BİLGE KAĞAN’DAN, BİLGE KAĞAN’A…

Tarih bazen isimleri tekrarlar. Ama dersleri hep aynı bırakır.

Abone Ol

Sekizinci yüzyılda, Orta Asya bozkırlarında bir kağan vardı:
Bilge Kağan.
Taşa kazıttığı sözlerle yalnız kendi çağını değil, yüzyıllar sonrasını da uyardı:

“Ey Türk milleti, titre ve kendine dön.”

O sözler bir isyan çağrısı değildi.
Bir uyanma çağrısıydı.
Yoksulluğa, adaletsizliğe, kandırılmaya karşı bırakılmış bir hafıza notuydu.

Aradan bin üç yüz yıl geçti.
Takvim değişti, kıyafetler değişti, saraylar değişti.
Ama sahne tanıdık.

Bugün İstanbul Kadıköy’de yine bir Bilge Kağan var.
Bu kez at sırtında değil, kaldırım taşlarının üzerinde.
Kılıcı yok, pankartı var.
Ordusu yok, arkadaşları var.

Adı Bilge Kağan Şarbat.
Henüz 19 yaşında.
CHP Gençlik Kolları üyesi.
Asgari ücrete itiraz ediyor.
“Kurtuluş yok tek başına” diyor.

Ve tutuklanıyor.

Göktürk Bilge Kağan,
“Milletim için gece uyumadım, gündüz oturmadım” demişti.
Bugünkü Bilge Kağan ise, gece gündüz geçinmenin hesabını yapan milyonların sesine ses kattığı için cezaevinde.

Aradaki fark bu.

O zaman kağan, halkı için konuştu diye tarihe geçti.
Bugün genç, halkı için konuştu diye demir parmaklıkların ardına konuldu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel buna “kara düzen” dedi ve ekledi:
“Bu ülkede, on milyonlarca işçiye açlık sınırının altında asgari ücret vermeye utanmayanlar, bu zalimliği protesto eden gençleri tutuklamaktan da utanmıyor.”

Yerden göğe haklı.

Azıcık utanma gerekir.
Üç gün önce; uyuşturucudan, katilden, hırsızdan, gaspçıdan tutun tüm ceza yatanları salıvereceksin…
Ama sırf asgari ücreti protesto ettiği için, henüz 19 yaşında, pırıl pırıl bir Boğaziçi Üniversitesi öğrencisini cezaevine atacaksın.

Demek ki sizi asıl korkutan,
yoksulluğun yüzünüze haykırılması.

Çünkü bu düzen,
yoksulluğu normal,
itirazı suç sayıyor.

Tarihin ironisi tam da burada başlıyor:
Bir zamanlar yöneticiler, halkı uyandıran sözleri taşa kazıtırdı.
Bugün aynı sözleri söyleyenler dosyaya konuluyor.

Ama tarih tekerrürü sever.
Ve bir şeyi asla affetmez:
Gençlerin susturulmasını.

Bilge Kağan’ın taşlara yazdırdığı uyarı hala ayakta.
Onu okuyan herkes şunu bilir:
Millet, sustuğu için değil; susturulduğu an kaybeder.

Bugün bir Bilge Kağan cezaevinde olabilir. Ama yarın, onun sözleri yine dolaşımda olacak.

Çünkü tarih bize şunu öğretir:
Adalet gecikebilir,
iktidar sertleşebilir,
ama bilgelik eninde sonunda konuşur.

Taşta olur,
meydanda olur,
ya da bir gencin ağzından dökülen üç kelimede:

Kurtuluş yok tek başına.