Bazı hikayeler vardır…
Gururla başlar.
Emekle büyür.
Ve bir gün insanın içini acıtarak başka bir yere savrulur.
Eren Holding’in Çorlu’daki fabrikasını kapatması, işte böyle bir hikayenin kırıldığı andır.
Bir zamanlar Bitlis’ten çıkan bir aile…
Yokluk içinden doğan bir mücadele…
İplikten kumaşa, kumaştan dünyaya uzanan bir başarı…
Ve şimdi…
Bir fabrikanın kapısına kilit vuruluyor.
Ama asıl mesele o kilit değil.
O kilidin arkasında kalan hayatlar…
Eren Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Eren fabrikanın kapanışını duygusal sözlerle anlatıyordu:
“Çorlu fabrikamızı kapatmak zorunda kaldık. Kapatmamak için 3-4 ay bekledik. Çok ağrıma gidiyor çünkü işçinizin işine son veriyorsunuz. Nasıl iş bulacak, nerede çalışacak?”
*
2 bin işçi…
Bir rakam değil.
2 bin ayrı hayat.
Sabahın köründe servise yetişenler…
Akşam evine ekmek götürenler…
Çocuğuna “okuyacaksın” diyenler…
Şimdi hepsi aynı sorunun içinde:
“Yarın ne olacak?”
*
Daha acı olan şu:
Bu fabrika eski, verimsiz, teknolojiden uzak bir yer değildi.
Tam tersine…
Moderndi.
Büyüktü.
Dünyaya üretim yapıyordu.
Ama yine de kapandı.
Çünkü artık mesele üretmek değil…
Dayanabilmek.
*
Bugün tekstil sektörü Türkiye’de sessizce geriliyor.
Ne bağırarak…
Ne manşetlerle…
Sessizce.
Ama bu sessizlik çok şey anlatıyor.
Enerji pahalı.
İşçilik maliyeti yüksek.
Finansmana erişim zor.
İç piyasa daralmış…
Dış rekabet sertleşmiş…
Üretiyorsun…
Ama kazanamıyorsun.
*
Ve sadece fabrikalar kapanmıyor artık…
Fabrikalar gidiyor.
Nereye?
Mısır’a…
Birer birer…
Şahinler Holding…
Eroğlu Holding…
Çalık Holding…
Sanko…
Kipaş…
Yeşim Tekstil…
Bunlar Türkiye’nin önemli markaları. Daha adını saymadığımız onlarca tekstil firması Mısır’a göçtü.
Kimisi yatırım yapıyor…
Kimisi üretimi kaydırıyor…
Kimisi tamamen yön değiştiriyor…
*
Çünkü orada maliyet daha düşük.
Çünkü orada üretim daha ucuz.
Çünkü orada ihracat daha avantajlı.
Çünkü orada üretim teşvik görüyor.
Aynı ürün…
Aynı kalite…
Aynı marka…
Ama farklı bir ülke.
*
Peki Türkiye ne oluyor?
Üreten ülke olmaktan çıkıp…
Satan ülke olmaya doğru gidiyor.
Marka bizde…
Vitrin bizde…
Ama üretim başka yerde…
*
Bu çok tehlikeli bir dönüşüm.
Çünkü üretim gitti mi…
Onunla birlikte ustalık gider.
Tecrübe gider.
Sanayi kültürü gider.
İstihdam gider.
Ve en önemlisi…
Gelecek gider.
*
Bir fabrikanın kapanması sadece ekonomik bir veri değildir.
Bir şehrin kalbinin yavaşlamasıdır.
Bir çocuğun hayalinin daralmasıdır.
Bir ailenin umutlarının eksilmesidir.
Bugün Çorlu’da kapanan fabrika…
Yarın başka bir şehirde tekrar eder mi?
Asıl soru bu.
*
Bitlis’ten çıkan bir hikaye,
dünyaya ulaşmıştı.
Ama şimdi o hikaye bize başka bir gerçeği anlatıyor:
Eğer bu ülke üretimi kaybederse…
Sadece fabrikaları değil…
Kendi geleceğini de kaybeder.
Bizimkilerde bu olup bitenlere çare aramak, sorunu çözmek yerine seyrediyor.
Seyredenlere bir kez daha duyurulur.
Tekstil göçüyor.