ATATÜRK’E BÖYLE SESLENMİŞTİ: “SENİN BAŞINA YEMİN EDERİM Kİ SUÇSUZUM!”

Abone Ol

Taaa, “88 yıl” önce...
Takvimler...
18 Ağustos 1938’i işaret ederken...

Nazım Hikmet...

Atatürk’e yazdığı mektubu şu satırlarla noktalıyordu:

“Başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin...
Kemalizm’den ve senden adalet istiyorum...
Türk inkılabına ve senin başına ant (yemin) ederim ki suçsuzum!”

O mektuba bir kelimelik bile karşılık(!) gelmedi...
Çünkü...
Atatürk o sırada yatağa bağlı olacak kadar ağır hastaydı ve o mektubu göremedi...

*

Döneceğiz yeniden yukarıdaki “acıklı” yakarışa...
Nitekim...
Aradan yıllar geçse bile...
Unutmak zor...
Çünkü...
Kalpleri “delip geçen” hiçbir şey unutulmuyor!
Zaten...
İster istemez...
“Vay canına!” demek zorunda kalıyor insan…
Şiirleriyle büyüdüğünüz o adam…
Bu güzel ülkeye veda edeli…
Bugün…
Tam 57 yıl olmuş…
Kendine takdimidir ve dahi...
Aşağıdaki şu satırlar, O'nun kalemindendir:

“Ben, tepeden tırnağa iman... / Tepeden tırnağa kavga... / Hasret ve ümitten ibaret ben…”

Kaldı ki...
O Nazım...
Siyasi düşünceleri yüzünden defalarca tutuklanmış…
Yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiş…
Şiirleri 50'den fazla dile çevrilmiş…
Eserleri yüzlerce ödüye layık görülmüş…

*

O da...
Atatürk gibi...
Selanikli'ydi; buğday teninden, sarı saçından belli değil mi?

*

Nazım Hikmet'i, en iyi kaç kelimede anlatırsınız?
Sayalım:

Şair… Çapkın… Aşık… Memleket sevdalısı ve… Vatan haini(!)

*

Hayatını bilir bu millet…
İyisi mi, biz…
Dört gün erken (15 Ocak) analım doğum gününü...
Az bilinen özellikleriyle büyük şairin…

*

Ah, şu vatan hasreti…
Nazım Hikmet, bir panele katılmak için…
Uçakla Moskova'dan havalanır…
Bir ara…
Pilotun anonsuna dikkat eder…
Uçağın rotası zorunlu olarak değişmiştir…
Kaptan, “Şu an Türkiye üzerinden geçiyoruz” der…
Nazım'ın gözleri dalar…
Ve, hasretle dudaklarından şu sözler dökülür:

“Keşke bu uçak şu an düşse…”

*

Çok kimse merak eder…
Neden Nazım Hikmet'in soyadı “Ran”?
İşte, nedeni…
Soyadı kanunu çıkınca Nazım da gitmiş, nüfus müdürlüğünde sıraya girmiş…
Sıra O'na gelince…
Kağıttaki listeye bi'göz atmış…

“Türkkan… Savaşkan… Şu kan… Bu kan…”

O ana kadar aklında hiç bir isim yokmuş…
Memura birden “Ran” deyivermiş…
Karşısındaki anlamını sorunca…
“Tam olarak hiç…” demez mi?
Yönetmelik, soyadlarının anlam içermesini gerektirmediğinden…
Memur da, “Sen bilirsin” diyerek yazmış, “Ran” kelimesini…

*

Nazım Hikmet'in, Bursa Cezaevi'ndeki tutsaklık günleri…
Hem koğuş arkadaşlarını okuma-yazmaya yönlendiriyor…
Hem de cezaevi yönetimine yardım ediyor…
O günlerde…
Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş geliyor cezaevini denetlemeye…
Çalışmalar bir kaç gün sürüyor…
Ayrılmadan önce, cezaevi müdürüne diyor ki müfettiş:

“Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?”

Nazım'ı odaya getirirler…
Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş…
Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve…
“Demek Nazım sizsiniz…” der…
Nazım'a oturması için yer göstermez…
Kısa “abuk” bir konuşma sonrası, “Gidebilirsiniz” der…
Nazım, tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe…
“Ömer Hayyam adını duydunuz mu?” diye sorar…
Müfettiş hemen atılır:
“Kim duymaz Hayyam'ı?”
Nazım, bu kez…
“Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi?” diye sorar...
Müfettiş şaşırmıştır…
Nazım konuşmasını sürdürür:

“Görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı söyleyemediniz… Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama o dönemin Adalet Bakanı'nı ve sizi kimse anımsamayacak…”

Ardından kapıyı çarpar ve çıkar…
Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım'ı geri çağırır ama…
Büyük ozan, çoktan koğuşunun yolunu tutmuştur…

*

Bitiriyoruz…
Kimilerine göre “Romantik Devrimci”…
Bazılarına kulak verirseniz, “Romantik Komünist”…
Ne hikmetse...
Asıl, “Vatan Hainliği” ile suçlandı Nazım…
Bu yafta neden O’na yapıştı bilen yok!
Yıllarca hapislerde yattı…
Sonra, “hain” diyenlere…
1962'de yazdığı “Vatan Haini” şiiri ile cevap verdi…

*

Nazım Hikmet “vatan hainliği”ne(!) devam ediyor hala... / “Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz” dedi, Hikmet... / Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala... / Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, Bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un, 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali... Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira... / “Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz” dedi, Hikmet... / Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala... / Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz... / Ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim… / Vatan çiftliklerinizse... / Kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan... / Vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan... / Vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın... / Fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan... / Vatan tırnaklarıyla ağalarınızın... / Vatan, mızraklı ilmühal ise (davranış) vatan, polis copuysa... / Ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan... / Vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması, topuysa... / Vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim... / Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla: Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala…”

Nokta…

Hamiş: Atatürk’ün uşağı Cemal Granda anılarında diyor ki: “Nâzım’ın kendi sesiyle plağa okuduğu şiirlerini dikkatle dinler ve güzel sözler söylerdi...” / Zülfü Livaneli...

Sonsöz: “İnsanlar işine gelince değil de vicdanına değince iyilik yapsalardı; bugün çıkar ilişkileri değil, gerçek sevdalar yaşanırdı! / Nazım Hikmet Ran… / 3 Haziran 1963’te bu dünyadan göçtü; mezarı Moskova’da...”