AYRILIK ASİL OLMALI...

Ne güzel söylemiş Mevlana, "ne kadar anlatırsan anlat karşındaki anlayabildiği kadarını anlar"

Abone Ol

Hayat yanlış anlamalar, kuruntular, kafaya takmalarla çekilmez hale gelir. Oysa kimin ne düşündüğü önemli değil sen işini doğru yaparsan her zaman kazanırsın.

'Acaba bugün gelecek mi?' diye papatya falı açtığın, herkesten öncü tuttuğun, koruyup kolladığın personel gün gelir gözünü oymaya çalışabilir. Hatta yetmezmiş gibi seni mobbing yapmakla suçlayabilir.

MOBBİNG YAPMASAN!

Mobbing yeni bir kavram değil ama tam anlamını bilip bilmeden herkes kullanır oldu. İşten sıkılan, yapması gereken iş hatırlatıldı diye bana mobbing uyguluyorlar diye biliyor. Bu iş öğrenmeye gelen henüz üniversite öğrencisi çocuk söyleyebiliyor. Biz işi öğrenelim diye amirimizin çevresinde dönerken, kıza deşifre yap denilince mobbing yapmış oluyorsun. Sanki çay getir, bulaşıkları yıka, yeri paspasla dedik. Ki denilebilir. Ben staj gördüğüm zamanlar yapmadığımız iş yoktu. Gelen konuğa çay getirir onunla sohbet etme fırsatı bulurdum bu sayede iletişim yeteneğim arttı. Kendisini eşsiz, benzersiz güzel bir gazeteci olarak görüyor yazık...

YANLIŞ ANLAŞILMAK...

Hayatta tek korktuğum şey yanlış anlaşılmaktır. Her zaman iyiyi düşünür kötüye hazırlıklı olurum. Genelde kötülük, en çok iyilik yaptığından gelir. Yaptığın yardımlar bir süre sonra görevin olur. Bir bakarsın onun yapması gerekeni sen yapıyorsun. İnsanın hamurunda var kötülük, bazılarında daha fazla... Yol gösterdiğin, işi öğrettiğin kişi ayağının altına muz kabuğu koyar. Onu aşarsın çelme takar. Üstümden atlarsın. Koyduğu sabuna basarsın. Görevini hatırlatırsın ağlamaya başlar. İşe küser. Hep bahane üretir. Oysa başta görevi bellidir herkesin...

İŞ TANIMI BELLİDİR...

Ne iş olsa yaparım ağabey diyen kişiyi işe alırsın. İki gün sonra maaşı beğenmez. Her gün 30 dakika geç gelip 20 dakika erken çıkar ki bazen otobüs kaçar, bazen çocuk hastalanır. Hatasını söyleyip, düzeltmesini söylersin kabul etmez. Arkadaşlarını suçlar.

YÖNETİCİLİK ZOR ZANAAT...

Zordur insanla çalışmak çoğu zaman kediniz Şapşik anlar personeliniz anlamaz. Patrona karşı korursunuz onu tekrar işe motive edersiniz. Fabrika ayarlarına geri döner ama arıza yapmıştır bir kere... Güncelleme yaparsınız ama yetmez artık kangren olan parmak kesilir. Bir üst sürümünü alırsınız. O sürümün ömrü tükeninceye kadar kullanırsınız. Sebat etmeyi bilmeyen, bencil, hep kendini haklı görüp acaba ben nerede hata yaptım diye külahını masaya koyup onunla konuşan kişi çok azdır.

MESLEKİ DEFORMASYON...

Allahım neydi günahım böyle insanlarla çalışmak zorunda kalıyorum. Yanındayken en iyisin ayrılınca senden kötüsü yok! Dedikodu... Dedikodu olamasın. Ancak gazeteciliğin özü dedikodu... Bir nevi mesleki deformasyon... Yüzüne gülen sırtını dönünce konuşur. Oysa yüzüne karşı söylesen gerçek dost olursun. Dost acı söyler sözü boş yere söylenmemiştir.

GİT... GİTME DUR!

Gidene dur demeyiz. Biten bitmiştir. Eyvallah yolu açık olsun. Kendi kuruntuları içinde, her şeyi abartan ve işini düzgün yapmayan biri kalsa da faydası olmaz zaten...

SEVEREK AYRILALIM...

"Ayrılık da sevdaya dahil" sözü çok doğru ama ayrılmasını bilen için... Sadece bir mesaj ile bitirilen ilişkinin sevda ile alakası yok. Gözünün içine bakarak ayrılabilmek mesele... Hatasıyla, sevabıyla sevdiğin kişinin zehir zemberek, yalan cümlelerle seni terk etmesi kabul edilemez. Önemli olan helalleşebilmek...

GİT GÜLE GÜLE...

En keyifli olan şey ise bir sayfa iftiralarla dolu yazıya "ok" mesajı vermek... Susmak aseletten gelir bazen. Karşındaki kişiyi suçlamadan aynaya bak...

AÇIN RADYONUN SESİNİ...

RADYO EGE'de Emir Can İğrek söylüyor... Beyaz Skandalım...

"Herkesten duyuyorum hakkında
Ne kadar ağır şeyler ama sen duyma
Birden çok yüreği öpen kalbim
Bana tükürürmüş, ben yağmur sandım ya'

DAİMA GÜLÜMSEYİN...
Unutmayın gülümseme sessiz bir eylemdir.