Bornova’da İki Yılın Bilançosu: Borçsuz Belediyeden Borç, İsraf ve Çöküşe

Abone Ol

Bornova’da İki Yıl: Değişen Sadece Yönetim Değil, Vicdanın Kendisi

Bornova’da iki yıl içinde değişen sadece yönetim olmadı; değişen aynı zamanda anlayış, öncelik ve en önemlisi kamu vicdanıdır.

Bir kentin kaderi, onu yönetenlerin bakış açısıyla şekillenir. Bugün Bornova’da gördüğümüz tablo, işte bu bakış açısındaki kırılmanın açık bir sonucudur.

Her belediye başkanı er ya da geç halkın karşısına çıkar.

Yaptıklarını anlatır, yapamadıklarının hesabını verir.

Bu, sadece demokrasinin gereği değil; aynı zamanda bir karakter, bir duruş, bir onur meselesidir.

Ancak Bornova’da son iki yıldır yaşananlar, sıradan bir yönetim süreci olarak açıklanamaz.

Ortada hesap verme iradesi yoktur.

Aksine, üzeri örtülmeye çalışılan, geçiştirilen ve zamanla unutturulacağı düşünülen bir tablo vardır.

Perde aralandıkça görülen manzara ise ne yazık ki iç açıcı değildir.

Şeffaflık yerine kapalılık, liyakat yerine sadakat, hizmet yerine algı ön plana çıkmıştır.

Bu yazı bir başarı hikâyesi değildir.

Bu yazı, 38 yıllık belediyecilik tecrübesinin süzgecinden geçmiş bir belki biraz uzun oldu ama bu bir değerlendirmedir.

Sahada çalışmış, kurum kültürünü bilen, kamu yönetiminin sorumluluğunu taşımış bir bakış açısının uyarısıdır.

Kimse alınmasın.

Bu görevlere talip olanlar şunu bilmelidir:

Yurttaşa karşı sorumluluk tek yönlüdür.

Siz bu göreve geldiğinizde, artık “almak” değil, sürekli “vermek” zorundasınızdır.

Hizmet üretmek, hesap vermek ve eleştiriye açık olmak zorundasınızdır.

Eleştiri, hakaret değildir.

Eleştiri, kamu adına konuşmanın en meşru yoludur.

Ve eleştiriye tahammül edemeyenlerin, kamu görevini sağlıklı şekilde yürütmesi mümkün değildir.

Ne yazık ki bugün gelinen noktada, Ömer Eşki’nin tutumu bu çerçevede ciddi bir sorgulamayı hak etmektedir.

Eleştiriye kapalı bir yönetim anlayışı, zamanla halktan kopar.

Kibirle örülmüş bir duvar, yöneten ile yönetilen arasındaki bağı zedeler.

Öyle ki, bırakın eleştirilere yanıt vermeyi, vatandaşla doğrudan iletişim kurmayı dahi gereksiz gören bir yaklaşımın hâkim olduğu izlenimi doğmaktadır.

Bu ise sadece bir yönetim zaafı değil, aynı zamanda demokratik bir sorundur.

Bu yazı bir serzeniş değil.

Bu yazı bir uyarıdır.

Çünkü kamu vicdanı sustuğunda, sadece yanlışlar büyümez;

aynı zamanda doğrular da görünmez hale gelir.

Ve unutulmamalıdır ki;

Halkın sesine kulak tıkayan her yönetim,

günün sonunda o sessizliğin içinde kaybolur.

Sistemin Çöküşü: Borç, Satış ve Yönetim Zaafı

Artık yaşananları “geçiş süreci” ya da “uyum problemi” gibi ifadelerle açıklamak mümkün değil. Bornova’da karşı karşıya olduğumuz tablo, derinleşen ve süreklilik kazanan bir yönetim krizidir.

Göreve gelindiğinde Bornova Belediyesi’nin, Türkiye’de borçsuz belediyeler arasında sayıldığı biliniyordu. Sayıştay raporlarında eğitim seminerlerinde örnek gösterilen birçok alan da ödül alan bir belediyeydi Bu, küçümsenecek bir miras değildi.

Bugün gelinen noktada ise tablo tersine dönmüş durumda:

Belediye ciddi bir borç yükü altına girmiş, kamuya ait taşınmazlar sistemli bir şekilde birer birer elden çıkarılmaya başlanmıştır.

Üstelik bu satışlar, dikkat çekmemesi için zamana yayılarak gerçekleştirilmektedir.

Bugün bir mülk, yarın bir diğeri…

Bu durum basit bir yönetim hatasıyla açıklanamaz.

Bu, bir tercihtir.

Ve daha da önemlisi; bu tercih, beraberinde ciddi bir ahlaki aşınmayı da getirmektedir.

Çalışana Baskı, Yakına Kıyak

Bornova’da emekçiler işten çıkarılırken, yönetime yakın isimlerin hızla yükselmesi artık kimse için tesadüf değildir.

Liyakatın yerini akrabalık, hemşerilik ve koşulsuz sadakat almıştır.

Ortaya çıkan tablo bir çelişki değil; açık bir siyasal savrulmadır.

Peki bu düzen nasıl kuruldu?

Kamuoyunun yakından bildiği bir gerçek var: Adaylık sürecinde, Bayburt’un Kitre köyünden akrabalık bağı bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek ile Bornova İlçe Başkanı Ertürk Çapın belirleyici isimler olmuştur.

Bu süreçte hemşehrilik ve yakınlık ilişkileri siyasetin önüne geçmiş, ardından kurulan yapı Bornova’yı bugünkü tabloya sürüklemiştir.

“Değişim” söylemiyle yola çıkanların ortaya koyduğu sonuç ortadadır.

Temizlik Bile Yapılamıyorsa…

Bir belediyenin en temel görevi nedir?

Temizlik.

Ama bugün Bornova’da bu en temel hizmet dahi aksıyor.

Çöpler toplanmıyor, sokaklar bakımsız, kent estetiği gözle görülür biçimde gerilemiş durumda.

Yıllardır işleyen bir sistemin kısa sürede bu hale gelmesi yalnızca beceriksizlikle açıklanamaz.

Bu tablo; plansızlığın, umursamazlığın ve belediyecilik dışı önceliklerin bir sonucudur.

Çöpünü toplayamayan bir yönetim, kentin geleceğini nasıl kuracak?

Mülk Sat, Bina Kirala: Çelişki ve İsraf

Bir yanda belediyeye ait taşınmazlar elden çıkarılıyor…

Diğer yanda yüksek bedellerle yeni kiralamalar yapılıyor.

Bu nasıl bir yönetim anlayışıdır?

Kamuya ait varlıkların satılmasıyla elde edilen gelirler nereye harcanmaktadır?

Satılan mülklerin yerine neden kalıcı çözümler üretilmemekte, aksine yeni kira yükleri oluşturulmaktadır?

Bu yaklaşım, mali disiplin değil; günü kurtarma çabasıdır.

Bu yaklaşım, tasarruf değil; açık bir israftır.

Sonuç açıktır:

Bornova’da Çöküşün Anatomisi: Çelişki, İsraf ve Sessizlik

Bornova Belediyesi bugün yalnızca bir yönetim kriziyle değil, çok daha derin ve sistematik bir çöküşle karşı karşıyadır. Alınan kararlar, yapılan harcamalar ve ortaya çıkan skandallar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ortada basit hatalar değil; ciddi bir yönetim zaafı ve siyasi sorumluluk sorunu olduğu açıkça görülmektedir.

Mülk Satışı ve Kira Çelişkisi

Bornova Belediyesi bir yandan kendi taşınmazlarını satarak ayakta kalmaya çalışırken, diğer yandan kiralık binalara milyonlar ödemektedir. Bu durum, mali yönetimdeki tutarsızlığın en somut göstergelerinden biridir.

Bu çelişkinin en dikkat çekici örneklerinden biri, genç yaşta hayatını kaybeden Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ın adının yaşatılması sürecinde ortaya çıkmıştır. Bir belediye başkanının ismini yaşatmak elbette kıymetlidir; ancak bunun kiralık bir binada yapılması, hem sembolik açıdan hem de kamu kaynaklarının kullanımı bakımından ciddi bir hatadır.

Doğru olan açıktır:

Gülşah Durbay’ın adı, Bornova Belediyesi’nin kendi mülkiyetinde bulunan bir tesiste yaşatılmalıdır. Bir yanda mülkler satılıyor, diğer yanda kira ödeniyor…Bu, yönetim değil; açık bir çelişkidir.

Sanatçıya Milyonlar, Halka Tasarruf

Sanatçı saygındır, korunmalıdır. Kültür ve sanat etkinlikleri bir kentin ruhunu besler. Ancak kamu kaynaklarının kullanımında ölçü, öncelik ve şeffaflık esastır. Tam da bu nedenle, yapılan harcamaların zamanlaması, yöntemi ve gerekçesi kamu vicdanı açısından önem taşır.

Bornova ve Buca belediyelerinin ortak düzenlediği, Sevcan Orhan konseri için Bornova Belediyesi tarafından 2 milyon 860 bin TL ödeme yapılması ve bu ödemenin bir organizasyon firması üzerinden gerçekleştirilmesi, kamuoyunda haklı olarak soru işaretleri doğurmuştur. Bu tür organizasyonların mali yapısı, ihale süreçleri ve ödeme kalemleri açık ve denetlenebilir olmalıdır.

Öte yandan, vatandaşa sürekli “tasarruf” çağrısı yapılırken milyonluk konser harcamalarının gündeme gelmesi, özellikle de belediye çalışanlarının maaşlarını almakta zorlandığı bir dönemde, ciddi bir çelişki olarak algılanmaktadır. Kamu yönetiminde güven, söz ile eylem arasındaki tutarlılıkla sağlanır. Bu tutarlılık zedelendiğinde, toplumda güvensizlik kaçınılmaz hale gelir.

Kişisel ilişkiler elbette özel hayatın konusudur ve bu alanın korunması gerekir. Ancak kamu kaynaklarının kullanımı söz konusu olduğunda, yöneticilerin attığı her adım kamu denetimine açıktır. Görkem Duman ile sanatçı arasındaki ilişkiye dair iddialar ve aynı dönemde kamuoyuna yansıyan tatil görüntüleri, işçilerin hak arayışıyla örtüşmediği için eleştirilere neden olmuştur. Bu noktada mesele özel hayat değil, kamu sorumluluğunun algılanış biçimidir.

Açık konuşmak gerekirse: Belediyeler kimsenin şahsi alanı değildir. Bütçeler, halkın alın teriyle oluşur ve her kuruşun hesabı verilmek zorundadır. Öncelik; çalışanların emeğinin karşılığını zamanında alması, temel hizmetlerin aksatılmaması ve kamu yararının gözetilmesidir. Bunun dışındaki her harcama, ne kadar “etkinlik” adı altında olursa olsun, sorgulanır ve sorgulanmalıdır.

Sonuç olarak; mesele bir konser ya da bir sanatçı değildir. Mesele, kamu yönetiminde önceliklerin doğru belirlenip belirlenmediği, kaynakların adil ve yerinde kullanılıp kullanılmadığıdır. Beş yıllık görev süresi boyunca yapılacak en doğru şey, popüler tercihlerle değil, kalıcı ve adil hizmet anlayışıyla hareket etmektir. Halk da, siyaset de nihai değerlendirmeyi buna göre yapacaktır.

“Para Yönetiminden Anlamam” İtirafı

Bornova’daki tabloyu özetleyen en çarpıcı açıklamalardan biri, Belediye Başkanı Ömer Eşki’nin meclis toplantısında yaptığı itiraftır.

Geçmişte küçük parkta bir işletme deneyimini başarısızlıkla sonuçlandırdığını ifade eden ve “para yönetiminden anlamam” diyen bir belediye başkanının, milyanlarca liralık kamu bütçesini yönetiyor olması başlı başına bir çelişkidir.

Bu sadece kişisel bir beyan değil; Bornova’nın bugün içinde bulunduğu mali krizin de açık bir özetidir.

Yetki Aşımı ve Siyasi Müdahale

Belediye yönetiminin esnaf odalarının iç işleyişine müdahale etmesi özellikle İzmir Ayakkabıcılar Odası seçimlerinde aday çıkarması İESOB Başkanının büyük tepkisiyle karşılaşmış Başkan Yalçın Ata,Ömer Eşki’i hedef alarak Belediye başkanı sınırlarını aşan bir tutum içine girmiştir demişti.

Bu yaklaşım, sadece esnafın tepkisini çekmekle kalmamakta; aynı zamanda partiyi de siyasi açıdan zor durumda bırakmaktadır. Artık bu tür girişimler “hata” değil; doğrudan siyasi risk üretimidir.

Parti İçinde Tasfiye

Bornova’da yalnızca belediye yönetimi değil, siyasi yapı da daraltılmaktadır.

Yıllarca partiye emek vermiş, bedel ödemiş ve muhalif olarak görülen isimlerin susturulması ya da disiplin süreçleriyle tasfiye edilmesi, parti içi demokrasinin yerini tek sesliliğe bıraktığını göstermektedir.

Bu bir yönetim tarzı değil; açık bir tasfiye sürecidir.

Manipüle Anketler ve Gerçekler

Belediyenin, para ve rant üzerinden şekillenen anketlerle başarılı bir tablo çizmeye çalıştığı iddiaları kamuoyunda ciddi rahatsızlık yaratmaktadır.

Oysa sokaktaki gerçek tablo farklı olduğunu yaşanan son gelişmelerle ortalığa döküldü.

Temizlik aksıyor

Çöpler toplanmıyor

Belediye mülkleri satılıyor

Kiralık binalara milyonlar ödeniyor

Emekçiler işten çıkarılıyor

Kamu kaynakları israf ediliyor

Gerçek başarı; halkın yaşam kalitesinde, cebinde ve yönetime duyduğu güvende ölçülür. Manipüle edilen verilerle yaratılan “başarı algısı”, ne gerçeği değiştirir ne de kamu vicdanını ikna eder.

Denetimsizlik ve Sessizlik

Belediye Meclisi sessiz.

İlçe örgütü suskun.

Oysa denetimin olmadığı yerde güç yozlaşır, yozlaşma ise çöküşü kaçınılmaz kılar. Bornova’da yaşanan süreç tam olarak budur.

Son Skandal: Bankamatik İddiası

Yazı hazırlanırken ortaya çıkan son skandal ise kamu vicdanını derinden sarsacak niteliktedir.

Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın sevgilisi olduğu iddia edilen A.A. isimli kişinin, Bornova Belediyesi BORBEL’ personel şirketinde aylar boyunca işe gelmeden maaş aldığı yönündeki tespitler, kamuoyunda büyük tepki yaratmıştır. Olayın ortaya çıkmasının ardından apar topar işten çıkarılması ise “üstü mü örtülüyor?” sorusunu gündeme getirmiştir.

Bu sürecin merkezinde Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve BORBEL Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Şaylan yer almaktadır. Söz konusu işe alımın belediye başkanı EŞKİ’nin sorumluluğu üzerine alarak kelle vermem demesi kamu zararını kendi cebinden karşılayacağını ifade etmesi aksine tepkileri daha da arttırmış sorunu ağırlaştırmaktadır.

Geçmişte “bankamatik personel” tartışmalarıyla anılan Başkan EŞKi’nin anlayışın bugün de devam ediyor olması, kamu yönetimi açısından kabul edilemez bir durumdur.

Ayrıca CHP Bornova İlçe Başkanı Ertürk Çapın’ın da bu tablo karşısında sorumluluk alması gerektiği açıktır.

Bu Bir Kriz Değil, Çöküştür

Bugün gelinen nokta;

Bir yönetim hatası değil,

Geçici bir kriz değil,

Sistematik bir çöküştür.

Ve bu çöküş yalnızca Bornova’yı değil, bir siyasi geleneğin yereldeki itibarını da zedelemektedir.

Çünkü yerelde kaybedilen güven, sandıkta karşılığını bulur.

Bu Sessizlik Kimin Lehine?

Sayın Genel Merkez,

Sayın İl Başkanlığı,

Sayın Bornovalılar…

Bornova sadece hizmet kaybetmiyor;

Güven kaybediyor.

Adalet duygusu zedeleniyor.

Umut tükeniyor.

Bu gidişata kim “dur” diyecek?

Yoksa bu sessizlik bilinçli bir tercih mi?

Unutulmamalıdır:

Halk, kendisini yok sayanları günü geldiğinde sandıkta yok eder.

CHP’ye kimlerin zarar verdiği açıktır. Ömer Eşki ekibiyle birlikte derhal istifa etmelidir. Başka mecralarda aramaya gerek yoktur.