BERKİN ÇOCUKTU

Abone Ol

Berkin Elvan çocuktu.

15 yaşındaydı.

46 kilo, zayıf, çelimsiz bir çocuk…

Toprağa verildiğinde ise yalnızca 19 kilo kalmıştı.

Polisin attığı gaz kapsülü başına isabet etmiş ve onun yaşamını elinden almıştı.

15 Haziran 2013 günü…

İstanbul Okmeydanı’nda evinden çıktı.

Amacı evine ekmek almaktı.

Ama o gün sokaklar gaz bombalarıyla, plastik mermilerle, panzerlerle doluydu. Gezi Parkı eylemleri sürüyordu.

Berkin o sokakta başından vuruldu.

Bir polisin hedef gözeterek ateşlediği kapsül onun kafasında parçalandı.

Ağır yaralandı.

269 gün boyunca yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdi.

Ve 11 Mart 2014 sabahı…

Bir çocuk daha bu ülkenin toprağına verildi.

*

Berkin’in ölümü yalnızca bir ailenin acısı değildir.

Bu, Türkiye’nin vicdanına kazınmış bir yaradır.

Gezi olayları sırasında yalnızca Berkin değil;

Abdullah Cömert,

Ethem Sarısülük,

Mehmet Ayvalıtaş,

Ali İsmail Korkmaz,

Ahmet Atakan,

Medeni Yıldırım gibi gençler de hayatını kaybetti.

Bir ülkenin gençleri, sokaklarında yaşamını yitirdi.

*

Berkin Elvan’ın ölümüne neden olan polis memuru hakkında açılan dava yıllarca sürdü.

İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık polis Fatih Dalgalı’ya “olası kastla insan öldürme” suçundan 16 yıl 8 ay hapis cezası verdi.

Dosya istinafa gitti.

Sonra Yargıtay’a…

Ve olaydan 11 yıl sonra karar kesinleşti.

Adalet geldi mi?

Bu sorunun cevabını herkes kendi vicdanında arıyor.

*

Berkin’in avukatları mahkemede şunu söyledi:

O gün orada bulunanların çoğu çocuktu. Buna rağmen ateş edildi.

Daha ağır bir ceza istediler.

Ama Türkiye’de bazı davalar yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun hafızasında görülür.

Berkin davası da onlardan biridir.

*

Bir çocuğun ölümü üzerinden siyaset yapılmamalı.

Ama bir çocuğun ölümü unutulacak bir olay da değildir.

Çünkü mesele yalnızca Berkin değildir.

Mesele şu sorudur:

Bir ülkede ekmek almaya çıkan bir çocuk ölüyorsa, o ülkede herkesin vicdanı yaralanır.

Ve o yara…

Kolay kolay kapanmaz.

Kanar…