ADALETİN VIP KAPISI

Abone Ol

2026 yılı Türkiye’sinden bir fotoğraf.
Bu bir iddia değil, bir yorum değil; çıplak bir manzara.
704 yıl hapis istemiyle yargılanan Aziz İhsan Aktaş, tutuksuz. Korumalar eşliğinde, VIP girişinden geçerek duruşma salonuna alınıyor. Ne kelepçe var, ne jandarma halkası, ne de “kaçma şüphesi”.
Aynı adliyede, aynı saatlerde, halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanı…
Ellerinde kelepçe. Başında jandarma. Kamera karşısında, sanki hüküm çoktan verilmiş gibi teşhir edilerek içeri sokuluyor.
Şimdi durup soralım:
Bu ülkede suç mu farklı, sanık mı?
Hukuk, kitaplarda eşit yazar. Ama koridorlarda eşit işlemezse, o kitaplar sadece raf süsüdür. Masumiyet karinesi bazıları için zırh, bazıları için kâğıttan bir maskeye dönüşmüş durumda. Kimine “tutuksuz yargılama”, kimine daha iddianame bile okunmadan fiilî ceza.
Kelepçe bir güvenlik tedbiri değil artık. Bir mesaj.
“Biz seni suçlu görüyoruz” mesajı.
“Sen seçilmiş olsan da bizden değilsen budur” mesajı.
Seçilmiş bir belediye başkanını kelepçeyle adliyeye getirmek, sadece bir kişiye yapılan muamele değildir. O kelepçe, sandığa giden milyonların iradesine takılmıştır. Hukuk eliyle siyasetin dizayn edilmesidir bu. Ve adına ne konulursa konulsun, demokrasiyle bağdaşmaz.
Öte yandan yüzlerce yıl hapis istemiyle yargılanan bir ismin VIP kapılardan geçirilmesi… Bu da başka bir hakarettir. Adalete değil, topluma. “Herkes eşittir ama bazıları daha eşittir” cümlesinin canlı karşılığıdır.
Hukuk devleti; güce göre eğilen, kimliğe göre bükülen bir yapı değildir. Eğer bugün kelepçe, siyasi tercihe göre takılıyorsa; tutuklama, kamuoyunu tatmin aracı hâline geldiyse; adliyeler VIP salonlara bölündüyse… Orada artık adalet yoktur, sadece güç vardır.
Bu ülkenin insanı şunu görüyor ve unutmaz:
Kimlerin arka kapılardan korunduğunu,
kimlerin ön kapılarda küçük düşürüldüğünü.
Adalet, sadece kararlarla değil, görüntülerle de yıkılır.
Bugün adliye koridorlarında çekilen bu fotoğraflar, yarın kimsenin inkâr edemeyeceği bir gerçeğe dönüşecek.
Ve o gün geldiğinde sorulacak tek bir soru kalacak:
Bu düzen kimin adaleti?