BERGAMA KERMESİ

Dile kolay, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonraki ilk yerel şenlik oluyor Bergama Kermesi.

Abone Ol

1937 yılında İzmir Valisi Fazıl Güleç’in önderliğinde başlatılan bu şenlik, aslında çok daha eski bir düşüncenin/ Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934 yılındaki Bergama ziyaretinde dile getirdiği bir düşüncenin ürünü.

Geçmişi, M.Ö. 3000’li yıllara / Luvi-Hitit-Frigya -Lidya-Pers ve Helen uygarlıklarının hüküm sürdüğü dönemlere uzanan ve gerçek bir Anadolu mozaiği niteliğini taşıyan Bergama’ya da doğrusu çok yakışıyor bu kermes.

Binlerce yıllık uygarlık mirasını tanıtan, yöresel üretimi pazarlayan, halkoyunlarını, sporu, tiyatroyu ve müziği bir araya getiren, kırsal ile kenti buluşturan Kermes günleri, görmeye değer bir kültür şöleni.

Düşünebiliyor musunuz bu festival, Fransa’nın Nice kentinde düzenlenen festivalden sonra dünyada kabul görmüş ikinci festival.

Bergama Kermesi’nin kökenlerini yalnız 1930’lu yıllara değil, çok daha eskiye, kentin bin yıllara dayanan şenlik kültürüne dayandırmak mümkün. Athena Nikephoros Şenlikleri, Demeter ve Tohum Atma Şenlikleri, Thesmophoria Şenlikleri, Baküs ve Bağbozumu Şenlikleri bu kültür mirasının başlıca örnekleri oluyor.

Hıdrellez Şenlikleri de yine bu bölgenin ev sahipliği yaptığı geleneklerden biri.

Kerrmesin kurucularından Bergama Müzesi Müdürü Osman Bayatlı’dan yola çıkacak olursak Kermes, 2500 yıllık bir geleneğin 20. Yüzyıldaki devamı, modern bir bahar şenliği.

İlk’i, bahardan yaza geçerken olgun başakların verdiği ürünün şükranını büyük tanrı Zeus’a ve kızı Bereket Tanrıçası Demeter’e sunma geleneği olan hıdrellez ve Başak Bayramları.

İkincisi de Asklepion’da hastaların rüya görme ve telkin yoluyla tedavi edilmesi töreni…

Bu bakış açısına göre Kermes, 2500 yıllık bir geleneğin 20. Yüzyıldaki devamı, modern bir Bahar Şenliği.

Bergama Kermesi’nin doğrudan tarihsel kaynağı M. Kemal Atatürk’ün 13 Nisan 1934 tarihinde Bergama’yı ziyaret etmesidir. Zübeyde Hanım İlkokulu, Bergama Ortaokulu ve Bergama Halkevi’ni ziyaret eden Atatürk, yerel halk oyunu Bergama Bengisi’ni ( bir tür zeybek oyunu) izlemiş, tezgâhlarda sergilenen el emeği ürünlere ve etnoğrafik eserlere büyük ilgi göstermiştir.

‘ ‘Böyle olmaz, burasının dahilde ve hariçte kendini tanıtması gerekir. Bu müstesna yurt köşemizin insanları için bir panayır, bir şenlik yaparak tanıtma olanağı sağlanmalıdır.’’

Kermesin doğrudan düşün babası işte Atamızın bu sözleri.

İlk yıllarda Atatürk Şenlikleri olarak da anılan Bergama Kermesi, 22 Mayıs 1937’de resmen hayata geçirilmiş.

Kermesin isim babası, şenliği fiilen başlatan İzmir Valisi Fazıl Güleç.

Fransızcada kermes, fuar-panayır- kasaba eğlencesi anlamına geliyor.

Almancada, kilise gelirini arttırmak amacıyla düzenlenen ‘meşe böreği toplama etkinliği’ anlamına gelmekte.

Türkçede ise keramet( Orta Asya Türklerinde eğlence ve oyun), kemre ( bağ kütüğü), Germes ( Kazak- Kırgız Türkçesinde ulusal eğlence), Kerkmek ( Sagay Türkçesinde gelir sağlayıcı eğlence) anlamına geliyor.

Bergama’da ilk kermes, 22 Mayıs 1937’de başlamış ve bir hafta sürmüştür. Evler boyanmış, vitrinler süslenmiş, on binlerce kişi en güzel kıyafetiyle sokaklara dökülmüş.

Bu yedi günde antikite gezileri, Halkevi Bandosu Dinletileri, Bengi ve dağlı oyunları, cirit, cop kaldırma, kalkan, ok atma yarışmaları, at koşuları, bir Kozak günü, bir bisiklet yarışı ve akşamları düzenlenen Garden partileri yer almıştır.

22 Mayıs 1938’de düzenlenen ikinci kermes, Kaymakam Vasfi Bagatur başkanlığında yeni bir komite tarafından organize edilmiş. İkinci kermesin en dikkat çekici yönlerinden biri, uluslararası ilgi görmeye başlaması, İzmir’deki tüm yabancı konsolosların katıldığı kermeste özellikle Kozak Günü’ne 80 otomobil ve otobüsün katılmış olmasıdır.

Bergama Kermesi, altı ana dal etrafında örgütlenmiş. Yerel sanat, folklor, turizm, panayır, spor, tiyatro ve müzik. Bu dallar; Akropol, Asklepion, Bağlarkırı ( stadyum) şehir merkezi, Kozak, Dikili, Çandarlı ve Kınık gibi 8 ayrı mekânda hayata geçirilmiş.

Önemli bir nokta…

Bergama’nın antik çağdan beri süregelen tiyatro geleneği, kermes aracılığıyla yeniden canlandırılmış olmakta…

1944’te Bergama’yı ziyaret eden İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, kentteki tiyatro kalıntılarının zenginliğinden çok etkilenmiş ve antik tiyatroların restore edilerek burada dünya klasiklerinin sahnelenmesi yolunda adım atılmasını sağlamıştır.

İnönü’nün büyüklüğünü nasıl alkışlamazsınız!

Kermesin en özgün unsurlarından biri, programın bir gününün tamamen Kozak Yaylasına ayrılmış olması.

İllâ belirtilmesi gereken bir başka nokta da şu;

Dönemin Maarif Müdürü Haluk Elbe’ye göre Kermesin en önemli yararı halk üzerindeki pedagojik etki.Bunun önemini lütfen birlikte düşünelim.

1961 yılında Kermesin 25. Yılında Asklepion Açık Hava Tiyatrosu’nda İzmir Atatürk Lisesi ile Kız Lisesi öğrencileri, Antigone’u sahneye koyuyorlar.

1990’lı yıllarda Belediye Başkanı Sefa Taşkın, bilim insanlarını Kermes programındaki panellere davet ederek Bergamalıları siyanürle altın çıkarma konusunun zararları konusunda bilgilendirmiş, bu arada 4 bin çam fidanının dikilmesini sağlamış, gönüllerde taht kurmuştur. Onu alkışlamamak ne mümkün!

Sahi, niçin onun bir büstü yer almaz Bergama’nın merkezi bir noktasında?

2026’da 90. kez düzenlenen Bergama Kermesi, 29 Haziran’da başladı, 5 Temmuz’da son buldu. Belediye ve İBŞB işbirliğiyle hazırlanan programda konserler, konferanslar, paneller, halkoyunları gösterileri, sportif etkinlikler ve çocuk tiyatroları yer aldı, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen konserlerde Derya Bedavacı, Ceren Özdemir, Sakiler, Gökçe ve Hüseyin Turan gibi sanatçılar mesleklerini icra ettiler.

Kınık, Dikili, Çandarlı’dan vazgeçtim, neden Akropol ve Asklepion’da herhangi bir etkinlik yapılmadı, merak ettim. Yakışmaz mıydı?

‘Türkçenin Kraliçesi’ olarak belleklerde iz bırakmış Ayvalıklı Feyza Hepçilingirler ile Burhaniye/ İskele’de oturan edebiyatımızın atom karıncası Öner Yağcı’nın bir edebiyat programına davet edilmemiş olması da dikkatimden kaçmadı.

Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN gibi yazar örgütleri, TEMA gibi çevre örgütleri ile ortak programların yapılması da yakışırdı Bergama’ya.

Diye düşünüyorum.

İlginç ve kapsayıcı olur diye ‘ Belediyeler/ Kültür- Sanat İlişkileri’ başlıklı bir panele eski başkanlar; Sefa Taşkın- Raşit Ürper- Mehmet Gönenç üçlüsü katılsa iyi olmaz mıydı?

Başkan Tanju Çelik adına bu bir özgüven örneği olarak Bergamalının belleğinde iz bırakmaz mı?

Çocuklarla olan iletişimine yakından tanık olduğum, güleryüzlü çocuk doktoru olan Başkan, önümüzdeki yıllarda bu eksikleri telafi eder diye düşünüyorum.

Sanatçı Hüseyin Turan’ı sahnede izlediğim günden bu yana unutamıyorum. Anadolu coğrafyasını şarkılarla/ türkülerle bize tanıtan sanatçının büyüklüğü karşısında saygı duruşuna geçiyorum.

Son söz; sanatçıları herhangi bir olumsuzluğa neden olmadan izleyen uygar/barış ve demokrasi dostu değerbilir Bergamalıları sevgiyle kucaklıyorum.