ALABİLİRSEN AL 50 LİRALIK

Abone Ol

Akaryakıt fiyatları yine yükseldi.
AKP iktidarı, zamları sınırlamak için eşel mobil sistemini yeniden devreye soktu.
Kağıt üzerinde bakıldığında büyük bir fedakarlık yapılmış gibi görünüyor.
Motorinde 7 lira 78 kuruş, benzinde 2 lira 29 kuruş ÖTV indirimi…

Ama gerçek şudur:
Zam yine pompaya yansıdı.
Motorinde 3 lira 11 kuruş, benzinde 92 kuruş artış geldi.
Bir araç sahibi mazot alırken söyledi tekerlemeyi:
“Savaş bahane zamlar şahane. Savaş olmadan da her hafta zam geliyordu akaryakıta”
Sonuç ortada.
İstanbul’da benzin 59 lirayı, motorin 63 lirayı geçti.
Ankara ve İzmir’de fiyatlar 60 lira sınırını aşmış durumda.

Bir zamanlar 3 liraya aldığımız yakıt bugün 60 liraya dayanmışsa ortada ciddi bir sorun vardır.

*

Bir dönemin meşhur bir geyik muhabbeti vardı.
Mazota zam gelince, elinde arabasının anahtarını sallayıp;
“Bana ne ya zamdan…
Ben hep 50 liralık alıyorum.” diyen tipler sırıtırdı.

Bugün gelinen noktada 50 liraya bir litre mazot bile alamıyorsunuz.
Üstüne bir 10 kağıt daha koymanız gerekiyor.

Şimdi de bazıları çıkıp omuz silkerek şunu söylüyor:

“Arabası olan düşünsün.”

İşte bu iktidarın can suyu da tam olarak bu cehalettir.
Hayata tek bir pencereden bakan bu dar bakış…
Mazota gelen zam iğneden, ipliğe yansır.

*

Ekonomistler bunun adını koyuyor.

Petrol fiyatı yükseliyor.
Döviz kuru artıyor.
Savaşlar, krizler piyasaları sarsıyor.

Ama vatandaşın cebindeki gerçek çok daha yalın:

Mazot pahalı.

Mazot pahalıysa her şey pahalıdır.

Çünkü traktör mazotla çalışır.
Kamyon mazotla gider.
Otobüs mazot yakar.
Gıda, tarladan sofraya mazotla gelir.

Mazot zamlanınca sadece araçlar değil, hayat zamlanır.

*

En ağır darbeyi ise çiftçi yiyor.

Osmaniye’de bir çiftçi şöyle diyor:

“Böyle giderse çiftçiliği bırakacağız.
Mazot 100 lira olursa tarlayı nasıl ekeceğiz?”

Bir başkası daha acı konuşuyor:

“Traktörü bırakacağız.
Atla, öküzle çalışacağız.
Karasabana döneceğiz.”

Bu sözler sadece bir serzeniş değil.
Bu sözler tarımın alarm zili.

Çiftçi tarlaya giremezse…

Buğday azalır.
Mısır azalır.
Sebze azalır.

Sonra ne olur?

Market fiyatları yükselir.
Gıda enflasyonu patlar.

Yani akaryakıt zammı sadece pompayı değil, mutfağı da yakar.

Tarla biterse yiyecek de biter.
Yiyecek kalmayınca bu ülkede yaşam da zorlaşır.

*

Ekonomide buna “ödünleşme” deniyor.

Vergiyi indirirseniz bütçe açığı büyür.
Vergiyi artırırsanız vatandaş ezilir.

Ama asıl mesele şu:

Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir.
Ekonomi insan hayatıdır.

Bir ülkede çiftçi
“tarlayı ekemem” diyorsa, emekli
“maaşım yetmiyor” diyorsa, vatandaş
“zamdan başka bir şey görmüyoruz” diyorsa…

Orada sorun petrol fiyatı değildir.

Orada sorun
ekonominin yönetimidir.
“Verin bana yetkiyi, görün ekonomideki etkiyi” diyen kişinin çuvallamasıdır.
Soruyorum bu ülkeyi o değil, zamlar yönetiyor, diyenler haksız mı?

*

Eşel mobil sistemi bir pansumandır.
Yarayı iyileştirmez.
Bugün mazot pahalıysa,
yarın gıda pahalı olacaktır.
Ve unutmayalım:
Mazot yanarsa önce traktör durur.
Sonra tarla susar.
En sonunda sofralar boşalır.
Ve bir atasözüne gelir dayanırız:
“Açlık sofuluğu bozar.”
O günler geliyor.