paşa, annesinin yaşadığı acıları da hatırlattı:

“Annem üç buçuk yılı, gece ve gündüzleri ağlayarak geçirdi... Akıttığı gözyaşları O'na gözlerini kaybettirdi… Annem vefat ettiği için şüphesiz çok üzülüyorum... Fakat bu üzüntümü gideren ve beni avutan bir nokta vardır ki, o da vatanı mahveden yönetimin artık bir daha geri gelmemek üzere yok edilmiş olmasıdır…”

Ve kabrin başında şu sözü verdi:

“Annemin mezarı başında ve Allah'ın huzurunda yemin ediyorum, bu kadar kan dökerek milletin kazandığı ve elde tuttuğu hakimiyetin korunması ve savunması için gerekirse annemin yanına gitmekte asla kararsız davranmayacağım… Millî hakimiyet uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun…”

*

Zübeyde Hanım'ın kabri bu güzel kentin bağrında…
Karşıyaka'da sonsuza kadar...
Üstelik...
Selanik'e çok benzeyen “Güzel İzmir” gibi bir kentte…
Törenle anılıyor…

Yolunuz ne zaman düşerse…
Bir Fatiha'yı eksik etmeyin…

Nokta…

Sonsöz: “Ey hayat! Eğer annem yanımda olsaydı bana böyle acımasız davranamazdın… / Gazi Mustafa Kemal Atatürk…”