BAŞARI, BEDELLER VE O MEŞHUR PENGUEN

2025 Forbes Güçlü Kadınlar listesi, bu yıl bize yine büyüleyici başarı hikayeleri sundu.

Abone Ol

Japonya’nın ilk kadın başbakanı Sanae Takaichi’den, yapay zekâ dünyasını şekillendiren AMD CEO’su Lisa Su’ya; milyarlık markalar yaratan Kim Kardashian’dan dev bağışlar yapan MacKenzie Scott’a kadar... Bu kadınlar, sadece kendi kariyerlerini değil, dünyayı da dönüştürüyorlar. Ancak bu parıltılı madalyonun bir de ters yüzü var.

"Her Şeyi Halleden" Kadının Sessiz Yükü

Zirvedeki bu devasa rakamların ve unvanların uzağında, günlük hayatın içinde bambaşka bir gerçekle karşı karşıyayız. İngiltere’de yapılan yeni bir araştırma, 50 yaş üstü kadınların yüzde 65’inin ruhsal sorunlarla boğuştuğunu ama yüzde 90’ının yardım istemediğini gösteriyor. Neden mi? Çünkü biz kadınlar; "başkasına yük olmamak", "her şeyi tek başına idare etmek" ve o meşhur "dişini sıkma kültürü" ile büyüyoruz. Annelerimizden, anneannelerimizden gördüğümüz o "ayakta hasta olma" hali, bugün bizi içten içe yoran bir devamlılık zorunluluğuna dönüştü. Uyku sorunları, kaygı atakları ve sosyal hayattan kaçış, aslında o "hep güçlü olma" zorunluluğunun ödediğimiz ağır bedelleri.

Penguenin Dağlara Yürüyüşü ve Kendine Dönmek

Belki de bu yüzden, Werner Herzog’un belgeselindeki o yalnız penguen hepimizi bu kadar derinden etkiledi. Milyonlarca hemcinsi denize, yani güvenli ve alışılmış olana giderken; o tek başına, ıssız dağlara doğru 70 kilometre yürüyor. Kimimiz onda büyük bir tükenmişlik ve vazgeçiş, kimimiz ise sadece "kendine gitme" cesareti görüyoruz. Belki de artık o penguen gibi, başkalarının beklentilerinden sapıp kendi içimize doğru yürümenin vaktidir. Unutmayalım ki, dünyayı değiştirecek güçte bile olsak; sevgi ve değer, önce kendimize ayırdığımız o şefkatli vakitle başlar.